Rasûlüllah, Peygamber Olmadan Önce Nasıl İbadet Ederdi?

Konusu 'Peygamber Efendimiz(SAV)' forumundadır ve abdulkadir tarafından 3 Nisan 2008 başlatılmıştır.

  1. abdulkadir Well-Known Member


    Rasûlüllah, Peygamber Olmadan Önce Nasıl İbadet Ederdi?



    Rasûliülah (s.a.v.) çocukluğunda, putlardan nefret ederdi. Onlara dönüp bakmazdı. Akrabaları, kendileriyle birlikte onların yanma gitme­sini isterler, O da bunu yapmaz, putlara yaklaşmaz ve onları kınardı.


    164) Ibn Abbas şunu rivayet etti:
    Ummu Eymen bana şöyle anlattı: Buvane Kureyşlilerin gelip saygı gösterdikleri ve taptıkları bir puttu. Onun yanında başlarım traş ederler yine onun yanında bir gün, gece oluncaya kadar kalırlardı. Senede bir gün böyle yaparlardı. Ebu Talib de kavmiyle birlikte oraya gelir. Rasû-lüllah'a, bu bayrama, kavmiyle birlikte gelmesini söylerdi. Hatta Ebu Talib'in ona kızdığını, halalarının da çok kızdıklarını ve ona: İlâhları­mızdan uzak durduğun için sana bir zarar gelmesinden korkuyoruz, Mahammed! Sen kavminin bayramına gelmek ve onların topluluğunu kalabalıklaştırmak istemiyorsun, deyip durduklarını gördüm.
    Ona devamlı ısrar ettiler, nihayet gitti. Biraz onların, gözlerinin önünden kayboldu. Sonra korku ve dehşet içinde döndü. Halaları ona:


    - Neyin var? diye sordular. Rasûlüllah (s.a.v.):
    - "Bana, birşeyler olmasından (cin veya şeytan çarpmasından) korkuyorum" dedi. Halaları:
    - Allah, seni asla şeytanla denemez. Sende, iyi hasletler var. Gör­düğün şey nedir? dediler. Rasûlüllah (s.a.v.):
    - Putlardan birine yaklaşır yaklaşmaz karşıma uzun boylu beyaz bir adam çıkıp: "Geri çekil Muhammedi Ona dokunma diye bağırıyor", dedi. [160]
    Ummu Eymen: Onların bayramına gider gitmez ona (s.a.v.) bildi­rildi, dedi.

    165) Muhammed tbn Aînr'ın şeyhleri şunu söylediler: Rasûlüllah (s.a.v.) Bahîra'ya: Bana, Lât ve Uzza'ya yemin ederek sorma. Vallahi, on-lardannefret ettiğim kadar hiçbir şeyden nefret etmedim" demiştir. [161]


    166) Ahmed Ibn Hanbel şöyle rivayet etmiştir. Rasûlüllah (s.a.v.) kavminin dini üzereydi diyen kötü söz söylemiş olur. O, dikili taşlar a-dına kesilenleri yemeyen birisi değil miydi?
    167) Ebu'1-Vefa Ali İbn Akü şöyle demiştir: Rasûlüllah (s.a.v.), peygamberlik gelmeden ve kendisene vahiy inmeden önce, ona göre İb­rahim'in şeriatinden olması uygun olanları yaşıyordu.
    Peygamberlik gelmeden önce, kendinden öncekinin şeriatiyle mi ibadet ediyordu?


    Bu konuda iki rivayet vardır:
    Birincisi: O, kendisine vahyedilmek yoluyla, onların cihetlerinden, onların ilimleriyle ve onların indirilmiş kitaplarıyla değil, kendisine va­hiy gelmesi şekliyle kendinden önceki sahih şeriatlerle ibadet ediyordu. Ebu'l-Hasen et-Temîmî bu görüşü tercih etmiştir. Bu, Ebu Hanife ta­raftarlarının da görüşüdür.


    İkincisi: O, kendi şeriatinde kendisine vahyedilenin dışında hiçbir şeriatle ibadet etmiyordu. Bu da, Mutezile ve Eşariyye'nin görüşüdür.
    Şafii taraftarlarının da iki görüşü vardır: Onun kendinden önceki­nin şeriatiyle ibadet ettiğini söyleyenler şunda ihtilâf etmişlerdi: Hangi şeriatle' ibadet ediyordu. Bazıları: Özellikle İbrahim'in şeriatiyle de­mektedir ve Şafii de bu görüştedir.


