Şeker Hastalığı Psikolojisi

Konusu 'Sağlık-Genel' forumundadır ve elif tarafından 10 Şubat 2013 başlatılmıştır.

  1. elif Moderator


    Şeker Hastalığı Psikolojisi
    Şeker hastalarında depresyon, anksiyete bozuklukları ve özellikle iğne fobisi, yeme bozuklukları, psikotik bozukluklar ve demans görülüyor.

    Şeker hastası olan kadınlarda depresyon ve yeme bozuklukları, erkeklerde ise cinsel işlev bozukluğu daha sık görülmektedir. Diyabetiklerde hastalıklarına eşlik eden depresyon, anksiyete bozukluğu ya da psikotik bozukluk gibi bir psikiyatrik hastalık da varsa sinirlilik olabilir.

    Şeker hastalığı, kişinin sürekli bedenine dikkatini ve disiplinli olmayı gerektirir. Hastalığın seyri, diyet, egzersiz, kilo verme, günlük kan şekeri ölçümü, ayak bakımı, düzenli ilaç kullanımı ya da düzenli insülin iğnesi yapmak gibi hastanın sorumluluk almasını gerektiren kişisel bakıma bağlıdır. Bunlar yapıldığı sürece hastalık çoğunlukla iyi huyludur. Ancak, bunlar aynı zamanda hayatın kısıtlanması demektir ve bu durum ömür boyu sürecektir. Bu nedenle kişi hastalık teşhisini öğrendiği andan itibaren bir uyum sürecine girmek durumundadır. İşte bu uyum süreci psikiyatrik sorunların ilk ortaya çıkışını tetikleyecektir.

    Aile desteği diyabette çok önemlidir. Aile ve çevredeki diğer kişiler lüzumlu lüzumsuz hastayı sürekli uyarır, sorumluluklarını sürekli hatırlatır ya da sorgularsa kişi kendi hayatı üzerindeki egemenliğini kaybettiği hissine kapılabilir. Böyle olunca tepkisel olarak hastalığıyla ilgili sorumluluklarını yerine getirmeyebilir. Çocuksulaşabilir. Yaşamını değiştirmek zorunda olduğunu kabullenmek zor olabilir. Çevrenin yaklaşımı psikiyatrik sorunların gidişiyle paralellik gösterebilir.

    Kan şekeri sürekli yüksek olursa, beyin hücreleri ve beyine kan getiren damarlarda hasarlar oluşur. Bunun sonucu olarak da, unutkanlık, düşünme hızında yavaşlama, soyut düşüncede bozulma, kelime hafızasında azalma, düşüncenin esnekliğinde azalma olur.

    Diyabet hastalarının hiçbir tıbbi hastalığı olmayan kişilere oranla 2-3 kat daha fazla depresyona girdikleri görülmektedir.
     



Sayfayı Paylaş