Sabah namazına kalkamamak

Konusu 'Dini Sohbet' forumundadır ve abdulkadir tarafından 4 Mayıs 2008 başlatılmıştır.

  1. abdulkadir Well-Known Member


    sabah namazına kalkamamak


    Sonsuz hamdle Allah’a hamd olsun.


    Kıymeti bilinmediği için çeşitli bahanelerle terk edilen Peygamberimiz'in (sav.) "Dünya ve içindekilerden hayırlıdır." dediği sabah namazı en çok kazaya kalan namazdır. Beş vakit namazını düzenli kılsa bile pek çok müslüman, gece uykusundan uyanamama veya sabahın erken saatlerinde havanın soğuk olması gibi çeşitli bahanelerle sabah namazlarını kazaya bırakabiliyor. Oysa sabah namazı günün ilk imtihanı, ilk ibadetidir. Sabah namazını kılarak güne Allah'ın garantisinde başlayan bir mümin, ertesi güne kadar karşılaşacağı mücadele ve tehlikelerde büyük bir güven ve güç sahibi olur.

    Müslüman, Allah’ın indinde sabah namazının değerinin büyüklüğünü bilmelidir. Peygamber (s.a.v.) buyuruyor ki:

    Ebu Musa (r.a)’dan, Resulullah s.a.v buyurdular ki; “Kim sabah ve ikindi namazını kılarsa Cennete girer.”
    (Sahih-i Buhari, Namaz)

    Ebu Hureyre (r.a) Resulullah sav.’i “Cemaatle kılınan namaz birinizin tek başına kıldığı namaza göre yirmi beş kat daha üstündür. Sabah namazında gece melekleri de gündüz melekleri de toplanır.” diye buyururken işittim demiştir. Sonra Ebu Hureyre (r.a)
    “Dilerseniz <…sabah vakti de namaz kıl, çünkü sabah vakti de şahitlidir…> (İsra.78) ayetini buna delil olarak okuyunuz.” derdi.
    (Sahih-i Buhari, Ezan)

    “Aişe r.a şöyle dedi : Resulullah s.a.v buyurdular ki : Sabah namazının iki rekat sünneti dünyadan ve onun içerisindeki her şeyden daha hayırlıdır. “
    (Sahih-i Müslim : 2.c.725.N)

    “Aişe r.a şöyle dedi : Resulullah s.a.v. nafilelerden hiçbir namaz hakkında sabah namazının farzından evvelki iki rekat sünnet derecesinde şiddetle muhafazakar değildi. “
    (Sahih-i Müslim : 2.c.724/94.N)

    “Kim sabah namazını cemaatle kılarsa, bütün gece namaz kılmış gibidir.”
    (Sahih-i Müslim, s. 454, h. No: 656, Tirmizi 221)

    Ebu Hureyre ra.’dan, Rasulüllah sav. “Eğer insanlar ezan okumadaki ve birinci saftaki sevapları bilselerdi bunu elde etmek için sonunda kur’a çekmekten başka bir yol bulmasalar, kesinlikle kur’a çekerlerdi. Eğer namazı önce kılmadaki sevabı bilselerdi mutlaka bunun için yarış yaparlardı. Eğer yatsı ve sabah namazındaki sevabı bilselardi bu ikisine emekleyerek de olsa gelirlerdi.” buyurmuştur.
    (Sahih-i Buhari, Namaz)

    “Kim sabah namazını kılarsa o, Allah’ın himayesindedir.”
    (En-Nihaye 21/168)

    “Sizi gece ve gündüz ardarda daima takip eden melekler vardır. Sabah ve ikindi namazında toplanıyorlar (karşılaşıyorlar). Sizinle geceleyenler gök’e yükseliyorlar. Allahû Teâlâ, onlardan daha iyi bildiği halde, onlara "kullarımı ne hal üzerine terkettiniz? "diye sorar. Diyorlar ki: Onlar biz terkederken namaz kılıyorlardı ve onlara gittiğimizde de namaz kılıyorlardı.”
    (Buhari Feth-ul Bari, 2/33)

