Sevgi Şiirleri Can Yücel

Konusu 'Aşk Şiirleri' forumundadır ve CAN tarafından 24 Mayıs 2016 başlatılmıştır.

  1. CAN Well-Known Member


    Sevgi Duvarı

    Sen miydin o yalnızlığım mıydı yoksa
    Kör karanlıkta açardık paslı gözlerimizi
    Dilimizde akşamdan kalma bir küfür
    Salonlar piyasalar sanat sevicileri
    Derdim günüm insan arasına çıkarmaktı seni
    Yakanda bir amonyak çiçeği
    Yalnızlığım benim sidikli kontesim
    Ne kadar rezil olursak o kadar iyi

    Kumkapı meyhanelerine dadandık
    Önümüzde Altınbaş, Altın Zincir, fasulye pilakisi
    Ardımızda görevliler, ekipler, Hızır Paşalar
    Sabahları açıklarda bulurlardı leşimi
    Öyle sıcaktı ki çöpcülerin elleri
    Çöpcülerin elleriyle okşardım seni
    Yalnızlığım benim süpürge saçlım
    Ne kadar kötü kokarsak o kadar iyi

    Baktım gökte bir kırmızı bir uçak
    Bol çelik bol yıldız bol insan
    Bir gece Sevgi Duvarını aştık
    Dustuğum yer öyle açık seçik ki
    Başucumda bi sen varsın bi de evren
    Saymıyorum ölüp ölüp dirilttiklerimi
    Yalnızlığım benim çoğul türkülerim
    Ne kadar yalansız yaşarsak o kadar iyi

    Can Yücel


    SEN SENİ


    sen seni seveni
    görmeyecek kadar
    körsen seni
    seven seni
    sevdiğini söyleyecek
    kadar gururludur

    Can Yücel


    ANLADIM


    Bunca zaman bana anlatmaya çalıştığını kendimi bulduğumda
    anladım.
    Herkesin mutlu olmak için başka bir yolu varmış
    Kendi yolumu çizdiğimde anladım..
    Bir tek yaşanarak öğrenilirmiş hayat okuyarak dinleyerek değil..
    Bildiklerini bana neden anlatmadığını anladım.
    Yüreğinde aşk olmadan geçen her gün kayıpmış
    Aşk peşinden neden yalınayak koştuğunu anladım..
    Acı doruğa ulaştığında gözyaşı gelmezmiş gözlerden
    Neden hiç ağlamadığını anladım..

    Ağlayanı güldürebilmek ağlayanla ağlamaktan daha değerliymiş
    Gözyaşımı kahkahaya çevirdiğinde anladım..
    Bir insanı herhangi biri kırabilir ama bir tek en çok sevdiği acıtabilirmiş
    Çok acıttığında anladım..
    Fakat hak edermiş sevilen onun için dökülen her damla gözyaşını
    Gözyaşlarıyla birlikte sevinçler terk ettiğinde anladım..
    Yalan söylememek değil gerçeği gizlememekmiş marifet
    Yüreğini avucuma koyduğunda anladım..
    ”Sana ihtiyacım var gel ! ” diyebilmekmiş güçlü olmak
    Sana ”git” dediğimde anladım..
    Biri sana ”git” dediğinde ”kalmak istiyorum” diyebilmekmiş sevmek
    Git dediklerinde gittiğimde anladım..

    Sana sevgim şımarık bir çocukmuş her düştüğünde zırıl zırıl ağlayan
    Büyüyüp bana sımsıkı sarıldığında anladım..
    Özür dilemek değil ”affet beni” diye haykırmak istemekmiş pişman olmak
    Gerçekten pişman olduğumda anladım..
    Ve gurur kaybedenlerin acizlerin maskesiymiş
    Sevgi dolu yüreklerin gururu olmazmış
    Yüreğimde sevgi bulduğumda anladım..
    Ölürcesine isteyen beklemez sadece umut edermiş bir gün affedilmeyi
    Beni affetmeni ölürcesine istediğimde anladım..
    Sevgi emekmiş
    Emek ise vazgeçmeyecek kadar ama özgür bırakacak kadar sevmekmiş…

    Can Yücel


    KÖRÜKÖRÜNE YAŞAMAK


    Bağlanmayacaksın bir şeye, öyle körü körüne.
    “O olmazsa yaşayamam” demeyeceksin.
    Demeyeceksin işte.
    Yaşarsın çünkü.
    Öyle beylik laflar etmeye gerek yok ki.
    Çok sevmeyeceksin mesela.
    O daha az severse kırılırsın.
    Ve zaten genellikle o daha az sever seni,
    senin o’nu sevdiğinden.
    Çok sevmezsen, çok acımazsın.
    Çok sahiplenmeyince, çok ait de olmazsın hem.
    Çalıştığın binayı, masanı, telefonunu, kartvizitini..
    Hatta elini ayağını bile çok sahiplenmeyeceksin.
    Senin değillermiş gibi davranacaksın.
    Hem hiçbir şeyin olmazsa,
    kaybetmekten de korkmazsın.
    Onlarsız da yaşayabilirmişsin gibi davranacaksın.
    Çok eşyan olmayacak mesela evinde.
    Paldır küldür yürüyebileceksin.
    İlle de bir şeyleri sahipleneceksen,
    Çatıların gökyüzüyle birleştiği yerleri sahipleneceksin.
    Gökyüzünü sahipleneceksin,
    Güneşi, ayı, yıldızları..
    Mesela Kuzey Yıldızı, senin yıldızın olacak.
    “O benim” diyeceksin.
    Mutlaka sana ait olmasını istiyorsan bir şeylerin..
    Mesela gökkuşağı senin olacak.
    İlle de bir şeye ait olacaksan, renklere ait olacaksın.
    Mesela turuncuya, ya da pembeye.
    Ya da cennete ait olacaksın.
    Çok sahiplenmeden,
    Çok ait olmadan yaşayacaksın.
    Hem her an avuçlarından kayıp gidecekmiş gibi
    hem de hep senin kalacakmış gibi hayat.
    İlişik yaşayacaksın.
    Ucundan tutarak…