    Onlardan bir kısmı, onun bizim şeriatimizde kaldırılanı hariç Musa'nın şeriatiyle ibadet ettiği görüşündedirler.
    Ahmed İbn Hanbel'in sözünden anlaşılanda şudur: O, kendinden önceki peygamberin şeriatinde neshedildiği sabit olmayan sahih her şeyle ibadet ediyordu. Yüce Allah'ın şu sözü buna delâlet eder: "İşte o Peygamberler


    Allah'ın hidayet ettiği kimselerdir. Sen de onların yoluna uy." [162]
    İbn Kuteybe: Araplar daima İsmail'in dininin kalıntıları üzerin-deydiler.
    Bu kalıntılardan bazıları şunlardır: Beyti haccetmek, sünnet ol-. inak, üç defa olduğunda talakın düşmesi (boşanmanın gerçekleşmesi), bir ve iki defa boşamada, kocanın ricat (dönme) hakkı olması. Bir kişinin diyetinin yüz deve olması, cünüplükten dolayı gusül abdesti almak, kan akrabalığı ve evlilik yoluyla meydana gelen akrabalık sebebiyle mahrem olanlarla evlenmenin haram kılınması.


    Rasûlüllah (s.a.v.), Hz. İsmail'in dinindekiler gibi Allah'a iman e-diyor, sünnet olma, gusletme ve haccetme konusunda onların esaslarıyla amel ediyordu.
    Allah Teâlâ "Sen kitap nedir, iman nedir, bilmezdin" [163] sözüyle: Sen İslâm'ın esaslarını bilmezdin manasını kasdetmektedir. Bununla Allah'ı ikrar demek olan imanı kasdetmemiştir. Çünkü müşrik olarak ölen ataları Allah'a iman ediyorlar, müşrik olmalarına rağmen onun için haccediyorlardı. [164]

    Yirmi Yaşındayken Rasûlüllah'a Meleklerin Gelmesi Ve Bunu Amcası Ebu Talib'e Söylemesi



    168) Abdullah İbnu'z-Zubeyr; Ubeyd İbn Umeyr'e Rasûlüllah'ın (s.a.v.) Peygamber olarak gönderilmesi konusunda bir soru sordu. O da şöyle cevap verdi: Sana Rasûlüllah'm ashabından ve zevcelerinden an­latıyorum, Rasûlüllah (s.a.v.) yirmi yaşlarındayken amcası Ebu Talib'e şöyle diyerek yakındı:


    - "Amca! Bir kaç geceden beri, yanıma, iki arkadaşıyla birlikte bi­risi geliyor. Bana bakıp birbirlerine: Bu, odur. Fakat daha davet zama­nına erişmedi. Eğer senin görüşün onlardan susan birinin görüşü gibiyse, bu durum beni korkutuyor." Ebu Talib:
    - Yeğenim! Korkulacak birşey yok. Herhalde sen rüya gördün, dedi. Rasûlüllah (s.a.v.) tekrar Ebu Talib'in yanına gelip:


    - "Amca! Sana anlatmış olduğum adam beni yakalayıp elini karnı­mın içine soktu. Hatta şu anda bile onun elinin soğukluğunu hissediyo­rum" dedi.
    Amcası onu, Mekke'de doktorluk yapan ehli kitaptan birisine gö­türdü. Yeğeninin başından geçenleri ona anlattı ve: Bunu iyileştir, dedi.
    Doktor onu yatırdı, kaldırdı, ayaklarını kontrol etti, iki omzunun arasına baktı ve şöyle dedi: Abdulmenaf in oğlu! Senin bu oğlun, terte­miz ve sağlamdır. Onda, hayır alâmetleri vardır. Yahudiler bunu ele geçirirlerse, Öldürürler. Bunun gördükleri, şeytan değil, fakat peygam­berlik için kalpleri araştıran meleklerdendir.


    Döndükten sonra Rasûlüllah (s.a.v.): "Bir süre hiçbir şey hissetme­dim. Sonunda rüyamda bir adam gördüm. Elini omuzlarımın üzerine koydu. Sonra elini sokup kalbimi çıkardı. Sonra şöyle dedi: Temiz bir be­dende temiz bir kalp. Onu tekrar yerine koydu ve ben de uyandım" dedi.
    Daha sonra şöyle dedi: "Uyurken, rüyamda, içinde bulunduğum evin tavanının tahtasını söktüm, gümüş bir merdiven getirdim. O merdi­venden benim yanıma iki adam indi. Birisi bir tarafıma, diğeri de öbür tarafıma oturdu. Yandan kaburga kemiğimi açtı. Kalbimi çıkardı ve: Kalbi ne iyi kalp, salih bir adamın ve tebliğ edici bir peygamberin kalbi, dedikten sonra kalbimle kaburga kemiğimi tekrar yerine koydular. Sonra merdivenden yukarı çıktılar. Uyandığımda tavan eski halindeydi. Hadi-ce'ye yakındığımda: Allah sana hayırdan başkasını yapmaz, dedi." [165]
     



Sayfayı Paylaş