Robert Boyle

Konusu 'Biyografiler' forumundadır ve RüzGaR tarafından 10 Haziran 2008 başlatılmıştır.

  1. RüzGaR Super Moderator


    İngiliz fizik ve kimya bilgini olmasına rağmen felsefeye oldukça gerekli bir ekti yaratmıştır. 25 Ocak 1626'da İrlanda'da doğmuş olup, 30 Aralık 1691'de Londra'da ölmüştür. Boyle, ilk olarak kiliseye girmeyi planlıyordu fakat sağlık durumunun zayıflığı nedeniyle, Fransa, İtalya ve İsviçre'de yaptığı bir kaç seyahatten sonra Stalbridge'deki çiftliğine çekilerek servetini bilimsel incelemelere tahsis etti. İngiltere'deki iç savaşları ve kargaşalıklar arasında 1645'ten itibaren felsefi kolej üyelerinin arasında Kral cemiyeti kurulmadan önce, mevcut olan bilginler toplantısında eserlerini hazırladı.

    Boyle, II. Charles tarafından Londra'da açılmasına izin verilen Kral Cemiyeti'nin kurucularından biri oldu. Servetini, bilim işleriyle, hayır işlerine ve Hindistan'daki misyoner kurullarına harcadı. Ünü bütün Avrupa'ya yayılmıştı. Öldüğü zaman Westminster kilisesi mezarlığına gömüldü. Yeni kimyanın kurucusu olan Boyle, simyacılara şiddetle hücum etmiş, havanın özelliklerini açıklayan gözlem ve deneylemelerle hem fizik hem de kimyaya hizmet etmiştir.

    Ona göre kimya, cisimlerin maddesel bileşiklerini inceleyen bir bilimdir. De Ispa Natura'sında doğayı canlı bir kişiymiş gibi anlayan görüşlere hücum ederek, doğada gizli bir esas güç yada ruhsal gücün bulunmadığını hatta onun bir 'şey' bile olmadığını ileri sürerek dedr ki; "Doğa eşyanın büyük yaratan tarafından eylemsiz olarak güçlerle cisimlerin etkilemesi ve etkilenmesi için belirttiği bir düzgü sistemidir. "Evreni ve atomların hareketlerini Tanrı yaratmıştır ve tanrı, doğanın akışına karışabilir; fakat âlemi biz düzenli bir surette işleyen saat, "kozmik bir mekanizm" gibi anlamaya mecburuz. Bu nedenle Boyle, mistisizmin gizli güçleriyle Paracelsus'un doğa felsefesinin, Aristo ve skolastiklerin 'tözel' biçimlerine son vermiş olur.

    Boyle, Descartes metafiziğini de reddeder ve atom felsefesine yeni bir anlayışla katılır. Boyle'a göre, cisimlerde müşterek, uzamlı içine girilemeyen, fakat bölünebilen bir öz'ün niteliklerini taşıyan bir madde vardır. Tanrı, maddeyi hareketle birlikte, biçim ve durumlarda birçok küçük 'zerreler'in meydana gelmesine neden olur, bunlar birleşmek ve karışmak suretiyle bileşik olan 'moleküller'i oluştururlar.

    Boyle'in atomculuğu, Epikür'ün ve daha çok Gassendi'nin atomculuğuna benzer. Bunun eskilerin atom anlayışından farkı, Boyle'nin Descartes'la birlikte, atomların hareketleri yüzünden maddenin parçalanmasını kabul etmesivle bu hareketleri bilinmez bir nedenin ya da doğrudan doğruya Tanrı'nın oluşturduğunu iddia etmesidir. Bu görüş, Newton'un çekim teorisini yıkmıştır.
     



Sayfayı Paylaş