Siirt Gelenek ve Görenekleri

Konusu 'Güneydoğu Anadolu' forumundadır ve hakan788 tarafından 15 Temmuz 2013 başlatılmıştır.

  1. hakan788 Well-Known Member


    Siirt Gelenek ve Görenekleri
    Her bölgede olduğu gibi, kız beğenme, nişan ve düğün konularında Siirt’in de kendine özgü gelenek ve görenekleri vardır. Bu gelenek ve görenekler ilçelerde farklılıklar gösterir. Flört yoktur. Gençler nişandan evvel birbirlerini muhakkak görürler. Buna “Görücü Usülü” denilmektedir.

    Kız Beğenme
    Mayıs ayında başlayan ve “Şihir” tabir edilen ilkbahar gezmelerinde, düğünlerde, aile toplantılarında vb. umumi yerlerde kızı görüp beğenen erkek, ailesine açılır ve “Falan kız kimlerden?” diyerek o kızı istediğini ima eder. Bunun üzerine erkek ailesi kız hakkında etraftan bilgi toplamaya başlar. Sonuç olumlu olursa, kadınlardan kurulu bir topluluk, kızı ailesinden ister. Kız evi nazlanır ve aynı zamanda erkek hakkında araştırma yapar. Bu ara geliş-gidişler devam eder. Araştırma neticeleri uygunsa, kız evi rıza gösterir ve bunu kahve-şeker ikramıyla belli ederek “Allah hayırlı etsin” temennisinde bulunurlar. Kız tarafı, damat tarafı erkeklerinin, kendi erkeklerini ziyaret etmesini isterler. Erkekler arasında isteme şekli daha samimi ve daha kısadır. Diğer bir deyişle iş kadınlar tarafından olgunlaştırılmış, erkekler tarafından noktalanmış olur. Bunu takip eden bir iki gün içinde gündüz kadınlar, gece erkekler olmak üzere, iki koldan kız evine gidilerek söz kesimi “Temlihkeyye” yapılır.

    Nişan
    Önce erkek tarafı nişan yüzüğü için ölçü ister. Arkasından da kız tarafı ölçü ister. Buna göre yüzükler alınır. Nişan günü erkek tarafı gelin evine bir torba kesme, bir torba toz şeker, iki kilo kahve ve yeteri kadar sigara ve kibrit gönderir.

    Kapısı ardına kadar açık bırakılan kız evine gelen misafirler erkek ve kadın olarak ayrı ayrı toplanırlar. Misafirlere şeker ve kahve ikram edildikten sonra imam, nişan duasını üç defa okur. Her defasında “Oğlumuz falana, kızınız falanı veriyormusunuz?” diye tekrarlar. Kız tarafının bir büyüğü “Atayna” (verdik) der. Bu söz üzerine damat adayının kardeşi veya genç bir yakını derhal yerinden fırlayarak “Verdik” diyen kimsenin ve hocanın elini öper ve fatiha okunur. Merasimin bitirildiği hemen kadınlara ulaştırılır. Damat tarafının kadınları, bu olayı “Tililili” (sevinç çığlıkları) ile ilan ederler, ve eğlence ile takılar takılır.

    Nişan tarihinden bir hafta sonra Perşembe gecesi damadın yakın akrabaları toplanarak kız evine giderler. Misafirler biraz istirahat ettikten sonra gelinlik kız, yaş sırasına göre gelenlerin ellerini öper, onlar da kendisine çeşitli hediye veya para verirler.

    Nikah
    Nişanlılık devresi devam ettiği müddetçe damat tarafı, gelinlere izzet ve ikramlarda bulunur. Her mevsimin meyvelerinden götürülür. Bayramlarda bayramlık hediye verilir. Mahalli günlerden olan Cıgor’da baklava, portakal; Yumurta Bayramı’nda sayıları 100 ile 500 arasında yumurta gönderilir.Her iki taraf içinde iktisadi bir yıkım olan bu adetler, çok yavaş bir şekilde terk edilmektedir. Önceleri damat tarafını masrafa sokan bu adetler, evlilikten sonra kız yakınları tarafından ömür boyu devam ettirilir.

    Pazartesi günü evli telaşı,
    Çarşamba gelince kına yarışı,
    Cuma gecesinde inletir başı,
    Şarkın incisi güzeldir Siirt.

