Savaş Sanatı

Konusu 'Kitap Özetleri' forumundadır ve RüzGaR tarafından 23 Ekim 2007 başlatılmıştır.

  1. RüzGaR Super Moderator


    TurkeyArena

    ÖZET:

    Machiavelli'nin tespitine göre yaşadığı dönemde askeri düzenler tamamen yozlaşmıştır ve bu düzenler uzun süreden beri eski yöntemleri takip etmektedir. Dolayısıyla ordudan nefret edilmesine ve orduda görev yapanlarla konuşmaktan bile kaçınılmasına neden olan birtakım tehlikeli fikirler doğmuştur. Machiavelli, bu gidişatın değiştirilebilmesi için savaş sanatı ve askerlik üzerine düşüncelerini ve yapılması gerektiğine inandığı yenilikleri içeren bu kitabı kaleme almıştır.
    Kitap dönemi için farklı bir özellik taşıyan diyalog formunu seçmiştir. Diyalog toplam yedi kitaptan oluşmaktadır:
    Birinci kitap Lombardiya'daki savaşların ardından yemekte bir araya gelen Machiavelli, Cossimo ve Zanobi arasında geçen diyaloglara yer verir. Bu diyalog askeri bilimin tekrar oluşturulmasını konu alır. Barış zamanında belirli görevleri yerine getirenler dışındaki askerlerin normal hayatlarına dönerek alelade bir insan olarak yaşamaları gerektiği savaş zamanında ise silahlanıp ordudaki yerlerini almaları gerektiğini vurgulayan düşüncelerdir. Düşüncenin temelinde orduların yalnızca savunma kavramı kullanılmasına yani barışın muhafazasını sağlamanın dışında silahlı birlik bulundurmaması fikri yatmaktadır.
    Bu bölümde savunulan diğer bir düşünce de süvariler gibi vasıflı askerlerin seçiminde daha özenli davranılması gerektiğidir. Savaşta başarı elde etmek için manevra kabiliyeti yüksek birlik anlayışından hareketle orduların genç askerlerden oluşturularak eğitim düzeylerinin arttırılması gerekliliği ele alınan bir başka konudur. Ayrıca ülkede karışıklık ve düzensizliği önlemek için kurulan sivil milislerin çok olmaları, az olmalarından daha iyidir şeklinde bir görüş de savunulmaktadır.
    İkinci kitapta, milisin uygun silahlanma, organizasyon ve eğitimi ele alınmaktadır. Bu hususlar örnekle açıklanırken özellikle Romalılar üzerinde durulmuştur. İlk çağlardan beri kullanılan silahlar ve bunların etkileri anlatılarak en uygun silahların neler olduğu hakkında görüşler öne sürülmektedir. Buna göre Roma piyadeleri; sapan, arbelat (yayın geliştirilmiş bir türü), ok, küçük kaşkan, ağır silahlı piyadeler ise; miğfer, zırh, dizlik, bileklik, kalkan, kılıç ve hançer, süvariler ise; kalkan, kılıç ve asta (balta benzeri bir silah) kullanmışlardır.
    Machiavelli, bu bölümde yalnız Romalılar'ın silahlarını tanıtmakla yetinmemiş aynı zamanda Alman İsveç ve İspanyol ordularının silahlarını da değerlendirmiştir. Diğer taraftan birlik düzenleri, komuta hiyerarşileri üzerine de bir incelemede bulunmuş ve bugünkü talimnamelere temel teşkil edebilecek intikal ve savunma düzenleri çizimlerle gösterilmiştir. Ayrıca süvarilere ilerlemede avantaj kazandıran hızlarının, manevra yapmada pek faydalı olmadığı bu sebeple yakın muharebede piyadelerin vazgeçilmez olduğu sonucuna da varılmaktadır. Bir birliğin muharebede disiplin içerisinde kalabilmesi için düzenin mükemmel olması gerekmektedir. Machiavelli bu düzenleri de dikdörtgen, iki kanatlı ve ortasında bir meydan olan şekillerde üçe ayırmıştır.
    Üçüncü kitap klasik formasyonu ve metodunun detaylı bir incelemesini sunmakta ve önceden öğrenilenleri içeren örnek dersleri bir savaş modelinin tanımlamasını içer halde aktarmaktadır. Bu bölümde Roma ve Yunan askeri teşkilatlanmaları ele alınmakla beraber yazar ve arkadaşları, düşüncelerinde belirtilen silahlanma ve düzenlerle gerçekleştirdikleri bir harbin tasvirini yapmaktadırlar. Bu tasvir içerisinde bir ordunun savaşa hazırlanmasından, topçu birliklerinin kullanılmasına kadar bir çok konu yer almaktadır. İşaretle sevk ve idarenin temelini oluşturan flamalar ve çalgı aletlerinin kullanılması oldukça ilgi çekicidir.
