Şapka ve Kılık Kıyafet Devrimi Hakkında Bilgi

Konusu 'Tarih' forumundadır ve RüzGaR tarafından 17 Nisan 2011 başlatılmıştır.

  1. RüzGaR Super Moderator


    Şapka ve Kılık Kıyafet Devrimi Hakkında Bilgi
    Şapka ve Kıyafet Devrimi, Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulmasının ardından, halkın kılık ve kıyafetinin düzenlenerek batı ülkelerindeki normlara uygun hâle getirilmesi için 1925 ve 1934 yıllarında çıkarılan iki kanunla yapılan düzenlemedir. Atatürk Devrimleri'nin bir parçası olan bu kanunla ile, başlık olarak sadece şapka takılması düzenlenmiş, belirli tipte kıyafetlerin giyilmesi ise yasaklanmıştır.

    Şapka Kanunu: 28 Kasım 1925 tarihli ve 671 No'lu Şapka Giyilmesi Hakkında Kanun. Mustafa Kemal Atatürk ülke halkını her alanda çağdaş ve uygar düzeye çıkarabilmek için değişiklikler tasarlarken, dış görünüşüyle de bunu vurgulaması gerektiğine inanıyordu. 25 Ağustos 1925'te Kastamonu-İnebolu'ya yaptığı bir gezide başına şapka giyip, "Buna şapka derler" diye halkı şapka giymeye özendirmesinden sonra, 25 Kasım 1925'te şapka giyilmesi hakkındaki kanun çıkarılıp, dini değeri olan giysilerle sokakta gezilmesi yasaklandı.

    1925 - Şapka giyilmesi konusundaki kanun, TBMM'de kabul edildi. Kanun, 28 Kasım'da yürürlüğe girdi.

    Kılık Kıyafet Kanunu: Kıyafet kanunu ile birlikte, kadınların çarşaf giymesi yasaklanarak kadınlar modern kıyafetlere geçiş yapmışlardır. Erkekler ise fes ve sarık gibi başlıklardan vazgeçip şapka takmaya başlamışlardır.

    Atatürk, 23 Ağustos 1925’te Eskişehir ve Mahmudiye’ye yaptığı seyahatlerde şapkayı halka göstererek giysi devriminin ilk işaretini verdi. “Biz her nokta-i nazardan medenî insan olmalıyız. Fikrimiz, zihniyetimiz, tepeden tırnağa kadar medeni olacaktır. Medenî ve beynelmilel kıyafet milletimiz için layık bir kıyafettir onu giyeceğiz.” diyen Atatürk, 27 Ağustos 1925’te de Mahmudiye'de “Turan kıyafetini araştırıp ihya eylemeye mahal yoktur. Medeni ve beynelmilel kıyafet bizim için, çok cevherli milletimiz için layık bir kıyafettir.” dedi.

    Bundan sonra, 3 Kasım 1934 'deki kıyafet kanunu ile cüppe ve sarık giymek yasaklanmış, bu kıyafetleri giyme hakkı yalnız -ibadethanelerde- din adamlarına tanınmıştır. Diğer yandan ülke çapında bu duruma tepki gösteren bir takım muvahhid gruplar ortaya çıkmıştır. Bunlar "dinî amellerine alet etme" gibi iddialarla yargılanmıştır.turkeyarena.net Bu tip suçlardan bazı kişiler hapis cezasına çarptırılmış veya idam edilmiştir. 1924 yılında yazdığı "Frenk Mukallitliği ve Şapka" risalesinden dolayı 1925'te çıkan söz konusu kanuna muhalefetle idam edilen İskilipli Atıf Hoca ilk akla gelen örneklerdendir. Söz konusu kanunların geriye işletilmesi örneği, Türkiye yakın tarihi için alelade fakat medenî hukuk tarihi açısından utanç verici bir deneyimdir.
     



Sayfayı Paylaş