Said Nursinin Hocası Kimdir

Konusu 'Hakkında Bilgi' forumundadır ve Seçkin tarafından 21 Ağustos 2016 başlatılmıştır.

  1. Seçkin Well-Known Member


    Said Nursinin Hocası ve Eğitim Hayatı

    Said Nursinin Üçüncü kardeşi, Abdullah Efendi , çevrenin çok büyük saygı duyduğu bir âlimdi. Aynı zamanda Bediüzzaman Said Nursî’nin de ilk hocalarından birisiydi.Daha sonra molla Fedullah hocadanda dersler almıştır.Zekasına hayran kalan hocaları daha sonraları Said Nursiden dersler almışlardır.

    İlk eğitimini ağabeyi Molla Abdullah'tan almıştır. Dokuz yaşında (1887) Tağ Köyü’ndeki Molla Mehmed Emin Efendi’nin medresesinde öğrenim hayatına başladı. 1888'de medrese eğitimi bırakarak köyüne döndü. Tarihçe-i Hayat'ta izzetine çok önem verdiği, âmirane söylenen en küçük bir söze bile tahammül edemediği, bu sebeble köyüne geri döndüğü yazılmıştır. Köyüne döndükten sonra, medrese öğrencisi olan ağabeyi Molla Abdullah'ın derslerini takip ederek kendini ilerletmiştir. Beş yıl süren tahsil hayatı boyunca Molla Mehmed Emin Efendi Medresesi, Mir Said Veli Medresesi, Molla Fethullah Efendi Medreselerinde eğitim aldı. Risalelerinde, bu süre zarfında Kur’an’ı hatmettiğini, sarf ve nahiv kitaplarını İzhar’a kadar okuduğunu, Doğu Beyazıt’ta bulunan Şeyh Mehmet Celali’nin medresesinde üç ay süren bir eğitim gördüğünü, bu eğitimi sırasında her gün günde üç saat meşgul olarak yüze yakın kitabı okuyup ezberine aldığını, medreselerde eğitimi yapılan kitaplar dışında pek çok başka kitabı da okuduğunu yazmıştır. Nakşibendî tarikine intisabı, Halidî şeyhlerin sosyal aktivitelerine katılımıyla olmuştur. Daha sonra icazetini aldığı ve sonra Doğubeyazıt’tan ayrıldığı bildirilmektedir. Bu sırada arkadaşları ve bazı hocalarıyla olan tartışmaları ve kavgaları sebebiyle medrese eğitiminde aksamalar olmuştur. Köyüne döner ve kışı köyünde geçirir.

    Said Nursi gördüğü bir rüyadan etkilenerek eğitime dönerek Müküs ocağındaki Mir Hasan Veli Medresesine gider. Zor konularda gösterdiği anlayış, okuduğu kitapları kolaylıkla ezberine alması ve ilmi tartışmalardan galip ayrılması gibi özellikleri Molla Fethullah Efendi tarafından "Bediüzzaman" şeklinde isimlendirilmesine yol açar.

    Risalelerinde, bu dönemden sonra Bitlis’e gelen Said Nursî'nin ilmi alt yapısı ve farklı kişiliğinin, Bitlis Valisi Ömer Paşanın dikkatini çektiği ve Vilayet konağında kalarak çalışmalarına devam etmesi için ona bir oda tahsis edildiği yazılmıştır. Burada iki yıl kalan Nursî daha sonra Van Valisi Hasan Paşa tarafından Van'a davet edilmiş, valilik konağında, Hasan Paşa ve sonrasında İşkodralı Tahir Paşa zamanlarında konağın kendisine ayrılan bölümünde yaklaşık olarak 10 yıl çalışmalarına devam etmiştir. Bu dönemde Horhor Medresesi'nde de talebelerine ders vermekte olduğu da eserlerinde anlatılmaktadır.

    Said Nursî, idealinde Van'da kurulmasını arzu ettiği, fen bilimleriyle İslami ilimlerin birlikte okutulacağı, Medresetü'z-Zehra (çiçek okulu) ismini verdiği üniversite düşüncesini hükümete iletmek için 1907 yılında İstanbul'a gelir. El-Ezher Üniversitesi'ne kardeş olarak tarif ettiği bu üniversitede Arapça, Türkçe ve Kürtçe olmak üzere üç dilde eğitim yapacağını belirtmektedir. İstanbul’da Ferik Ahmed Paşa’nın evine yerleşmiş, idealindeki üniversite ile ilgili bir dilekçeyi padişahın özel kalem dairesi olan Mabeyn-i Hümayun’a sunmuş, ancak Said Nursî'nin bu talebi için hükümet bir teşebbüste bulunmamıştır. Gelişinden iki ay sonra Fatih'te bulunan Şekerci Hanı'na yerleşen Said Nursî, odasının kapısına “Burada her suale cevap verilir, her müşkül hallolunur; fakat sual sorulmaz” şeklinde bir yazı asmıştır.
     



Sayfayı Paylaş