Saç Nakli Saç Ekimi

Konusu 'Sağlık-Genel' forumundadır ve elif tarafından 1 Ağustos 2008 başlatılmıştır.

  1. elif Moderator


    Saç kaybı hormonal değişiklikler, genetik yani kalıtsal veya yaşlılık nedeniyle oluşan, hem kadınlarda hem de erkeklerde görülebilen, fiziksel ve buna bağlı olarak da psikolojik sorunlara sebep olan bir durumdur. Saç kaybı aynı zamanda çeşitli dermatolojik hastalıklar, yanıklar ve kazalara bağlı olarak meydana gelebilir. Bu durumda saç nakli ya da saç ekimi ile bu bozukluklar düzeltilebilir.

    Erkek tipi saç dökülmesi her toplumda görülebilen bir durum olmasına rağmen pek çok erkek ve kadın için önemli bir sorundur. Hastalar, saçlarının dökülmesini önlemek, dökülen saçların yeniden çıkmasını sağlamak veya saç dökülmesinin sebep olduğu görüntüyü ortadan kaldırmak için bir çok yola başvurmaktadırlar.

    Saç kökleri uzun bir gelişme dönemi ve bunun ardından gelen kısa bir dinlenme periyodundan oluşan bir döngü içindedirler. Dinlenme döneminde şaç teli köke bağlıdır ancak büyüme olmaz. Dinlenme dönemi sonunda ise saç teli düşer ve saç kökünden yeni bir tel gelişmeye başlar. Yaş ilerledikçe dinlenme döneminin süresi uzamaya başlar. Normalde gelişme dönemi ( anajenfaz ) 3-5 yıl kadar sürerken bunu takip eden dinlenme dönemi ( telojenfaz ) 1-2 haftalık geçiş dönemini ( katajenfaz ) takiben başlar ve 3-4 ay sürer.

    Erkeklerde genellikle tepe ve alın kısmında saç kökü kaybı nedeniyle saçlarda seyreklik veya belirgin saçsızlık görülürken, ense bölgesinde iki kulak arasında kalan bölgede saç dökülmesi olmamaktadır. Bunun nedeni iki farklı saç kökünün bulunmasıdır. Alın ve tepe bölgesindeki birinci tip saç kökleri testosteron hormonuna duyarlıdır. Bu hormon etkisiyle saç kökleri zarar görmekte dolayısıyla saçlar dökülmektedir. İkinci tip saç kökleri ise testosteron hormonuna duyarlı değildir ve bu sebeple dökülmezler. Saç ekimi işleminde bu nedenle kafanın arka kısmında bulunan hormona duyarlı olmayan saç kökleri alınarak, alın ve tepe bölgesindeki saçsız alanlara ekilir. Bu şekilde ekilen saç kökleri hormona duyarlı olmadıklarından bir daha dökülmezler.

    Estetik ve plastik cerrahideki son yıllardaki en önemli gelişmelerden biride mini ve mikrogreft transplantasyonu ile saç restorasyonudur. Bu teknik ile diğer yöntemlere göre çok daha doğal ve başarılı sonuçlar elde edilebilmektedir. Bu yöntem ensenin üzerindeki bölgeden uzun elips şeklinde bir şaçlı derinin çıkartılarak bu deri şeridindeki kıl köklerinin bir ila üçlü gruplara bölünmesi ve restore edilmesi istenen bölgeye teker teker nakledilmesi şeklinde özetlenebilir.
    Operasyon lokal anestezi altında yapılmakta ve hastalar tarafından rahatlıkla tolare edilebilmektedir. Operasyon başlamadan önce saç ekiminin yapılacağı bölgeler işaretlenir. Bu çizimler yapılırken saç ekilecek bölgenin naturel saç çizgilerine uygun olması suni bir görünüm oluşturmaması bakımından çok önemlidir. Kafanın arkasında saçlı derinin alınacağı bölge hazırlanıp lokal anestezi ile uyuşturulduktan sonra uzun elips şeklinde bir saçlı deri parçası çıkartılır. Bu şeridin uzunluğu ortalama 12-15 cm eni ise yaklaşık 2 – 2,5 cm dir.turkeyarena.com Saçlı deri alındıktan sonra bu bölge estetik bir dikiş yöntemi ile kapatılır. Oluşacak kesi izi saçların içinden kaldığından hiç bir zaman görünür olmayacaktır. Ancak saçlar aralanırsa parça alınan bu kısmın çizgi şeklinde saçsız olarak görüneceği bilinmelidir. Bazı hastalarda dikiş hattında oluşan skar zamanla genişleyerek bu saçsız çizgi genişleyebilir. Bu durmda uygun bir süreden sonra buranın tekrar revize edilmesi gerekebilir.

