Rize Şiirleri

Konusu 'İle İlgili Şiirler' forumundadır ve oguzturk tarafından 4 Aralık 2015 başlatılmıştır.

  1. oguzturk Administrator Staff Member


    Rize

    Bir ilimiz var, adı Rize
    Durup dururken bir bardak çay sundu bize
    Rize'de çayı kim yetiştirdi Rize'de
    Misissipi'ye karışan çayları öğretirler bize
    Kimdi o sessiz sedasız, kumral kumral?
    Demlenen mübarek adamlar
    Adını öğretmediler bize
    İşte o güzel adamdan bre şahin aman
    Bir tane daha

    Bedri Rahmi Eyüboğlu


    Rizeli Ali'nin hikâyesi

    Galata'da dostu varmış,
    Mahpushanede postu varmış
    Rizeli Ali'nin.
    Çok kahrını çekmiş denizin,
    Anlattı bana
    Bu yıl balık vurmamış dalyana.
    Yuh olsun be! diyor
    Şu koca, koskocaman denize
    Metelik bile vermedi bize
    Canına yandığımın dünyasında.
    Parasız yaşanmazmış.
    Tütünü yokmuş tabakasında
    Dost varmış,
    Düşman varmış
    Şu canına yandığımın dünyasında.

    Kaldırdı yırtık ceketinin yakasını.
    Emdi yudum yudum son izmarit sigarasını
    Kimseye mihnet etmezmiş
    Satarmış takasını.

    Fethi GİRAY


    Rize

    Yağmur yağar ince ince
    Gönlüne dolar derince
    Baş, göğe erer serince.
    Denizle dağ, işte RİZE

    Yağmuru hareket dolu
    Suları bereket dolu
    Taşı, başı sanat dolu
    Gizemi çay, işte RİZE

    Kafkas'a açılan kapı
    Deniz, gök, arz tek bir yapı
    Kaçkar, Ayder, Ovit çapı
    Yeni nesle ışık RİZE

    Kasım Esen


    Rize türküsü

    Çağrankaya bizde, Cimil'ler bizde
    Kaçkar'ların karı mavi denizde
    Ruhum şad oluyor bu yeşil izde
    Bu ne hasret Yarab, bu ne duygudur...

    Köğçer'in kaymağı, Anzer'in balı
    Kemer'ler kayalık, Çayeli yalı
    Gönlümü Rize'nin aşkı saralı
    Sayıkladığım hep aynı türküdür...

    Haydi gel gidelim Andon suyuna
    Bak işte çalıyor bir tulum-zurna
    Hemşin'de kol kola durduk horona
    Ha bu dört, ha bu üç, bu da ikidir...

    Sığsara edelim, bir de sallama
    Boynum büküp beni yade yollama
    Ben Aşık Cafer'im yanlış anlama
    Bağrımda kabaran milli ülküdür...

    Cafer Tayyar Tuzcu


    Rizeli

    Müziği deli deli, sözleri hep nükteli
    Bakışları öfkeli, öfkesi saman yeli
    Boyu uzunca olur, burnu biraz bombeli
    Tarifimizle çıktı, meydana bir Rizeli

    Kızdırmaya hiç gelmez, tabancasında eli
    Nereden bulur deme, hiç boş durmaz ki beli
    Aşkına toz kondurmaz, baksan olur zirdeli
    Tarifimizle çıktı, meydana bir Rizeli

    Kendine has şivesi, gerçekten hoştur dili
    Yıllar önce hayatı, geçmiştir çok çileli
    Ona bir merhabanın, hayatıdır bedeli
    Tarifimizle çıktı, meydana bir Rizeli

    Düşenle dost gibidir, açık olur hep eli
    Daima güven ona, dost için olur deli
    Her türlü ilişkide, herkesten çok güvenli
    Tarifimizle çıktı, meydana bir Rizeli

    Çalıştığı her yerde, liderliktir emeli
    Okumak onun için herşeyden çok önemli
    Her önemli meslekte, muhakkak vardır teli
    Tarifimizle çıktı, meydana bir Rizeli

    Armatördür, kaptandır, denizi dolu deli
    Her limanda bırakır, gönlündeki bir teli
    Çünkü onun gönlünde, eksik olmaz sevgili
    Tarifimizle çıktı, meydana bir Rizeli

    İnşaatçısına sor, der ki İkizdereli
    Fırıncısına sorsan, der ki ben mi? Çayeli
    En kıral pastacıya desen, der ki Hemşinli
    Bu tanıttıklarımın, hepsi bizim Rizeli

    Rizeli'yi tarifte başka neler demeli
    Yabancı olmayalım gurbetlere gideli
    Her yıl bir kez uğrayıp, bolca hamsi yemeli
    Yoksa Arslan, sizlere demeyecek Rizeli

