Perşembe Gecesi Önemi

Konusu 'Dini Günler' forumundadır ve ot-gu tarafından 3 Temmuz 2014 başlatılmıştır.

  1. ot-gu Genel Sorumlu


    Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.s)'den Perşembe Gecesinin Önemi

    İbn-i Abbas (r.a) anlatıyor: “Bir gün Hz. Ali (r.a) Resûlullah Efendimiz’e (s.a.s) gelerek:

    “Annem ve babam sana feda olsun ya Resûlallah, şu Kur’an göğsümde durmayıp gidiyor. Kendimi onu ezberleyecek güçte göremiyorum” dedi.

    Resûlullah Efendimiz (s.a.s) ona şu cevabı verdi:

    “Ey Hüseyin’in babası! Allah’ın sana faydalı kılacağı, öğrettiğin takdirde öğrenen kimsenin istifade edeceği, öğrendiklerini de göğsünde sabit kılacak bir dua öğreteyim mi?”

    Hz. Ali (r.a): “Evet, ey Allah’ın Resulü, öğret!” dedi.

    Bunun üzerine Hz. Peygamber (s.a.s) buyurdu ki:

    “Perşembeyi Cumaya bağlayan gece olunca, gecenin son üçte birinde kalkabilirsen kalk. Çünkü o an meleklerin hazır bulunduğu bir andır. O saatte yapılan dua makbuldür. Kardeşim Ya’kub da evlatlarına, ‘Sizin için Rabb’ime istiğfar edeceğim, hele Cuma gecesi bir gelsin’ derdi. Eğer o vakitte kalkamazsan gecenin ortasında kalk. Bunda da muvaffak olamazsan gecenin evvelinde kalk. Dört rek’at namaz kıl. Birinci rek’atte, Fatiha ile Yasin Suresini oku, ikinci rek’atte Fatiha ile Duhân Suresini oku, üçüncü rek’atte Fatiha ile Secde Suresini oku, dördüncü rek’atte Fatiha ile uzunca Tebâreke Suresini oku. Teşehhüdü bitirdiğin vakit Allah’a hamdet, Allah’a senayı da güzel yap, bana ve diğer peygamberlere salât oku, bunu güzel yap. Erkek ve kadın mü’minler için ve senden önce gelip geçen mü’min kardeşlerin için istiğfar et. Sonra bütün bu okuduğun duaların sonunda şu duayı oku:

    “‘Allah’ım, bana günahları, beni yaşattığın müddetçe ebediyen terk ettirerek merhamet eyle. Bana faydası olmayan şeylere teşebbüsüm sebebiyle bana acı. Seni benden hoşnut edecek şeylere iyi bakmayı bana nasip et. Ey gökleri ve yeri yoktan var eden celâl, ikram ve erişilmez izzet sahibi olan Allah’ım. Ya Allah! Ya Rahman! Celâlin hakkı için, yüzün nuru hakkı için kitabını bana öğrettiğin gibi, ezberimde tutmayı da kalbime kolaylaştır! Seni benden razı kılacak şekilde okumamı nasip et. Ey semavat ve arzın yaratıcısı, celâlin ve yüzün nuru hakkı için kitabınla gözlerimi nurlandırmanı, onunla dilimi açmanı, onunla kalbimi yarmanı, göğsümü ferahlatmanı, bedenimi yıkamanı istiyorum. Çünkü hakkı bulmakta bana ancak Sen yardım edersin, onu bana ancak Sen nasip edersin. Her şeye ulaşmada güç ve kuvvet ancak büyük ve yüce olan Allah’tandır.’

    “Ey Hasan’ın babası, bu duayı üç, beş veya yedi cuma yaparsın. Allah’ın izniyle duana icabet edilecektir. Beni hak üzere gönderen Zat-ı Zülcelal’e yemin olsun bu duayı yapan hiçbir mü’min cevaptan mahrum kalmadı.”
    İbnu Abbas (r.a) der ki: “Allah’a yemin olsun, Hazret-i Ali (r.a) beş veya yedi cuma geçti ki Resûlullah’a (s.a.s) aynı önceki mecliste tekrar gelerek:

    ‘Ya Resûlallah! Daha önce dört beş ayet ancak öğrenebiliyordum. Fakat unutuyordum. Bugün ise, artık 40 kadar ayet öğrenebiliyorum ve unutmuyorum. Allah’ın Kitabı sanki gözümün önüne geliyor gibi oluyor. Eskiden hadisi dinliyordum da arkadan bir tekrar etmek istediğimde aklımdan çıkıp gidiyordu. Bugün hadis dinleyip sonra onu bir başkasına istediğimde ondan tek bir harfi kaçırmadan anlatabiliyorum’ dedi.
    Resûlullah (s.a.s) bu söz üzerine Hz. Ali’ye (r.a):

    “Ey Hasan’ın babası! Kabe’nin Rabbine yemin olsun ki, sen kâmil mü’minsin!” buyurdu.
     



Sayfayı Paylaş