Ruhun Mertebeleri var mıdır?

Konusu 'Sorularla İslam' forumundadır ve EmRe tarafından 11 Kasım 2013 başlatılmıştır.

  1. EmRe Well-Known Member


    Ruh mertebe kat edebilir mi? Ruhun mertebeleri var mıdır?

    Allah (cc) ruhu kendisine itaatkâr, kutsi ve şerefli bir mahlûk olarak yaratmıştır.

    “Bu yüzden onu (insan sûretinde yaratıp) düzelttiğimde ve ona (yarattığım) rûhumdan üflediğimde, hemen ona secde ediciler olarak yere kapanın” (Sâd, 72)

    “Şanım hakkı için (biz), Âdemoğullarını şerefli kıldık; onları karada ve denizde (çeşitli nakil vâsıtaları üzerinde) taşıdık; onları temiz şeylerden rızıklandırdık ve onları yarattıklarımızın birçoğuna faziletli tutarak üstün kıldık.” (İsra, 70)

    Allah (cc) “ (yarattığım) ruhumdan …” “…Âdemoğullarını şerefli kıldık …” tabirleriyle ruhun kendisine itaatkâr, kutsi ve şerefli bir mahlûk olarak yaratıldığını bildirmektedir.

    Nefsin isteklerine uyan ruh zamanla kötüleşir. Eğer pişman olup tövbeetmezse işlediği günahlardan zevk alır hale gelir.

    “İşte(nefsinin) arzusunu kendisine ilâh edinen ve Allah’ın (ezelî olan) birilim üzere (küfürlerindeki inatları yüzünden) dalâlete attığı, kulağını ve kalbini mühürlediği, gözünün üzerine de bir perde çektiği kimseyi gördün mü? Peki, onu Allah’tan sonra kim hidayete erdirebilir? Hiç ibret almıyor musunuz?
    Hâlbuki (onlar): “O (hayat), ancak bizim budünya hayâtımızdır; (burada) ölürüz ve (burada) yaşarız; hem bizi ancak zaman helâk eder!” dediler. Hâlbuki onların bu hususta hiçbir bilgileri yoktur. Doğrusu onlar ancak zanda bulunuyorlar.” (Casiye, 23-24)

    İnsan,bedenini haramlarla kirlettiği gibi ruhunu da nefsin kötü istek ve arzularına uymakla kirletir. Sonunda ruh tamamıyla günahlarla kararırsa nefis gibi haram işlemekten zevk alıp, övünür hale gelir.

    Eğer rûh tamamıyla kararmadıysa işlediği günahlar, her an kalbi ve vicdanı vasıtasıyla onu rahatsız eder. Eğer nefsini yener ve tövbe ederse Allah’ın (cc) lütfu ile ruh bir anda terakki edip asıl mahiyetine geri dönebilir.

    “Tevbe edip, pişman olan günahkâr, kalbi mahzun olankimse demektir. Allah, onun yanındadır. Nitekim Hz. Peygamber (asm), bir hadis-i kutside, Cenâb-ı Hakk ın “Ben, kalpleri mahzun kimselerin yanındayım” buyurduğunu haber vermiştir. (Keşfu’l-Hafa, 1/203)

    “Allahkatında (makbûl olan) tevbe, ancak o kimselerin (tevbesi)dir ki, bilmeyerek günah işlerler, sonra da çok geçmeden tevbe ederler. İşte onlar var ya, Allah, onların tevbelerini kabûl eder. Çünki Allah, Alîm (hakkıyla bilen)dir, Hakîm (her işi hikmetli olan)dır.” (Nisâ, 17)

    Ruh, kendisine verilen kuvveleri vasat mertebede kullanmayı başarırsa yüksek mertebelere ulaşır.

    Allah (cc) şu dünya hayatına imtihan için gönderdiği insan ruhuna maddi bedeninde yaşayabilmesi için özel üç kuvve vermiştir. Bu kuvvelerin her birisi nefis ve şeytan ile girdiği mücadelede “tefrit, vasat ya da ifrat” dereceleriyle ruha ya kemale doğru terakki verir ya da iyice süflileştirip manen ölü olarak tabir edebileceğimiz hale getirir.

    1) Kuvve-i Şeheviye-i Behimiye

    Tefrit mertebesi: Humuddur. Yani ne helâle ve ne de harama şehveti yoktur.

    İfrat mertebesi: Fücurdur. Böyleleri başkalarının namuslarına göz diker.

    Vasat mertebesi: İffettir. Helâline şehvet duyar. Harama şehveti yoktur.

    2) Kuvve-i Sebuiye-i Gadabiye

    Tefrit mertebesi: Cebanettir. Böyle kişiler korkulmayan şeylerden bile korkar.

    İfrat mertebesi: Tehevvürdür. Ne maddî ve ne mânevî hiçbir şeyden korkmaz. İnsan bu durumda iken bütün zulümleri yapabilir.

    Vasat mertebesi: Şecaattir. Dini için canını feda eder. Meşru olmayan hiçbir şeye de karışmaz.

    3) Kuvve-i Akliye-i Melekiye

    Tefrit mertebesi: Gabâvettir. Hiçbir şeyden haberi olmaz.

    İfrat mertebesi: Cerbezedir. Hakkı bâtıl, bâtılı hak suretinde gösterecek zekâya sahip olup, insanları aldatır.

    Vasat mertebesi: Hikmettir. Hakkı bilir ve ona uyar. Bâtılı bilir ondan da kendini çeker.

    Kaynak: meleklereiman/com
     



Sayfayı Paylaş