    Arslan Girit


    Ah gidi yeşil Rize

    Ah gidi seni Rize, çaydan aldın adını
    Gülüyor memleketin erkeği ve kadını
    Çok senelerden evvel yetiştin derdimize
    Taze tomurcukların neler bahşetti bize

    Gelinlerin boynuna taktın beşi birlikler
    Kızların kollarını doldurdun bilezikler
    Süsledin yamaçları cennet oldu bu yerler
    Saymakla bitiremem daha neler var neler

    Seni yaşatmak için dikkatli olmalıyız
    Taze filizlerini sepete koymalıyız
    Yabancı maddeleri, yahut kart yaprakları
    Sakın katma hemşehrim, koca koca sapları

    Yerliye, yabancıya sevdirmeli bu malı
    Rengi, kokusu güzel, randımanlı olmalı
    İdareciler işe çok titiz davranmalı
    O biçim adamları kantara almamalı

    Bu mübarek nimetin kadrini bilmeliyiz
    Dünyadan hırsızlığın kökünü silmeliyiz
    Eğer ihmal edersek kıyarız kendimize
    Neme lazımcılığın zararı hepimize

    O bizdendir, değildir adam kayırmamalı
    Partilidir değildir, zümre ayırmamalı
    Yol, köprü, hasenata bakanlarımız azdır
    Azından anlayana sivri sinekler sazdır

    Evvelce varmı idi bu rahatlık, bu para
    Hanımda, erkeğinde düşünce kara kara
    Çarığın deliğini şokalilan tıkardın
    Kirli çamaşırları kül suyunda yıkardın

    Baban getiremezdi yarım kalıp sabunu
    Kalçasını soyardı giydiği iplik donu
    Buğday ekmeğini bulsan verirdin hastalara
    Omuz üstü bakardın şekerli pastalara

    Yüz paralık iç yağı atabilsen kazana
    Şekeri bulabilsen saklardın ramazana
    Şimdi evde radyosu, çamaşır makinası
    Gardrobu, koltuğu, somyalı karyolası

    Milangazı da aldı, çifter çifter halısı
    Ne bu israf sefahat! Sanki Newyork valisi
    Daha neler var neler, işte sayayım bakın
    Her düğünde atılır mermiler bine yakın

    Takaruf on beş ateş atılır da atılır
    Bunların arasına bombalar da katılır
    Bu kadar bomba, mermi nerelerde satılır
    Arayan soran yoktur, desem kime çatılır

    İstersen anlatayım daha da berbatını
    Meyhaneciye sorun rakı sarfiyatını
    Kırk sene evvelini çabuk unuttun neden?
    İnanmazsan sor da bak sağ değil midir deden?

    Bu gidişle acaba gidiyoruz nereye?
    Yıkılır herşeyimiz, boğuluruz dereye
    Kapıldık sosyeteye, eskileri unuttuk
    Bu hal böyle giderse hepimiz hapı yuttuk

    Mustafa YAZICI


    Kapandı gitti çağı

    Şaravaz, pepeçura, kastaniça kabağı
    Sacayak, pelki, hosti, kapandı gitti çağı
    Kunci, minci, korkota, koloti unutuldi
    Malahtara, likmene hasret kaldı gazyağı

    Burma, mabeyin, darni, kot, tereteri, hopeçi,
    Gerdel, lahmi, pulama, küpun ağzında peçi
    Çali, çupi, kutuni, davli ve kondaridan
    Şimdi bahsettuğumde güleyi bizum paçi

    Lağus, şokali, lobya, pafuli, perçem, andi
    Metuşi, sehter, çiten altındakiler yandi
    Zimbilaçi tikeni, kardaşi hamduspara
    Benum gibi fukara, sirgan yedi uyandi

    İşkemi, seke, konsol, evun temele taşı
    Çiçili, kolistavra, langonanun kardaşi
    Furnesi, tumurlisi, çumuşi, çilbur yerken
    Paluzenun yanıida dururdi etmeğaşi

    Hurtuli ve şurtuli, muncur, sumsuk, zibidi
    Pifoli, koso, muşi, kurçeli bizum idi
    Pasmanika, lohtiko, zuzuli ve çimidi
    Fundukla fitrukayi acep hangimuz yedi

    Murmurisle mamuris uyuturdi bizleri
    Pumburi, şepidinun hala bende izleri
    Çilipuli ve puli, karatağuk, çişona
    Alemidiye donuk makoçinun gözleri

    Geçen zaman içinde değişti bizdeki dil
    Şimdi bu sözcükleri, ister oku, ister sil
    Rizeli arkadaşum, anam, babam, kardaşum
    Alem bilmezse bile ne deduğumi sen bil

    Mustafa KAR
     



Sayfayı Paylaş