    Damat tarafının hazırladığı hamam takımı, ayakkabı, manto, çanta gibi bütün eşyalar sandık içinde kız evine götürülür. Güğüm ve bakır ibrik kız tarafından çıkarılır. Kız evi, gelen kadın misafirlere çeşitli yemekler ikram eder. Kız evinde her iki taraftan toplanan kadınlar huzurunda tarafların çıkardığı çeyiz eşyaları tek tek gösterilir. Her gösterişte bir alkış tufanı kopar. Bu sırada kız ailesi tarafından damadın yakınlarına hazırlanan “Sabahiye” denilen hediyeler de teşhir edilir. Bu eşyalar gerdek gecesinin ertesi günü Cuma sabahı sahiplerine verilir. Bu teşhir işine “Şebeş” adı verilir.

    Düğünler dört gün sürer. Bu dört gün boyunca yapılan hazırlıklar damat evinde yürütülür. Gelin evinde sadece genç kızlar ve kadınlar eğlence düzenlerler. Düğünün ikinci günü olan Salı günü gelinin eşyaları damat evine taşınır.

    Kına Gecesi
    Çarşamba gecesi kına gecesidir. Sabahleyin gelin, damat ailesinin kadınlarıyla hamama götürülerek sevgi gösterileri arasında yıkanır. Damat tarafı, hamama mevsimine göre çeşitli meyveler gönderir. Geceleyin damat tarafı kalabalık bir erkek-kadın topluluğu ile kız evine kına götürerek gelinin eline sürerler. Bu kınanın içine damat tarafı bir miktar para koyar. Gelin evinden dönüşte tekrar eğlencelere başlanan erkek evinde, damadın da eline kına sürülür. Kına misafirlere de dağıtılır.

    Erkekler arasındaki eğlenceler kadınlarınkine göre nispeten daha renkli olur. Geç saatlere kadar devam eden eğlencelerden sonra damat sabaha karşı damat ve yakınları için tümüyle tutulan hamama arkadaşlarıyla birlikte gider. Yıkandıktan sonra topluca damat evine gidilerek mükemmel bir sabah yemeği yenilir.

    İkindiye doğru damadın tıraşı merasimle yapılır. Damadın odası gelin evinden gelen kadınların ve komşuların yardımlarıyla düzenlenirken, gelin de yakın arkadaşları tarafından süslenir ve baba evinde son dakikalarını yaşamaya başlar. Süslenen gelin yatsıya kadar gelinlik elbisesi ve duvağı ile oturarak komşuları tarafından ziyaret edilir. Yatsıdan sonra damat ve taraflarınca damat evine götürülür. Bu sırada sağdıçlar damada talimat verir.Sağdıç, damadın akrabası veya yakın dostlarından biridir. Aynı şekilde gelinede ablası veya yengesi nasihat ederek sağdıçlık görevini yerine getirmiş olur. Damadı, arkadaşları salavatlar arasında giydirirler. Damadın elbise düğmelerini iliklememesi, ayakkabı bağlarını bağlamaması tenbih edilir. Gelinle birlikte koltukta karşılıklı otururlarken gelinin damadın ayağına basmaması için dikkatli olması tavsiye edilir. Çünkü, gelin damadın ayağına basarsa, erkek evlilik müddetince karısından korkar ve kılıbık olurmuş. Aynı şekilde merasim sırasında damadın bekar kızlar tarafından “Murat” (dilekleri olsun) diye çimdiklenmemesi hususu hatırlatılır.

    Gelin, damat evine gelirken damadın kardeşi veya en yakını tarafından elinden tutularak kalabalık arasında salona çıkarılır. Gelin tam cümle kapısından girerken içinde bozuk para ve arpa bulunan bir testi, büyük bir gürültüyle kırılır. Böylelikle gelinin kayınbaba evinden korkacağına inanılır. Arpa, gelinin erkek çocuk doğurması içindir. Gerdek odasının önündeki salonda hazırlanan koltuklarda karşı karşıya oturan gelin ile damadın üstüne para serpilir. Damat, gelini salona girerken, etrafa para saçarak karşılar. Dualar ve salavatlar arasında bir müddet salonda oturan damadın elinde mumlarla süsle bir tabak bulunur. Son zamanlarda mumlar yerine ampul veriliyor. Kalabalığın dağıtılması için, gelinle damadı hemen gerdek odasına sokarlar. Etrafın dağıldığına kanaat getiren erkek, abdest alarak iki rekat şükür namazı kılar ve dua eder. Namazı bitiren damat, soyunmadan önce eline hediyesini verir. Daha önceden gerdek odasındaki masaya konan “Damad Mendili” diye tabir edilen bohça içinde bulunan kuruyemişlerden birbirlerine ikram eden gelin ve damat, kurdukları yuvanın geleceğinden konuşarak geç saatlere kadar uyumazlar.