    Can Yücel


    SEVDİĞİN KADAR SEVİLİRSİN


    Yerin seni çektiği kadar ağırsın
    Kanatların çırpındığı kadar hafif
    Kalbinin attığı kadar canlısın
    Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç
    Sevdiklerin kadar iyisin
    Nefret ettiklerin kadar kötü
    Ne renk olursa olsun kaşın gözün
    Karşındakinin gördüğüdür rengin
    Yaşadıklarını Kar sayma:
    Yaşadığın kadar yakınsın sonuna;
    Ne kadar yaşarsan yaşa,
    Sevdiğin kadardır ömrün
    Gülebildiğin kadar mutlusun
    üzülme bil ki ağladığın kadar güleceksin
    Sakın bitti sanma her şeyi,
    Sevdiğin kadar sevileceksin.

    Güneşin doğuşundadır doğanın sana verdiği değer
    Ve karşındakine değer verdiğin kadar insansın
    Bir Gün yalan söyleyeceksen eğer
    Bırak karşındaki sana güvendiği kadar inansın.
    Ay ışığındadır sevgiliye duyulan hasret
    Ve sevgiline hasret kaldığın kadar ona yakınsın

    Unutma yagmurun yağdığı kadar ıslaksın
    Güneşin seni ısıttığı kadar sıcak.
    Kendini yalnız hissetiğin kadar yalnızsın
    Ve güçlü hissettiğin kadar güçlü.
    Kendini güzel hissettiğin kadar güzelsin
    işte budur hayat!
    işte budur yaşamak
    Bunu hatırladığın kadar yaşarsın
    Bunu unuttuğunda aldığın her nefes kadar üşürsün
    Ve karşındakini unuttuğun kadar çabuk unutulursun
    çiçek sulandığı kadar güzeldir
    Kuşlar ötebildiği kadar sevimli
    Bebek ağladığı kadar bebektir
    Ve herşeyi öğrendiğin kadar bilirsin bunu da öğren,

    Sevdiğin
    Kadar
    Sevilirsin

    Can YüCEL


    BOŞVER BE YAŞI BAŞI

    Gönlün ne kadar şık sen ondan haber ver!
    Şöyle atıp koyu grileri-siyahları sabahtan,
    sarı bir kaşkol atabiliyor musun boynuna, ondan haber ver!
    Koyma bir kenara yüreğini, aç kapılarını,
    gelene geçene yol verme girsin diye içeri ama
    gömme başını toprağa bir çift güzel göz uğruna.
    Bilirim yine yeşerecek bir çiçek bulursun bir dalda,
    ama aklını kaybedecek bir aşk varsa avuçlarında,
    bırak aksın yollarına.
    Yağ geç, yık geç, kimse inanmazsa inanmasın.
    Sen inan yüreğine,
    hem ona geçmezse kime geçer sözün?
    Büyü, büyü..
    Bak ellerin, ayakların kocaman,
    aklın da maaşallah yerinde,
    e ne diye tutarsın yüreğini uçmasın diye.
    Akıllı ol, yüreğin gelir peşinden,
    boşver yaşı başı,
    aşk var mı aşk, sen ondan haber ver!

    Takılmışsın yüzündeki, gözündeki çizgilere.
    O çizgilerin yüreğine neler kazıdığını düşün,
    atmak mı istiyorsun kendini bir dereye soğuk bir kış günü,
    öl gitsin..
    Parayı pulu savurup,
    bir balıkçı köyünde balık tutmak mıdır isteğin,
    savrul gitsin..
    Boş ver be yaşı başı,
    kim tutar seni kim,
    kendi yüreğinden başka kim?
    Aklını al da öyle git,
    ister bir duvara, ister bir odaya, ister kıra bayıra vur da git.
    Dert etme ellerini, onlar da gelir seninle bırakmadıkça birine.
    O biri de gelir gerçekten istediğin oysa,
    seveceksen ve öleceksen uğruna..
    Yaşa be, yaşa da öyle git, gireceksen toprağa..

    Yaş 70′e gelse bile, hayat daha bitmemiş,
    sen mi biteceksin?
    Çekeceksen bile bayrağı,
    yaşadım ulan dibine kadar diyemiycek misin?

    Can Yücel
     



Sayfayı Paylaş