    “Allah’ın indinde en faziletli namaz cuma gününün cemaatle kılınan sabah namazıdır.”
    (Ebu Naim El-Hilye 7/207, Es-Silsilet-ü Sahiha (1566))

    Müslüman, sabah namazını kaçırmanın tehlikesini bilmesi lazım. Aşağıda ki hadis bu tehlikeyi beyan ediyor:

    “Münafıka en ağır gelen namaz; yatsı ve sabah namazlarıdır. Eğer bilseydi o iki namazda ne var? Sürünerek dahi olsa onun ikisine gelirdi.”
    (Müsned İmam Ahmed 52/424; Sahih-ul Cami’, 133)

    İbn-i Ömer (r.a.)’dan rivayet edilen sahih hadiste “Yatsı ve sabah namazında (camide) göremediğimiz adam hakkında iyi düşünmezdik, kötü zanda bulunurduk." (Tabarani El-Muam El-Kebir (12/271))

    Kötü zanda bulunmak sadece bu iki namaza gelmeyen hakkında idi. Çünkü bu iki namazı muhafaza etmek kişinin imanının ve sıdkının (sadık olmasının) ölçüsüydü. Bu ölçüde onun ihlasını ölçüyordu. Çünkü bu iki namazın dışındakiler (öğle - ikindi - akşam) kişi işi icabı ya da uyanık olduğundan bir problem yoktu. Sabah ve yatsı namazını kimse muhafaza etmeye güç yetirmez ancak kararlı ve sadık olan ki, onun için de hayır umulur.

    Yine, sabah namazını kaçırmanın tehlikesine işaret eden hadislerden Peygamber (s.a.v.)’ın şu kelamı:

    “Kim sabah namazını eda ederse o, Allah’ın himayesindedir. Allahû Teâlâ zimmetinden dolayı sizden birşey talep etmez. Kim onun himayesinden çıkmak isterse, ona yetişir sonra onu yüzüstü cehennem ateşine atar.”
    (Muslim, s. 454)
    Namazını terk ettiğinde, şevkle kalbini tutuşturmaya kefildir. Birinci kısım, sabah namazındaki sevabı almak için yarışmaya iter onu. İkinci kısım ise: Nasihat etmek ve azarlamak içindir. Nefsin günahta kalıp ona ihanette bulunmasından meneder.

    Bu problemi tedavi etmede müslüman için birçok adım vardır. Eğer bu adımları takip ederse daha çok itina gösterip düzenli bir şekilde sabah namazını Allah’ın izni ile eda edebilir.

    Ömer b. Hattâb şöyle diyor: “Rasûlullah (s.a.v.) sabah namazından sonra güneş doğuncaya kadar, yine ikindi namazından sonra güneş batıncaya kadar namaz kılmaktan bizi yasaklardı.”
    (Buhârî, Mevâkît: 31; Nesâî, Mevâkît: 35)

    Yani sabah güneş doğuncaya kadar ve akşam güneş batıncaya kadar namaz kılmayı hoş karşılamamışlardır. Fakat unutma ve uyku sebebiyle kaçırılan namazların kılınmasında bir sakınca yoktur.

    Sünneti bile dünyadan hayırlı olan sabah namazını mutlaka güneş doğmadan önce kılmak gerekir. Sabah namazının vakti imsak vaktinde başlar, güneş doğunca biter. Güneş doğduktan sonra sabah namazının ancak kazası kılınır. Bazen her türlü tedbiri aldığınız halde, gözünüzü açtığınızda ortalığın aydınlandığını görür ve güneşin doğduğunu düşünürsünüz. Bu tür durumlarda karar vermeden önce hemen kalkıp saate ve takvime bakın. Belki birkaç dakika vardır ve bu arada tuvalet ihtiyacınızı gidermeden, abdestin sadece farzlarını yapıp namaz için vakit kazanabilirsiniz.

    Uyanır uyanmaz kalkın, bazen, sabah namazı vaktinde uyandığınız halde "birkaç dakika daha yatakta kalayım, nasıl olsa vakit var" derken uyuyakalır ve gözünüzü açtığınızda vaktin çoktan geçtiğini fark edersiniz. Bu durumu bir kez yaşadıktan sonra çok büyük ızdırap duymalı ve ders alıp, bir daha nefsinize kesinlikle açık kapı bırakmadan yatağınızdan ok gibi fırlamanız gerekiyor. Yoksa bu durumlar tekrarlandıkça sabah namazı konusunda duyarlılığınızı kaybedebilirsiniz. Sakın nefsinizi namazı kaçırmaya alıştırmayın.