    Ertesi gün sabah namazından evvel uyandırılan damat, hamama götürülür. Öğle vakti Cuma Namazı kılınır. Dönüşte akraba ve yakın arkadaşları ile öğle yemeği yer. Gelinin akrabaları hediyeler ve iki tepsi baklava ile kızlarını görmeye gelirler ve öğle yemeğini burada yerler. Üç gün sonra akşam, dost ve akrabalarla birlikte damat gelini babasının evine götürür. Kayınpeder ve kayınvalidesinin elini öper ve hediyesini alır. Bu hediye kol saati, yüzük veya elbiselik kumaş olabilir. Bu ziyaretten yedi gün sonra da gelin terafı kızlarını görmeye giderler ve hediyeler götürürler. Evlilikten kırk gün sonra, gelin babasının evine gider. Bir hafta orada kalır. Bundan sonra gelin tarafı damatlarına bir akşam yemeği verir. Vakit ilerleyince damat, hanımı ile birlikte evine döner. Böylece kuruluşu tamamlanan yeni aile, yaşayışına normal bir şekilde devam eder.

    Doğum
    Evlilik telaşının sona ermesiyle, doğum hazırlıklarına başlanır. Özellikle ilk doğum büyük ilgi uyandırır. Doğum haberi kızın ailesi ve yakın akrabalarına hemen ulaştırılır. Doğumun ilk günü kızın annesi süt gönderir. Aradan bir hafta geçtikten sonra kızın annesi tarafından hazırlanan çocuk çeyizi götürülür. Bu eşyalar arasında; kundak ve elbise, pijama, havlu, pudra, kolonya, bir kaç sabun, bir kaç kat elbise, atletler, kilotlar, lastik kilotlar, muşambalar, salya önlükleri, zıbın, yorgan, yastık, kırlent ile anneye bir takım elbise ve bir teneke çekirdek bulunur. Çekirdek arasında misafir şekeri, fıstık ve leblebi vardır. Ailenin maddi durumuna göre çocuğun beresine çeyrek, yarımlık veya bir altın lira iliştirilir.

    Doğum yapan kadın kırk gün dışarı çıkmaz. Evde yalnız da bırakılmaz. Bu müddet zarfında ev işlerine karışmaz. Kız annesi ilk gün süt, ikinci gün kebap, üçüncü gün büryan gönderir. Bundan sonra yakın akrabalar doğum tebriğine gelirler. Hediyelerini getirirler. Çocuk erkek ise hediyeler daha kıymetli olur. Kırkıncı günün sonunda gelin baba evine giderek orada bir hafta kalır. Kendisine ve çocuğa verilen hediyelerle eşinin evine dönerek, artık normal anne hüviyetine kavuşur.

    Sünnet
    7-8 yaşına varan bir çocuğun babası, maddi imkanlarına göre kendi çocuğuna ve komşu öksüz çocuklardan birkaçına yeni elbiseler yaptırır. Sünnet günü cümadır. Cumadan iki gün önce davullu, sazlı ve sözlü eğlence yapılır. Cuma günü en güzel şekilde giydirilen çocukların başlarına dizili altınlar konulduktan sonra, mahalle çocukları ile birlikte araçlara bindirilerek şehir içinde gezdirilir. Cuma namazından sonra davetliler eğlence yerinde toplanır. Burada sünnet evi tarafından hazırlanan yemekler yenilir. Sünnetçi davetlilerin huzurunda çocukları sünnet ettikten sonra boş bir tepsi gezdirerek para toplar. Sünnetten üç gün sonra dost, akraba ve komşu kadınları sünnet evine tebriğe, hediyeleri ile birlikte giderler. Yemeklerini yiyerek dağılırlar ve sünnet merasimi tamamlanmış olur.
     



Sayfayı Paylaş