    Çıkarılan saçlı deri 2-3 kişilik bir ekip tarafından bistüri ile 1li, 2li, 3lü kıl kökü ihtiva eden küçük gruplara ayrılır. Bu işlem çok incelikli ve çabuk yapılması gereken bir işlemdir. Saçlar bölünürken kıl köklerine hasar vermemek gerekmektedir. Kıl köklerinin kısa bir süre içinde bölünerek saçsız bölgeye nakledilmesi işlemin başarısı açısından önemli bir diğer faktördür. Bu nedenle saç ekimininde birkaç kişilik bir cerrahi ekiple çalışılmaktadır. Saçlar küçük gruplar halinde bölündükten sonra saçsız bölgeye ekme işlemine geçilir. Bu bölge lokal anestezilerle uyuşturulduktan sonra ince uçlu bir bistüri ile çok sayıda delik açılır. Hazırlanmış olan greftler ( kıl kökleri ) bu deliklerin içine tek tek yerleştirilir. Daha doğal bir görünüm oluşturmak için ön kısımlara tek kıl kökü ihtiva eden greftler, daha gerideki bölgelere ise ikili ve üçlü kıl kökleri ihtiva eden greftler yerleştirilir.

    İşlem tamamlandıktan hemen sonra hasta evine dönebilir. 72 saat boyunca saç yıkanmaz. Bu süre sonunda ekim yapılan bölge ve diğer saçlı bölgeler özel bir solüsyonla yıkanır ve bu işlem her gün tekrar edilir. Saç ekim işlemi günlük aktiviteyi kısıtlamayan bir işlemdir. Saç ekim işleminde mevcut saçlar kesilmemektedir. Hasta ekim yapılan bölgeye temas etmeyecek bol bir şapka takarak işine dönebilmektedir.Uygulamadan 48 saat sonra alın ve göz üstlerinde şişlik ve morluklar oluşabilmekle birlikte bu durum birkaç gün içinde kaybolmaktadır. Nakledilen saçlar bir süre sonra dökülürler ve yeniden çıkmaya başlamaları 2,5 -3 ay gibi bir süre almaktadır.

    Mini mikrogreft transplantasyonunda elde edilecek sonuçlar cerrahi faktörlere bağlı olduğu gibi hastanın mevcut saç durumu ile de çok ilgilidir. Ensenin üzerindeki bölgeden alınan kıl kökü sayısı kişinin bu bölgedeki saçlarının sıklığına bağlı olarak 1500 ila 3500 arsında değişiklik gösterir. Bu saçlar bir ile üçlü gruplar halinde 1000-1500 grefte ayrılarak nakledilmektedir. Verici bölgedeki saçların sıklılığı önemli bir faktör olmakla birlikte daha önemli bir faktör kişinin ön kısımdaki açıklığının derecesidir. Açık alanı az olan kişilerde bu kıl kökleri daha sık yerleştirilebilmekte ve daha başarılı sonuçlar alınabilmektedir. Açık alanı fazla olanlarda 8 ay – 1 yıl gibi bir süre sonra tekrar saç ekimi yapılarak daha sık bir görünüm elde edilebilir.

    Arka kısımlarda geniş açıklığı olan kişilerde uygulanabilen bir diğer yöntem ise arka kısımlardaki saçsız derinin bir kısmının elips yada mercedes şeklinde deri çıkartmaları ile küçültülmesidir ( skalp reduction ) bu işlem saç ekiminden birkaç ay önce yapılan bir operasyondur ve uygun hastalarda çok yararlı sonuçlar vermektedir.

