Panik Bozukluk Nedenleri

Konusu 'Psikiyatri' forumundadır ve RüzGaR tarafından 26 Kasım 2007 başlatılmıştır.

  1. RüzGaR Super Moderator


    Panik Bozukluğun Nedenleri
    Panik bozukluğunun nedenleri karmaşıktır, çoğu olguda sorun ortaya çıkmasından sorumlu tek bir etken yoktur. Herhangi bir kişide, söz konusu bozukluğun özgül nedenini saptamak olanaksızdır.

    Dolayısıyla burada, yapılan araştırmadan yola çıkarak, panik bozukluğunun gelişmesine katkısı etkenleri tartışmakla sınırlı kalmak durumundayız. Bu çaaların sonuçlarının, sizin durumunuzla yakın ilişkisinin olup olmadığını bilmek olanaksızdır.

    Panik bozukluğunun gelişmesinde, eğitim süreci, yerleşik düşünceler gibi psikolojik etkenlerin, ailesel yatkınlık gibi biyolojik genlerin ve birtakım zorluklarla başetmek zorunda kalmak gibi çevresel etkenlerin bir bileşkesinin rolü vardır. Panik bozukluğunu yenmek için nedenlerini bilmek gerekmese de bu sorunu ortaya çıkartan çeşitli etkenleri tanımak aydınlatıcı olabilir.

    Panik bozukluğunun genetik etkenlerle ilişkisi var gibi görünmektedir. Panik bozukluğu olan kişilerin akrabalarında panik bozukluğu ortaya çıkma olasılığının, panik bozukluğu olmayanların akrabalarında panik bozukluğu ortaya çıkma olasılığına göre üç kat daha fazla olduğu bulunmuştur. Panik bozukluğurıun kuşaktan kuşağa aktarılmasında genetik yatkınlığın bir ölçüde de önemli olduğu belirlenmiştir.

    Ayrıca beyindeki birtakım sinirler arası ileticilerin panik boaıkluğunda rollerinin olduğuna ilişkin çok sayıda kanıt vardır. Sinirler arası ileticiler (nörotransmitterler), iletileri bir sinirden diğerine taşıyan kimyasal maddelerdir. Panik bozukluğunda olaya karıştığı en çok düşünülen sinirsel ileticiler noradrenalin, serotonin ve kolesistokinindir.

    Sözgelimi, beyinde noradrenalin düzeylerini artıran maddeler panik ataklarını tetikleyebilmektedir. Öte yandan panik bozukluğunun tedavisinde en etkili olan ilaçlar ya noradrenalin ya da serotonini etkileyerek etkinlik göstermektedir.

    Ayrıca, panik bozukluğu olan kişilerde beyinin birtakım bölgelerinin, özellikle panik atakları sırasında etkinleştiğine ilişkin kanıtlar vardır. Bu bölgelerden biri, beyinin sağ yarısında yer alan parahippokampal bölgedir. Beyindeki kan akışını ele alan çalışmalar, korku duyan ya da panik atağı geçiren kişilerde, bu bölgede etkinlikte bir artma olduğunu göstermiştir.

    Ancak bütün bu bulgulara karşın biyolojik nedenler açısından kesin yargılara ulaşmak bugün için olanaksızdır.

    Psikolojik kuramlardan birine göre, olağan bedensel duyumlarını yanlış yorumlayarak, bir felaketI e karşı karşıya kaldığını düşünen kişilerde, beklenmedik panik atakları ortaya çıkabilmektedir. Köpeklerin tehlikeli olduğunu düşünen birinin, köpeklerin bulunduğu ortamlarda korku duyması gibi; kalbin hızlı atması, baş dönmesi ve soluğun kesilmesi gibi bedensel belirtilerinin son derece tehlikeli olduğunu düşünen biri de, bu gibi belirtiler ortaya çıktığında korkar ve panik atağı geçirebilir.

    Sözü edilen bu belirtileri hepimiz zaman zaman, hiçbir tehlike doğmadan yaşarız. Bu belirtilerden korkarsanız ya da bunları bir tehlikenin habercileri olarak yorumlarsanız, söz konusu belirtiler ortaya çıktığında, bir panik atağı ile tepki gösterebilirsiniz.
     



Sayfayı Paylaş