Öznel Düşüncecilik...

Konusu 'Felsefe' forumundadır ve EjjeNNa tarafından 25 Eylül 2007 başlatılmıştır.

  1. EjjeNNa Administrator



    Nesnel varlığı insansal bilincin ürünü sayan düşüncecilik anlayışı. Diyalektik maddeci öğreti düşünceciliği ikiye ayırır: Nesnel gerçekliği bireysel bilince indirgeyen düşüncecilik çeşitlerine öznel düşüncecilik (Sübjektif idealizm), nesnel gerçekliği bireysel bilinçten üstün olarak tasarımladıkları genel bir bilince indirgeyen düşüncecilik çeşitlerine nesnel düşüncecilik (Objektif idealizm) adını verir.

    Örtülü ya da açık çeşitli deyimlerle çeşitli varsayımlar ileri süren bütün düşünceci öğretiler bu iki bölümden birinin kapsamı içindedir, çünkü temel savları budur. Kimi yerde öznelcilik (Sübjektivizm) deyimi, sadece öznel düşüncecilik anlamında kullanılır. Ne var ki nesnel düşüncecilerin savları da sonuç olarak öznel düşüncecilerden ayrı değildir.

    Her ikisi de tanrıbilime felsefesel bir temel sağlamada birleşirler, her ikisi de metafiziktir, her ikisi de felsefenin temel sorununda ruha öncelik tanıyıp nesnel gerçekliği yadsırlar, gerçeklikten yola çıkmayan düşünsel varsayımlar oluştururlar, her ikisi de gizli ya da açık bilime karşıdır ve bilinemezcidir. Öznel düşüncecilik tekbenciliğe düşme korkusuna kapılınca nesnel düşünceciliğe yaklaşır, nesnel düşüncecilikse, çoğunlukla öznel düşüncecilikten ayırt edilemeyen deyimler kullanır.

    Öznel düşüncecilik tarihsel süreçte çeşitli biçimlerde ileri sürülmüştür: Şüpheciliği yöntem olarak kullanan bütün Yunan düşünürleri, başta Protagoras olmak üzere hemen bütün sofistler, basta Pyrrhon ve Ainesidemos olmak üzere bütün şüpheciler, başta Arkesilaos ve Karneades olmak üzere bütün Sokratesci şüpheciler öznel düşünceciliğe düşmekten kaçınamamışlardır. Bunun nedeni de bütün şüphecilerin; duyumların, nesnelerin niteliklerini yansıttığı olgusunu yadsımalarıdır. Usçuluğun (rasyonalizmin) kurucusu Fransız düşünürü Rene Descartes'ın metafiziği, nesneyi, insan zihninin bir tasarımı saymakla tümüyle öznel düşünceci bir öğretidir. Malebranche'tan Renouvier'ye kadar bütün Descartes izleyicileri bu savı sürdürmüşlerdir. Ne var ki Descartes'ın fiziğiyle metafiziğini titizlikle ayırdetmek gerekir.

    Fiziğinde maddeci olan Descartes, metafiziğinde düşüncecidir. İngiliz düşünürü maddesizci (immateryalist) Berkeley, öznel düşünceciliğin Fichte ve Mach'la birlikte, üç büyük ve tipik temsilcisinden biridir. Nesnel gerçekliği yadsıyan ve tek gerçekliğin insan duyumlarından ibaret olduğunu savunan İngiliz düşünürü David Hume'un, Alman düşünürü Immanuel Kant'ı hazırlayan şüpheci öğretisi de açık bir öznel düşünceciliktir. Öznel düşünceci öğretilerden biri de Fransız düşünürü Auguste Comte'un olguculuğudur. Çeşitli öznelci öğretilerde çeşitli adlar altında ileri sürülen algı'ların olguculuktaki yeni adı da olgu 'dur. Olgucular olgular sözünden algılar'ı anlarlar.

    Onlara göre bize araçsız olarak verilen tek bilgi olgular, eşdeyişle algılarımız ve duyumlarımızdır Bilim bunlarla yetinmeli, başkaca bilgiler edinme isteğine boşuna kapılmamalıdır. Buysa nesnel dünyadan kopmayı ve kendi bilinci içine kapanmayı, eşdeyişle öznel düşünceciliğe düşmeyi dile getirir. XX. yüzyılın yaygın öğretisi varoluşçuluk (egzistansiyalizm) da belli bir öznel düşünceciliktir. Heidegger'e göre "evren, ancak, içinde insan bulunduğu oranda vardır".

    Demek ki nesnel gerçekliği yaratan insandır ve insansız nesnel gerçeklik yoktur. Papaz Berkeley de ünlü maddesizciliğinde bundan başka bir şey söylemiş değildir. Varoluşçulara göre özgürlük, bireyin toplumdan ve onun nesnel yasalarından sıyrılışı demektir. Yeni-olguculuk, yenigerçekcilik, uyumsuzluk felsefesi, yaşam felsefesi vb. gibi daha pek çok örnekleri bulunan öznel düşüncecilik de, nesnel düşüncecilik gibi, bilinçdışı bir varsayımdır. Üstelik de tekbencilik gibi bir saçmada temellenir.

    Öznel düşüncecilik sadece bilimdışı olmakla da kalmaz, ayrıca bilime de karşıdır ve onu yadsır. Gerçeklerden kaçmak için ilerisürülen çeşitli öznel düşüncecilik spekülasyonları hiç bir zaman gerçekleri ortadan kaldıramazlar. Nitekim çağımız usaaykırıcılığının bu tipik temsilcileri, nesnel gerçeklikler karşısında her gün biraz daha ezilip yitmektedirler.
     



Sayfayı Paylaş