    Saçsız alanın açıklığı azaltıldığından yapılacak saç ekimlerinde daha sık ve başarılı sonuçlar elde edilebilmektedir. Saç ekiminden yaklaşık 3 ay sonra çıkmaya başlayan saçlar orjinal yerlerindeki büyüme hızıyla yeni yerlerinde uzamaya başlarlar. Bu saçların genetik kodları ve özellikleri farklı olduğundan bunlarda dökülme meydana gelmemektedir. Ancak saç ekiminde nakledilebilecek kıl kökü sayısının sınırlı olması nedeniyle görüntüde saçsız alan kapatılmakla birlikte hiç bir zaman çok sık bir saç oluşmayacağı bilinmelidir. Saç ekimi tüm pratikliğine rağmen bir cerrahi müdahale olması nedeniyle gerekli tıbbi şartların sağlandığı ortamlarda uzman doktorlar tarafından yapılması gereken bir işlemdir.

    Son yıllarda popüler olan başka bir yöntem FUE dir. Foliküler ünite denen yapı, dermal bir kılıf ile çevrelenmiş ve içerisinde bir ila dört adet kıl folikülü barındıran ve etrafındaki damarsal ve sinirsel ağ ile anotomik ve fizyolojik bir bütünlük oluşturan yapıdır. Foliküler ünite nakli 1996 larda tanımlanmış 40 yıllık saç nakli tarihinde devrim niteliği kazanmıştır. Foliküler ünite genellikle iki yada üç saç folikülü (saç kökü) içeren ve kendi içerisinde bütünlük arzeden bir yapıdır. Önceleri varlığından bile haberdar olunmayan foliküler ünitelerin bölünmemesi gereken dokunulmaz yapılar olduğu ve ekimlerin bu durum gözönünde tutularak yapılması gerektiği ortaya konmuştur. Foliküler ünite mikroskop altında çok hassas bir biçimde elde edilmeli ve titizlikle ekilmelidir. Bu yüzden saç ekimi ve özellikle FUE yöntemi mikrocerrahi tecrübesi olan ve saçlı deri (scalp) anatomisini ve cerrahisini en iyi bilen kişiler olan plastik cerrahlar tarafından yapılmalıdır.
     



  2. m.bakala New Member

    • Saç Ekimi Nedir?
    Saç ekimi operasyonunun temel prensibi; başın arka ve yan kısmındaki saçların bir kısmının (ya da vücudun diğer bölgelerindeki uygun olan kılların bir kısmının) dökülmenin yoğun olduğu saçlı deri alanlarına aktarılmasıdır. Saçlı derinin arka ve yan tarafındaki saçlar genetik olarak dirençli oldukları için androgenetik saç dökülmesinde bu bölgedeki saçlar dökülmezler. Saçların genetik olarak korunduğu bu bölgeye güvenli donör (verici) alan denir. İleri evre erkek tipi saç dökülmesi olan bir erkek dahi genişlik olarak güvenli donör alana sahiptir.

    Saçlar başın arka kısmından alınarak, saç dökülmesinin geliştiği ve gelişeceği alana nakledildiğinde; başlangıçta kısa bir dökülmenin ardından, nakledildiği bölgelerde orjinalinde olduğu gibi uzamaya devam edeceklerdir. Bu nedenle saç ekimi kişiye ömür boyu kalıcı bir çözüm sunmaktadır.

    • Saç Ekiminde Prosedür Nedir?
    Operasyonun ilk işlemi hastanın saçlı derisinin lokal anestezi uygulanarak uyuşturulmasıdır. Bu sayede hasta operasyon süresince uyanık kalır; TV seyredebilir; yemek yiyebilir, gazete-kitap okuyabilir; ancak acı duymaz.
    Saçsız alanlara nakledilecek saç kökleri iki şekilde elde edilir. Birincisi; güvenli donör alan olan enseden bir şerit çıkarılır. Şerit saç köklerine ayrılır. Şeridin ayrılmasıyla elde edilen küçük saçlı deri parçacıklarına greft adı verilir. Her greft bir veya daha fazla sayıda saç teli(folikül) içerir.
    Başın arka kısmındaki şeridin çıkarıldığı boşluğun kenarındaki deriler birbirlerine dikilerek kapatılır. Şeridin boş bıraktığı alanın basit bir dikişle kapanabilmesi ve çizgi şeklindeki dikiş izinin saçlarla tamamen kamufle edilebilmesi saç ekimi operasyonunun önemli bir avantajıdır.