    Dördüncü kitabın konuları savaş, kumanda ve yönetim öncesinde, yönetim esnasında ve sonrasında kullanılmış olan taktikler, planlama ve savaş hileleridir. Bu bölümün en ilgi çekici yanı ise günümüz askeri literatüründe VDAM olarak ifade edilen durum muhakemesi formatının benzeri bir formunun ayrıntıyla anlatılmasıdır. Buna örnek muharebe olarak da ünlü Kartaca komutanı Annibal'ın Cannae Muharebesi verilmektedir. Diğer ilginç taraf da komutanın liderlik özelliği ve kurmay heyetinin niteliklerinin de günümüz talimnamelerinin paralelinde olmasıdır.
    Son üç kitaptaki konular; yürüyüş düzeni (V), ayrılmayı da içine alarak ordugah, askerlerin hazırlanması ve refah (VI), şehir ve kalelerin savunması ve buraya yapılan saldırılardır. Yürüyüş düzenlerinde birliğin düşman hatlarında ilerlerken uygulaması gereken hareket tarzları açıklanmakta, bazı belli başlı intikal düzenleri ortaya konmaktadır. Muhtemel bir saldırıda pusuya karşı koyma tedbirleri incelenmektedir. Bir ordunun yürüyüş hızı, günde on ila yirmi mil arası olarak belirtilmiştir. Güzergah üzerindeki engelleri aşma yöntemleri üzerinde de durulmaktadır. Ordugah konusunda ise bir ordugahın kurulmasında komutanın ve seçilen arazinin rolü ele alınmıştır. Ordugahın güvenliği için tesis edilmesi gerekli nöbet, parola sistemleri değerlendirilmektedir. Bunların yanında ordugahta ve birliklerde disiplini sağlama amacı ile kullanılan cezalardan da örnekler verilmektedir. Yine bu bölümde bir şehrin savunması ve şehre saldırı düzenleri konusunda fikirler öne sürülmektedir. Şehir savunmasının en önemli unsurunun çok iyi tahkim edilmiş surlar ve kazılan hendekler olduğu düşüncesi hakimdir. Saldırıda ise en önemli faktörün baskın ve etkin lağım faaliyetleri olduğu savunulmaktadır. Yazar kitabı bitirirken son olarak açıklanan konularda belli başlı ilkeler sıralamıştır. Bunlardan bazıları şunlardır:
    · Düşmanın yararına olan bir şey sana ve senin yararına olan bir şey düşmana zarar verir.
    · Pek az kişi doğuştan cesur ve dayanıklıdır. Talimlerle sıkı bir çalışma ise istisnasız herkesi cesur ve dayanıklı kılar.
    · Kendi ordu gücünün ve düşmanın ordu gücünün farkında olanlar daha zor yenilgi alırlar.
    · Yapmayı düşündüğün şeylerle ilgili olarak pek çok kişinin tavsiyesini alabilirsin, ancak iş karar vermeye gelince daha azına danışmalısın.
    · İyi komutanlar ihtiyaç duyulmadığı veya karşılarına geri çeviremeyecekleri bir fırsat çıkmadığı takdirde asla savaşmazlar.
    Machiavelli'nin kitabında savunduğu tezlerin bazılarının günümüz askerlik sanatı ile karşılaştırıldığında tamamen yanlış oldukları ortaya çıkmaktadır. Ancak onun burada bahsettiği bazı temel hususlar bugün bile kullanılmaktadır. Machiavelli'nin diğer bir önemli yanı ise kendisinden sonra gelen Napoleon, Saint-Cry ve Clausewitch gibi bir çok askeri dehaya ilham kaynağı olmasıdır. Bunun yanında askerliğin, daha doğrusu savaşın politik unsurlarla iç içe kullanılması ve savaşın politikanın devamı olarak görülmesi fikrinin doğması da bir diğer önemli etkisidir. Machiavelli, savaşın bir sanat olduğu ve sınırları olamayan bir mücadele olarak nitelendirilmesi gerektiği fikrindedir. Ona göre disiplin en büyük öneme haizdir. Zafer, diğer bütün düşüncelerin kendisine tabi olacağı bir hedeftir. Bu amaçla Machiavelli o güne kadar neredeyse hiç duyulmamış olan bir oluşumun sistematik düşüncesini kurmuştur.
     



Sayfayı Paylaş