Peygamberimizin torunu Hz. Hüseyin dünyaya geldi...

Konusu 'Peygamber Efendimiz(SAV)' forumundadır ve abdulkadir tarafından 5 Nisan 2008 başlatılmıştır.

  1. abdulkadir Well-Known Member


    Hicretin dördüncü yılı Şaban ayında Resûl-i Ekrem Efendimizin torunu, Hz. Ali’nin ikinci oğlu Hz. Hüseyin Hz. Fâtıma’dan dünyaya geldi.

    Doğumunun yedinci gününde Peygamber Efendimiz bu nur topu torunu için akika kurbanı olarak iki koç kestirdi. Kulağına ezan okuyup ismini koydu ve saçını kestirdi.

    Torunu Hz. Hasan gibi, Hz. Hüseyin de Nebiyy-i Muhterem Efendimize benzerdi. Bu her iki torunu için Efendimiz: “Allah’ım! Ben, bunları seviyorum. Sen de sev bunları”1 diyerek duâ etmiştir.

    Birgün Ebû Eyyûbi’l-Ensarî (r.a.), Resûl-i Kibriyâ Efendimizin huzuruna girdiğinde onun Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin’le oynadığını gördü, “Yâ Resûlallah, sen onları çok mu seviyorsun?” diye sorunca Peygamber Efendimiz şu karşılığı vermişti:

    “Nasıl sevmiyeyim ki? Bunlar, benim dünyada kokladığım iki Reyhânımdır.”1

    Zeyd bin Sâbit Arap, İbrani ve Süryani yazısını öğrendi

    Zeyd bin Sabit (r.a.), Hicretten önce Evs ve Hazreç kabileleri arasında Buas günü vuku bulan çarpışmalarda babasının ölmesiyle yetim kalmıştı. O sırada altı yaşında idi.

    Resûl-i Kibriyâ Efendimiz, Bedir’de esir alınan Kureyş müşriklerinden malî durumu kurtuluş fidyesi ödemeye müsait olmayan herbirisinin, Ensar çocuklarından on çocuğa iyice okuma yazma öğrettiği takdirde serbest bırakılacaklarını birdirmişti. İşte Zeyd bin Sabit de, o zaman okuma yazma öğrenmiş olan Ensar çocuklarındandı.

    Hz. Zeyd bin Sabit, son derece zeki idi. Hicretin bu dördüncü senesinde Peygamber Efendimiz, kendisine Yahudî yazısını, yani İbraniceyi öğrenmesini emretti ve, “Ben yazılarımı, onların değiştirmeyeceklerinden emin değilim”2 buyurdu.

    Bunun üzerine Hz. Zeyd, 15 gün içinde İbraniceyi öğrendi, hatta onda maharet sahibi oldu. Resûl-i Kibriyâ Efendimiz, bundan sonra Yahudîlere birşey yazacağı zaman, onu Hz. Zeyd’e yazdırır, Yahudîlerden gelen yazıları da ona okuturdu.3

    Yine birgün Resûl-i Kibriyâ Efendimiz, Hz. Zeyd’e, “Süryaniceyi güzelce okuyup yazabilir misin? Çünkü bana, Süryanice yazılar geliyor” dedi.

    Hz. Zeyd cevaben, “Hayır, iyi okuyup, yazamam” deyince, Peygamber Efendimiz:

    “O halde sen onu iyice öğren” buyurdu.

    Bu emir, üzerine Hz. Zeyd bin Sâbit 17 günde de Süryaniceyi öğrendi.1

    Hz. Osman’ın oğlu Abdullah vefât etti

    Hz. Osman, Habeşistan’a hanımı Hz. Rukiyye ile birlikte hicret etmişti. Orada bir çocukları dünyaya gelmiş ve ismini Abdullah koymuşlardı.

    Abdullah, altı yaşında bulunduğu sırada bir horoz yüzünü gözünü gagaladı. Yüzü gözü şişti. Fenâ halde hastalandı. Bu hastalıktan kurtulamayarak da hicretin dördüncü senesi Cemaziyelevvel ayında vefât etti.

    Bu torununun cenaze namazını bizzat Peygamber Efendimiz kıldırdı. Kabrine ise, babası Hz. Osman indirdi.2

    Abdullah’ın mezar taşını diken Resûl-i Kibriyâ Efendimizin gözlerinden yaşlar döküldü. Şöyle buyurdular:

    “Allah Taâla, kullarından, merhametli ve yufka yürekli olanlara rahmet eder!”3
     



Sayfayı Paylaş