    Saç köklerini elde etmenin ikinci yolu enseden şerit çıkartılmasını ve dikiş atılmasını gerektirmez. Saçlı derinin arka ve yan kısmından veya diğer uygun bölgelerden (sırt, omuz, göğüs gibi) bu işlem için geliştirilen cihazlarla saç kökleri greft şeklinde hazır olarak çıkarılır. ( Halk arasında bu çıkarma işlemi "tek tek" olarak isimlendirilir.)

    Greftler saçsız bölgede özel aletlerle açılan kesilere (kanallara) yerleştirilirler. Kullanılan aletlerin özelliği, açılan kanalların boyutlarının olabildiğince küçük olmasını sağlamaktır. Bu sıklık ve doğallığı arttırırken, aynı zamanda yara iyileşmesini hızlandıracaktır.

    Aletlerin özellikleri belli bir alana daha fazla sayıda kanal açmayı, böylece bu alana daha fazla sayıda ve daha küçük boyutta greft ekmeyi mümkün kılmaktadır. Kanalların ve greftlerin boyutlarının küçük olması, saç ekiminin sıklığını (yoğunluğunu) ve doğallığını arttıran en önemli faktördür.
    Küçük kanal boyutunun diğer bir avantajı; greftin kanal içine tam oturması ve deri yapısının hemen hemen hiç bozulmamasıdır.

    Kanalın büyük açılması; onu çevreleyen deride çukurlaşma, renk değişikliği, greftlerin aşağı yukarı kayması gibi kozmetik sorunlara yol açabilir.
    Kanalların orjinal saçların yönünde açılması ve ekilen greftlerin orjinal saçlarla aynı açıda çıkması, saç ekiminde doğallığı sağlayan önemli noktalardan birisidir.

    Başarılı bir saç ekimi operasyonunda en önemli noktalarından biri doğal saç çizgisinin oluşturulmasıdır. Saç çizgisi simetrik ve ahenkli olmalıdır; kişinin yüz şekli ile orantılı şekilde belirlenmelidir. Yüz hatları yanında, saçın dökülme şekline uygun çizilmelidir.

    Saç çizgisinin belirlenmesi doktorun deneyimi ve estetik yaratıcılığı ile ilgilidir. Oluşturulacak saç çizgisinin on yıllar boyunca sabit kalacağı gerçeğinden dolayı, şekil ve yer (lokalizasyon) olarak ideal çizginin belirlenmesi amaçtır. Hastalar ileri yaşlarda da çizginin doğal görünmesi gerektiğini unutmamalıdırlar. Saç çizgisi, gençlik yıllarının başlarındaki kadar aşağıda tutulmamalıdır.

    Alnın iki yanında (temporal bölge) çizginin daha geride olduğu yüksek bir saç çizgisi hayat boyu süren mükemmel bir sonuç sağlayacaktır. Bu şekilde; düşük ve oval bir saç çizgisi ile karşılaştırıldığında, daha fazla yoğunluğa ve daha doğal görünüme ulaşılacaktır.

    Operasyon sonrasında ekim yapılan bölgeye hiçbir şey kapatılmaz. Ekim dikiş atılarak yapılmışsa, dikiş üzerine bandaj kapatılır. Bunun nedeni, bölgeyi dış etkenlerden korumaktır. Bandaj en az 12 saat, en fazla 72 saat sonra çıkarılır. Bandaj çıkarıldıktan sonra, dışardan bakıldığında operasyon izi görülmez.

    Hasta operasyon sonrası hemen evine gidebilir. İnfeksiyon riskini önlemek için, operasyon sonrası 5 gün antibiyotik tablet kullanılır. İşlem sonrasında birkaç gün ekim yapılan alan yara kabuğu ile kaplı kalır.
    2. günde yıkanmanın başlaması ile kabuklar düşer.

