Sinân Erdebilî

Konusu 'Peygamber Efendimiz(SAV)' forumundadır ve OrKuN tarafından 20 Şubat 2008 başlatılmıştır.

  1. OrKuN Well-Known Member


    Sinân Erdebilî


    Velîlerin büyüklerinden. İsmi Sinân Efendidir. Erdebil köylerinden Râmiye'de doğdu. Doğum târihi bilinmemektedir. 1544 (H.951) tarihinde İstanbul'da Koşuyolu diye bilinen yerde vefât etti.

    Sinân Erdebilî önce Erdebil'de tahsil yaptı. Sonra Tebriz'e geldi.Orada Dede Ömer Rûşenî hazretlerinin sohbetlerine katıldı. Bir gece rüyâ gördü. Bu rüyâsını tâbir eder ümidiyle Dede Rûşenî hazretlerinin huzûruna geldi ve rüyâsını anlattı. Dede Rûşenî hazretleri onu dinledikten sonra; "Oğlum bizim hocamızda cezbe, kendinden geçme, aşk ve irfân, zühd ve takvâ ile ilim ve melâmîlik halleri vardı. Sonra bunları talebelerine taksim ettiler. Aşkı bize, cezbeyi Alâeddîn'e, zühdü MollaHabîb'e, takvâyı Şükrullah'a, ilmi Şeyh Sinân'a, melâmîliği Gülle'ye verdiler. Senin istediğin irfândır. O meziyet Pîr Muhammed'de idi. Şimdi ise Çelebi Halîfe'dedir. O da Rum diyârlarındadır. Senin bu rüyânın tâbiri onlarda müyesser olacaktır." buyurdu. Sonra bir mektup yazıp onu Anadolu'ya gönderdi. Sinân Erdebilî aylar süren bir yolculuktan sonra, İstanbul'a geldi. Çelebi Halîfe'nin bulunduğu dergâhı öğrendi. Bir Cumâ günüydü. Çelebi Halîfe vâz için câmiye geldi. Sinân Erdebilî de câmide bir köşeye oturup bekledi. Çelebi Halîfe onu bir köşede görünce; "Sinân, oğlum, Dede Rûşenî'nin mektubunu getir, görelim. Bakalım ne buyurmuşlar?" dedi. O da hayretle ayağa kalkıp mühürlü mektubu verdi.Çelebi Halîfe mektubu okudukta, selâmını alıp; "İnşâallah hayırlısı olur." buyurdular ve Sinân Erdebilî'ye ders olarak halvet, yalnızlık ve uzleti emrettiler.

    Sinân Erdebilî, Halvetî yolunun usül ve âdâbına göre yetişip, hak yolun bilgilerini öğrenip icâzet, diploma aldı. Ayasofya Câmii yakınında talebeleri için bâzı odalar yaptırdı.Câmide ibâdetle vaktini geçirdi. Zamânın ileri gelenlerine nasîhat verdi. Maddî mânevî sıkıntısı olanların yardımına koştu. Zamânın sultânının bâzı rüyâlarını tâbir etmiş, tâbirleri aynen meydana çıkmıştır.

    1) Lemezât, Süleymâniye Kütüphânesi, Hacı Mahmûd Kısmı, No: 4356, v.144
    2) Şakâyık-ı Nu'mâniyye Tercümesi; s.521
     



Sayfayı Paylaş