Sese Duyarlı Devreler

Konusu 'Fizik' forumundadır ve RüzGaR tarafından 4 Haziran 2008 başlatılmıştır.

  1. RüzGaR Super Moderator


    Sese Duyarlı Devreler

    Tarih kitapları, insanların rahat ve huzurlu yaşamak için yaptıkları mücadeleleri anlatmaktadır. Bu mücadeleler sadece savaşmak ile olmamış aynı zamanda bilim ve teknikte yapılan çalışmalar ile de olmuştur. Tarih içerisinde birçok düşünür yaşamış ve bilime az az katkılar sonucu 21. yüzyılın modern bilim dünyası ortaya çıkmıştır. Bilim tek yönlü bir meteryal gibi olmayıp, çok yönlü bir meteryal gibidir. Hani insanlar zamanında sadece üç boyutlu bir yaşamın olduğunu zannetmişler, daha sonraları ise birçok boyutun yer aldığını bulmuşlardır ya, bilginler de önceleri bilimi tek yönlü ele almış, ancak daha sonraları bilimin tam bir fonksiyonel bütünler zinciri olduğu tespit edilmiştir. Bilginler önceleri bilim ile ilişkisi olmayan astroloji ile uğraşmış ve bu uğraşıyı yapanlara da zaten bilgin denilmemiştir. Zaman içerisinde tıp, astronomi, kimya gibi müspet ilimlerde ilerlemeler olmuş ve bunların yanında felsefe, sosyoloji gibi sosyal bilimlerde de ilerlemeler olmuştur.

    İlkokullardaki tarih şeridini incelediğimiz zaman büyük gelişmelerin 19. yüzyıldan sonra olduğu görülür. İlk mikroskobun bulunuşuyla biyolojide ve maddenin iç yapısının atomlardan oluştuğunun tespiti ile de fizikte büyük gelişmeler olmuştur. Öyle ki, önceleri birkaç bölümden oluşan fizik bilimi yüzlerce bölüme ayrılmış ve özelliklede lamba dediğimiz elektronik devrelerin keşfiyle de fizik dalı yeni ve büyük bir alt bilime daha kavuşmuştur. Bu bilim dalının adına ise elektronik denilmiştir. Sizler bırakın fiziği, sadece elektronik bile yüzlerce alt bölüme ayrılmaktadır.
    Elektroniğin gelişiminde çok yavaş ilerlemeler kaydedilmiş, 20. yüzyılın ikinci yarısından itibaren ise çok büyük gelişmeler sağlanmıştır.Önceleri yapılan iki katlı dev kompütürden günümüzde kullanılan ve gömlek cebine dahi girebilen mini kompütürlere gelinceye kadar büyük gelişmeler kaydedilmiştir. Elektroniğin bu kadar ilerlemesinde ise en büyük katkıyı yarıiletkenlerden yapılan ve adına transistör denilen devre elemanları sağlamıştır. Yapılan en önemli çalışmaların içerisinde ise ses ile ilgili devrelerin geliştirilmesi olmuştur. Sese duyarlı derken konuyu etraflıca ele almak istiyorum…Teyp de ses ile ilgilidir, televizyon da,radyo da…Bu çeşitlemeyi binlerce devreye varacak kadar uzatabiliriz. Ama bilinen ve teknik manada yapılan ses ile ilgili ilk çalışmayı Edison yapmıştır. Edison’un yapmış olduğu gramofon ile günümüzde kullanılan ses devreleri arasında aslında fazla bir fark yoktur. Yapılan bütün devrelerde amaçlanan sesi elektrik enerjisine döndürmek ya da elektrik enerjisini sese döndürmektir.
    Genel olarak kullanılan cihazlar mikrofon, hoparlör, kulaklık gibi elemanlardır. Bunlar ise ya sesi elektriğe dönüştürür ya da elektriği sese dönüştürür. Ancak bu dediğim olay bir satırla yada bir makale ile geçiştirilecek kadar basit değildir. Bir radyoda bile kullanılan ses düzeneği, bundan 100 yıl önce imkansız denilecek düzeyde ve hatta öyleki 100 yıl önce böyle bir olaydan bahsetmek bile insanların deli demesine neden olabilecek düzeyde bir olaydır. Ama günümüzde bizim 10-15 liraya bile alabileceğimiz radyolar üretilmiştir.Bir zamanlar insanlar Ay’a seyahatin imkansız olduğunu ifade ediyorlardı ve aynı insanlar Dünya’nında yuvarlak olduğunu söyleyenleri aforoz ediyorlardı.
    Günümüzde ise insanlar teknik bakımdan çok gelişmiş ve bu gelişme her yıl neredeyse ikiye katlanarak devam etmektedir. Bu teknik çalışmaları takip etmek ise çok önemlidir. Artık insanlar ses ile ilgili devreleri terk etmişler, birbirleri ile düşünce yolu ile iletişim kurmanın ve düşünce yolu ile bilgi edinmenin yollarını bulmaya başlamışlardır. Nitekim Japonya’da yapılan çalışmalar sayesinde televizyonlar bırakın uzaktan kumandayı, bırakın ses ile kumanda etmeyi, düşünerek televizyona istediklerini yaptırabilen teknoloji üretilmiştir. O yüzden çok iyi bir şekilde teknolojinin takibi önemlidir. Hani derler ya keşfedileni tekrar keşfetmemeli, keşfedilmeyeni keşfetmeli…Umarım bir başka yazımda buluşuruz…



    Yazan: LÜTFİ ŞAHİN
     



Sayfayı Paylaş