Risale-i Nurda Tasavvufî Boyut Nedir

Konusu 'Sorularla İslam' forumundadır ve EmRe tarafından 16 Aralık 2013 başlatılmıştır.

  1. EmRe Well-Known Member


    Risale-i Nur'da Tasavvufî Boyut Tanımı Nedir?

    Risale-i Nur’un, ne Doğu’nun ne de Batı’nın müktesebat ve felsefesinden gelmediğini, doğrudan Kur’an’ın arşından alındığını ifade eden Bediüzzaman gibi, tasavvufun Şeyh-i Ekber’i Muhyiddin İbn Arabî “Kitaplarımın tümü, Kur’an’dan ve O’nun hazinelerinden alınmıştır” demektedir. Bediüzzaman, Risale-i Nur’un birçok yerinde tasavvuf büyüklerine atıflar yaparak tasavvufi ıstılahı kullanmıştır.

    Nazarî tasavvuf tarihinin en önemli ismi, kuşkusuz Mağripli ünlü bilge ve Şeyh-i Ekber namıyla bilinen Muhyiddin İbn Arabî’dir. İbn Arabî, kendisine gelinceye kadarki sufi geleneği devam ettirmesinin yanı sıra, gerek doktrin olarak gerekse sözlük bakımından sufizmi adeta yeniden kurmuş ve tedvin etmiştir.

    Şeyh-i Ekber konusunda belki de en çok çalışanların önde geleni olan Osman Yahya’ya göre sekiz yüze yakın eseri bulunan Şeyh-i Ekber, şöyle der: “Bütün bu kitapları yazarken, yazarlık yapmak, yazar olmak gibi bir dava gütmedim. Sadece kalbimi sıkıştıran bir ilhamı aktarmak zorundaydım.” Bu ifade bize, Şeyh-i Ekber’in bir başka sözünü hatırlatır: “Eserlerimde tek bir harf yoktur ki, imla-yı ilahî ile yazılmamış olsun.” Ya da buna benzer başka bir açıklamayı: “Kitaplarımın tümü, Kur’an’dan ve O’nun hazinelerinden alınmıştır.”

    Risale-i Nur eserlerinin müellifi Bediüzzaman Said Nursî’nin de benzer beyanlarına eserlerinde sıkça rastlarız. Bu, Bediüzzaman’ın, selefi gelenekten çok, sufi geleneğe daha yakın durduğunun bir işareti olarak algılanmalıdır. Eserinin, ne Doğu’nun ne de Batı’nın müktesebat ve felsefesinden gelmediğini, doğrudan Kur’an’ın arşından alındığını ifade eden Bediüzzaman gibi, Şeyh-i Ekber’in de tüm eserleri, bir bakıma, onun manevi tecrübelerinin bir belirtisi, bir ifadesinden ibarettir.

    Şeyh-i Ekber, kendisinden sonra gelen pek çok arif gibi Bediüzzaman’ı da etkilemiştir. Risale-i Nur eserlerinde de Ekberî irfandan sirayet eden birçok fikre rastlarız. Risale-i Nur’da, İbn Arabî isim olarak birçok yerde geçer. Bediüzzaman gerek, vahdet-i vücut ve vahdet-i şuhut, gerekse tasavvufi irfanın diğer meselelerine ilişkin düşüncelerini açıklarken, Şeyh-i Ekber’e de atıflarda bulunur.
     



Sayfayı Paylaş