    Uyanır uyanmaz Allahû Teâlâ’yı zikredin. Bazı insanlar uyanıp sonra bir daha uyurlar. Ama Allahû Teâlâ’yı ilk uyandığında zikir etmeye davranırsa, şeytanın düğümlerinden birini çözmüş olur. Bu onu kalkmaya iter. Abdestini aldığında azmini tamamlamış olup, şeytandan uzaklaşmış olur. Namaz kıldığında ise şeytanı utandırmış terazisi ağır basmış olur.

    Sabah namazına kalkmakta azimli olmak ve bu niyetinde sadık olarak uyumak gerekir. Saat zilinin çalmamasını temenni ederek, kimsenin onu uyandırmamasını ümit ederek uyuyan kişi, bu bozuk (fasid) niyetiyle sabah namazına kalkamaz. Bu bozuk kalp ve gizli niyetinde olduğu müddetçe sabah namazına kalkmayı başaramayacaktır.

    Namaza kalkmak için başkalarından yardım istenmelidir. Bu hususlarda birbirine tavsiyede bulunmalı, aile fertlerinden yardım istenmelidir. Şüphesiz ki, bu durum Allahû Teâlâ’nın şu sözünün kapsamına dahil olmaktır:

    “İyilik ve takvada karşılıklı yardımlaşın.” (Maide: 5/2)

    Misal olarak: Müslüman, kendisini sabah namazına uyandırması için hanımına tavsiyede bulunabilir. Bu hususta; ne kadar yorgun ve bitkin olursa olsun, hanımı zor kullanabilmelidir.

    Gece namazına (teheccüde) kalkmak isteyen adamı öven bir hadisi şerifte,
    “Zevcesini (eşini) uyandırır eğer reddederse yüzüne su serper, gece kalkan kadının övgüsünde ise; kocasını uyandırır, reddederse kocasının yüzüne su serper. (Müsned-İmam Ahmed (2/250) Sahih-ül Cami’ (3494))
    Yüze su serperek uyandırma şer’î bir vesiledir. Tabiî ki bu eşlerin karşılıklı anlayışıyla gerçekleşebilir.
    Allah’a itaat etmek için.
    “Aileni namazla emret ve onda sebat kıl.” (Tâhâ: 20/132)

    Uyurken Peygamber (s.a.v.) in uyuduğu şekilde uyumak. Öyle ki sağ tarafına, sağ yanağını, sağ elinin içine koyar öyle uyurdu. (Müsned İmam
    Ahmed (5/298) Sahih-ül Cami (4752)) bu şekil uyuma, uyanmayı kolaylaştırır.
    En hayırlı hal Peygamber (s.a.v.) halidir.

    Kul, sabah namazını eda etmekte Allah’ın onu muvaffak kılması için dua etmeli. Çünkü dua, herşeyde muvaffak (başarılı olmak için) en yüce ve en büyük sebeptir.

    Son olarak; Allah için ihlaslı olmak. Allah için ihlaslı olmak en hayırlı sebeptir, müslümanın namaza uyanabilmesi için, bu bütün sebep ve vesilelerin en başında gelir. Eğer vicdanı uyandıran kalbi tutuşturan ihlas varsa bu inşallah onun sabah namazına uyanması için kefildir. Sabah namazından dakikalar önce uyumuş olsa bile...



    Rasulullah (sav.) şöyle buyurmuştur;
    “Kendisine dikkat edene namaz, kıyamet gününde nur, delil ve kurtuluş vesilesi olur. Kim namaza dikkat etmezse, onun için ne bir nur, ne bir delil, ne de kurtuluş vardır. O kimse, kıyamet günü, Karun, Firavun, ve Ubeyy b. Halef’le birliktedir.”
    (Sahihtir, İmam Ahmed)
    (alıntı)
     



Sayfayı Paylaş