    Bu süreçte hastaya şapka kullanması önerilir. Saç ekimi dikiş atılarak yapılmış ise, dikişler 15 gün sonra alınır. Ekilen saçlar operasyonu takiben 2-4 hafta içinde dökülürler. Saç kökleri yeni yerlerine uyum sağladıkça (bunun için 2.5 - 3 ay gereklidir) , saçlar çıkmaya başlarlar ve ayda ortalama 1 cm. hızla uzarlar. Saç ekimi operasyonunun ilerde kişinin sağlığını bozacak herhangi bir yan tesiri ve komplikasyonu yoktur.

    • Hasta Seçimi Kriterleri Nelerdir?
    Tüm planlama androgenetik alopesinin son halinin doğru tespit edilmesine ve donör alanın büyüklük ve özelliklerine göre yapılmalıdır. Hastanın yaşı, dikkatli aile öyküsü, fizik muayenesi bu değerlendirmeyi yapmak için önemli faktörlerdir.

    Saç ekiminden önce bölgenin tamamen kelleşmesini beklemek gerekli de değildir;avantajlı da değildir. Göreceli olarak erken androgenetik alopesili bir kişinin varolan saçları, operasyon sonrasında daha iyi kamuflaj sağlar.
    İkinci bir operasyon gerekli olursa, iki operasyon arasındaki sürenin daha uzun olmasını sağlar.

    Saç taşıyan bölgelere ekim yapmak saç kaybını hızlandırmaz. Ancak bölgenin saçlı olması daha fazla dikkat gerektirir. Kanal açmak için yapılan kesiler bölgedeki mevcut saçlarla aynı yönde ve açıda olmalıdır.
    Ayrıca kişinin mevcut saçlarını korumak için oldukça etkili medikal tedaviler kullanılmaktadır. Bu tedaviler başarılı sonuç verdiğinde, kişinin mevcut saçlarını kaybederek ikinci bir operasyon geçirmesi söz konusu olmayacaktır.

    İşlem için doğru yaş üzerine kesin kural yoktur. Ancak 20 yaş öncesi ve 80 yaş sonrası işlem için çok uygun değildir.
    Kadınlar şu anda saç ektiren hastalarda daha fazla orana ulaşmışlardır.
    Son 10 yıldaki gelişmelerden dolayı, kadınlar saç ekimi için kabul edilebilir adaylar haline gelmişlerdir.

    Saç ekiminde sonuç sadece dökülme şekline değil; saçın rengi, telin kalınlığı, telin yapısı gibi faktörlere de bağlıdır. Saçın rengi ile alttaki derinin rengi arasındaki kontrast ne kadar az olursa , saçların seyrekliği o kadar az fark edilir ve saç ekimi daha başarılı sonuç verir. Bu bakımdan en şanslı hastalar sırasıyla saç renkleri sarı, beyaz ve gri olanlardır. Kural olarak; sarı-beyaz-gri saçlar daha az yoğunluk ile, koyu renkli saçlara oranla sık görülürler.

    Kahverengi ve siyah saçlı hastalarda daha fazla greft ekimi gerekmektedir. Kalın saç telleri daha fazla alanı kapatırlar. Saç kalınlığı 80 mikron civarındaki kişiler ince saç teli olanlara göre daha şanslıdırlar. Kıl çapında 0,01 mm´ lik artış, kıl hacminde % 36’lık şok edici şekilde artış sağlamaktadır. Kural olarak; ince telli saçlarda daha yoğun ekim gereklidir. Ayrıca dalgalı-kıvırcık saçlar daha dolgun ve hacimli göründüklerinden dolayı, saç ekiminde düz saçlı olanlara göre daha avantaj sağlar. Kural olarak; dalgalı-kıvırcık saçlar daha az yoğunluk ile düz saçlara oranla daha sık görünürler.

    Saç ekimi operasyonları sadece androgenetik alopeside uygulanmaz. Yanık, yara, infeksiyon sonrası iz gibi sikatris bırakan saç dökülmelerinde ve alopesi areata (pelad - saç kıran) hastalığında da başarıyla uygulanmaktadır. Saçlı deri dışında sakal ve kaşlı deriye de ekim operasyonları yapılabilmektedir.
     

Sayfayı Paylaş