Şiirin Şifresi

Konusu 'Masal ve Hikayeler' forumundadır ve CAN tarafından 12 Haziran 2016 başlatılmıştır.

  1. CAN Well-Known Member


    Bir şiirin 'Şifre'si nasıl çözülür?

    Bir şiirin anlamlandırılmasında o şiirdeki bütün sözcüklerin belirli bir işlevi var mıdır, yoksa sadece bazı sözcükler ve sözcük öbeklerinden yola çıkmak, o şiirin anlamlandırılması için yeterli olabilir mi?

    Bu konuyu gündeme taşımamın nedeni, Sezai Karakoç'un bir şiiri üzerine yaptığım okumanın, o şiirin tümünü oluşturan sözcükleri değil, bazı sözcük öbeklerini belirlemiş olmamın, eleştiri konusu yapılmasıdır. Karakoç'un bir hayli uzun sayılabilecek şiirini, birkaç sözcük öbeğine indirgeyerek yorumlamanın, ne kertede tutarlı bir okuma olabileceğini sorgulayanlar oldu. Benim buna vereceğim bir cevabım olmalıydı elbet...

    Öncelikle şunu bildirmek isterim: Bir şiiri belirli bir kurama göre okumak, o kuramın teorik kavramlarına tekabül edecek (karşılık gelecek) sözcüklerin ve sözcük öbeklerinin belirlenmesiyle mümkün olabilir. O sözcük öbeği de retorik ya da edebî araçları, metafor (istiare, eğretileme) ve metonimi (mecâz-ı mürsel; düzdeğişmece) kullanarak saptanır. Mesela, bir şiirde 'toprak' ve 'saban' sözcükleri geçiyorsa, bu sözcükler, birbirini tamamlayan sözcük birimleri olarak bir metonimik öbek oluştururlar: {toprak, saban}; veya bir şiirde 'saban' ve 'pulluk' sözcükleri geçiyorsa, bu sözcükler birbirini tamamlayan değil, biribirinin yerine geçebilen sözcük birimleri olarak bir metaforik öbek oluştururlar: {saban, pulluk}. Bundan sonra yapılacak olan, bu metaforik ya da metonimik öbekleri, hangi kuramdan yolaçıkılıyorsa, o kuram bağlamında anlamlandırmaktır. Sözgelimi, şiiri Marksist kuram bağlamında okuyorsanız, {toprak, saban} metonimik öbeğini, tek üretim aracının toprak olduğu Prekapitalist toplumlara atıfta bulunan bir öbek olarak okumanız gerekir. Yok eğer, Marksist kuram bağlamında değil de, Freud'un Psikanaliz kuramına göre okuyorsanız, aynı metonimik öbeği cinsel ilişkiye atıfta bulunan bir öbek olarak okumak durumundasınızdır.

    Benim görüşüm şudur: Hangi kuram bağlamında okunursa okunsun, herhangi bir okumanın 'edebî' bir okuma olabilmesi için, metafor ve metonimi gibi retorik araçları kullanarak işe başlamak sözkonusu olmalıdır. Bu anlamda Michalel Riffaterre'in 'Semiotics of Poetry'de kullandığı yöntemin, bütün kuramsal okumalar için referans olarak alınması gerekir. Riffaterre, şiire özgü bir genel okuma modeli inşa ederken, 'hipogram'lardan ve onların bir alt grupu olarak 'betimleme öbekleri'nden (metafor ve metonimi) yolaçıkılmasını önermiştir. Bana göre bu yöntem, yukarıda da belirttiğim gibi, bütün kuramlar için bir genel okuma modeli olabilir.

    Şimdi meselenin özüne geliyorum: Riffaterre, şiirdeki sözcüklerin tümünü, 'temsilî işaretler' olarak kavramsallaştırır; bu sözcüklerden ancak bir 'hipogram' veya 'betimleme öbeği' oluşturanların, 'şiirsel işaretler'e dönüşebileceğini bildirir. Riffaterre'e göre, okuru şiirin matrisine götürecek olanlar, ancak 'şiirsel işaretler'dir.

    Bunu somut bir örnekle anlatayım: Benim ilkokulda olduğum yıllarda, -ki İkinci Dünya Savaşı yıllarıydı- rahmetli babam Yahya Hikmet Yavuz, Bursa'nın Orhangazi ilçesinde kaymakamdı. İçişleri Bakanlığı'ndan (o zamanki adıyla, Dahiliye Vekâleti) gizli, şifreli metinler gönderilir; babam da o metinleri deşifre ederdi. Şifreyi çözme işi şöyle olurdu: Babam, masasındaki kilitli çekmecelerden birini açar, çekmeceden üzerinde, farklı yerlerde delikler bulunan bakır bir levha çıkarır, levhayı bakanlıktan gönderilen metnin üzerine koyar ve deliklerden görünen sözcükleri okurdu. Metnin şifresi böylece çözülmüş olurdu...

    Bir şiirin şifre'si de böyle çözülür. Çünkü bizi şiirin neyi anlatmak istediğine (Riffaterre'in deyişiyle, 'matris'ine) götürecek olan 'şiirsel işaretler', tıpkı, babamın çekmecesindeki bakır levhanın deliklerinden görünen sözcükler gibidirler. Metnin, o deliklerden görünmeyen kısmı, tıpkı şiirde 'betimleme öbekleri'ne (metafor ve metonimilere), dolayısıyla da 'şiirsel işaretler'e dönüşmemiş 'temsilî işaretler' gibi, dolgu maddeleri olarak kalırlar.

    Sezai Karakoç'un şiirini kuramsal bağlamda okurken bütün sözcükleri kullanmamamın nedeni budur! Ben şifrenin çözümünde, bakır levhanın deliklerinden görünen sözcüklere bakarım;-işte o kadar!

    zaman
     



Sayfayı Paylaş