Savaşmadan Kazanmak

Konusu 'Kitap Özetleri' forumundadır ve RüzGaR tarafından 23 Ekim 2007 başlatılmıştır.

  1. RüzGaR Super Moderator


    TurkeyArena

    ÖZET:

    Birçoğumuz çevremizdekilerin kusurlarını arayıp; ortaya çıkarmaya çalışırız. Bunun nedeni çevremizdekileri aşağılamak, küçük düşürmek ve kendimizi yüceltmek olsa gerek. Başkalarını eleştirerek, kendimizin kusursuz olduğuna karşımızdakini inandırmaya çalışırız. Bu da çirkin, ucuz, değersiz bir davranış şeklidir.
    Hayal gücümüzü kullanarak örnek bir olay canlandıralım: Her gün akşam yemeğinden sonra, eşiyle birlikte parkta sohbet ederek yürüyen karı kocanın önüne bir gün bir hırsız çıksın. Hırsız, inandırıcı bir şekilde; ''Sökülün paraları yoksa alırım canınızı'' diyerek tehdidini savurur. Bu sırada hırsızın ummadığı şekilde karı kocadan tehdidi duymamış gibi hiç ses çıkmaması üzerine; hırsız sinirlenerek bağırmaya başlar. ''Beni duymadınız herhalde, çıkarın cüzdanınızı yoksa suratınızı dağıtırım!'' diyerek karı kocanın üzerine bıçağı ile saldırır. Karı kocanın ani bir hareketi ile hırsızın hamlesi boşa gider. Tekrar toparlanan hırsız gururu incitildiği ve öfkesini yenemediği için öncekinden daha hızlı şekilde tekrar saldırır. Karı kocanın küçük vücut hareketiyle geri çekilmeleri üzerine bu sefer hırsız kendini yerde bulur. Şimdi yere düşen zavallı hırsız yalvaran gözlerle karı kocaya bakmaktadır. Acaba ayaklarıyla suratını mı çiğneyecekler, yoksa gırtlağına sarılıp polis mi çağıracaklar düşüncesindedir. Ancak karı koca ne hırsıza vurur ne de intikam derdine düşüp polis çağırırlar. Sadece arkalarını dönerek yürüyüşlerine devam ederler.
    Bu hikaye bize savaşmadan nasıl kazanılacağına bir örnektir. Bu olay hırsızı mağlup edenin yine kendi öfkesi olduğunu görmemizi sağlar. Günlük yaşantımızdaki savaşlar başka sahnelerde de karşımıza çıkabilir. Çoğumuz bu gibi saldırılara çılgınca savaşarak gururumuzu, mevkiimizi, iffetimizi elde etmeye çalışırız.
    Savaşmadan kazanmak, hayatın risklerini göze alamadığı için büyük zaferlere ve başarılara imzasını atamamış insanlara sunulan bir davranış modelidir. Yenilgiler onları korkutmaz, aksine daha motive ettirici unsur olarak görülür.
    Bir insan gurur, şeref ve haysiyetini yitirdiyse üzülüp ezildiğini bir gün mutlaka anlar. Fakat yaşadığı zor anlarla hayatının güzel geçen anlarını karşılaştırdığında sevinçli ve mutlu anlarının zannettiğinden çok daha az yer tuttuğunu görür. Bu duygularını kendi içinde öldürüp, davranışlarından ötürü asla bir takım suçluluk duygularına yenik düşmez; kendisini kesinlikle bir suçluymuş gibi görmez. Hiç kimse onu kandıramaz, kışkırtıp tehdit edemez. Çünkü bilir ki "başıma gelecek en kötü şey ölümdür'' ki bununda bir önemi yoktur. ''Ben zaten ölümle dost olmayı bile öğrendim" der. Bu şekilde düşünen ve düşündüğü gibi davranan biri, gerçek zaferin sahibi olacaktır.
    Savaşmadan kazanmanın bir takım kurallarını aşağıdaki gibi sıralayabiliriz ;
    Rakibini yenmek istiyorsan, önce kendini yenmelisin.
    Savaşı kazanmak için her zaman mutlaka bir alternatifin bulunmalıdır.
    Oyunda kendinizin hakemliğini yine kendiniz üstlenmelisiniz.
    Yenilgiye mazeret aramamalısın.
    Oyunda hangi kuralları kullanırsan kullan sadece tek şansın olduğunu unutmamalısın.
    Zafer kazananların bile yenilebileceği unutulmamalıdır. Yenilgiler korkutmamalı, aksine motive ettirici unsur olarak görülmelidir. Galip gelmenin önemli üç saldırı unsuru: savaşma gücü, kazanma iradesi ve yeterli yedek kuvvetlerdir. Yukarıda açıklanmış olan beş kuraldan anlaşılacağı gibi hayatımız koskoca bir oyundan ibarettir. Bizler de bu oyunun birer parçası olduğumuzu unutmamalıyız.
    "Savaşmadan kazanmak'' demek, tehdit ve yaptırım oklarına hedef tahtası olmamak demektir.
    "Savaşmadan kazanmak" demek, hedef tahtasından uzaklaşıp; zehirli okların boşluğa doğru uçmasını sağlamak demektir.
    Çoğumuz, yüksek sesle konuşarak kendimizi fark ettireceğimizi zannederiz, ancak yüksek sesle konuşmakla kazanmanın hiçbir ilgisi yoktur. Kazanmak için zafer anı gelinceye kadar sessizliği korumak, zafer anı gelince de harekete geçmek gerekir.
    Her bireyin elde etmesi gereken önemli zaferleri aşağıdaki gibi özetleyebiliriz:
    1. "Mutlaka kazanmalıyım" düşüncesini yenin; bunun için iç disiplin anlayışı içerisinde bulunulmalı; her oyuncu kendi şahsına uyum gösterecek doğru zaman, yer ve koşullar yakaladıktan sonra harekete geçmelidir.
    2. Kendinize güvenmeyi öğrenin: Hayatları boyunca diğer insanları aşağılayarak kendini yüceltmeye çalışan insanlar vardır. Birçokları bozguna uğradıklarında kolaya kaçar. Güç kazanıp kendilerini geliştirmektense , göstermelik ve sahte başarılara sığınırlar. Amaçları çevredekilerine , yenilmediklerini ispat etmektir. Yaşadığımız dünyada bir şeyleri değiştirmek istiyorsak önce kendi kişiliğimizde bazı şeyleri değiştirmeyi başarmalıyız. Bu da başaracağım inancıyla başlar.
    3. "Suç işle; af dile " prensibine boyun eğmeyin : "Önce günahı işle; sonra af dile" felsefesini benimseyenler, kaybedecekleri önceden belli olan bir savaşa atılmış olurlar.
    4. "Olabilecek en kötü şey" korkusunu yenin : Başına gelebilecek en kötü olayı korkuyla bekleyerek yaşayan bir kimse, bu korkusunu yenmeyi başardığı takdirde, hiçbir şey onu korkutamayacaktır. Savaşmadan kazanmak bir anlamda ölümle dost olmak demektir.
    Savaşmadan kazanmak için; ya çevreye uyum sağlayacak şekilde kendinizi hazırlarsınız ya da başkalarının yapılarını, değer yargılarını boş verir; kendi kendinizi keşfetmeye çalışırsınız. Hayatınızın geri kalanında size en çok zevk vereceklerle uğraşırsınız.
    Sonuç olarak kendimize ulaşan yolu takip ederken, hayatımıza anlam katacak olan potansiyel güçleri araştırmalıyız.
     



Sayfayı Paylaş