Özgür Gümüşsoy şiirleri Özgür Gümüşsoy sözleri

Konusu 'En Güzel Şiirler' forumundadır ve SeçiL tarafından 22 Şubat 2016 başlatılmıştır.

  1. SeçiL Well-Known Member


    Özgür Gümüşsoy sözleri ve şiirleri

    Aklım; giderken onu unut budur ricam senden
    Yüreğimde
    var zaten, ziyadesiyle...
    Endişe etme, o kitleyi de;
    Emanet ettim
    Türk hekimlerinin maharetine!!



    Ne duruyorsun öyle benim gönül bahçemde tembel tembel
    Kalk da gül der; eminim gül der ki o vakit sana;
    Dikenim dahi senin elin kadar batmaz benim etime
    Bilir misin ki bir çiçeğin iç kanaması, kırk kıyametten beter!

    Özgür Gümüşsoy / Enkazdan Çıkmış Çocuklara Aşk Masalları



    İyisi mi sen bu hadiseye geceyi hiç karıştırma! Keza ne vakit aramız biraz limoni olsa seninle, vücudumda açlıktan ağzı kokan bir kemirgen peyda olur. Hiç bıkmadan, usanmadan iç organlarımı dişlemeye başlar ki; yüreğimin kara sınırlarına yaklaştığında mecburen durur. Bilir çünkü orada sen varsın, seni incittiğinde bu bedenden daha fazla beslenemeyeceğini fark edecek denli usta bir avcıdır. Ben ona isim vermemeyi tercih ettim, sen istersen Aşk diyebilirsin!

    Özgür Gümüşsoy / Tımarhane Sakinlerine Sevgililer Günü İzni



    Akla gelen her şeye amenna denilen bu cicim aylarında
    Sadece sevilmeyi sevmenin ya da ilgi deliliğinin manası yok
    Yineliyorum bak benim canım; aşk, kendiliğindendir!
    Tıpkı Yara’dan gibi…

    Özgür Gümüşsoy / İlahi Senfoniye Ara Nağmeler



    Dua gözlüm, küfründen öpüyorum seni.

    Nasıl da hüzün kokar şimdi gözbebeklerin… Bilmem inanır mısın ama sen ağladığında ben içimdeki bütün insanlığı öldürüyorum.

    [Özgür Gümüşsoy / Eski Zaman Terkleri]



    “Topa tüfeğe gerek yok ki sevgilim
    İki dudağının arasına bakar
    Bana yalanlar söyle...”

    [Özgür Gümüşsoy / Hiç Bey ile Herşey Hanım'ın Gönül Münasebeti]



    -Uzuncadır yılan hikâyesi, bitmez haklısın…

    -Aşkın başını küçükken ezmeli!

    [Özgür Gümüşsoy / Gökyüzünde Asılı Duran Yılan Hikâyesi]



    Gittin, kalp atışlarım o anda durdu. Ortalama yirmibeş dakikan vardı beni hayata döndürebilmek için… Evet ölüyordum ve Sen, bana ayrılan ömrü iyi kullanamadın!

    [Özgür Gümüşsoy / Sen`in İmhası Level II]



    “İçimde kök salıyor ve büyüyorsun iyiden iyiye
    Bir de sağıma soluma çarpmasan ne güzel olacak;
    Malum ya bu benim içim, acıyor…”


    [Özgür Gümüşsoy / Ayık Atlar Zamanı]



    Şimdilerde; asla uğrak gelememiş bir yolun sabrıyla bekliyorum seni, hiçbir yere varamayacak olduğumu bile bile hem de… Gelmiyorsun, hiç gelmiyorsun…

    [Özgür Gümüşsoy / Hell'yum!]



    Çocuklar önce okul sıralarına belli eder tebeşir lekeli sevdalarını
    Öğretmen karatahtaya müfredatı işlemektedir
    Bir yürek;
    Kaç kere çarpılır bölünür ya da toplanır bilmem
    Ama günden güne eksilir…

    [Özgür Gümüşsoy / Eylül`ün Yollara Düşürdüğü Kelimeler]



    Nasıl bir yanılsama şu aşk dedikleri, sevgilim bilsen
    Aslen tek bir yürekten, irili ufaklı birkaç nüsha daha yaratıyorsun
    Bilsen nasıl biçare bir Tanrısın kendi un ufak evreninde
    Kimden ayrılırsan ayrıl, mutlaka ama mutlaka O’na dönüyorsun…

    [Özgür Gümüşsoy / Hologram]



    Ben seni yere göğe sığdıramazken
    Yüreğimin kuytuluğuna yerleşmişsin bile sen
    Aşk geliyorum diye haykıran bir kaza muhakkak
    Ve düşmez kalkmaz bir Allah!

    [Özgür Gümüşsoy / *Bir]



    Ellerimin dikiş tutmazlığı ellerine teyellenmişken bağlıydım hayata ama şimdi çözüldüm her anlamda… Tırnaklarım etimden ayrıldı çünkü… Çünkü beklenenden tez düştü ak’lar çocuk sakallarıma… Çünkü kırıldım saç uçlarıma kadar!

    [Özgür Gümüşsoy / nevRose]



    -Ağlama ne olur, yanaklarına güneşler ekeyim. Ağlama!
    -Hayır ağlamıyorum. Su gibi gidip su gibi gelsin diye, sevdamı uğurluyorum yalnızca…

    {Özgür Gümüşsoy & Esme / Enigmatik Bulmaca}



    Sana; saçların kırılmış en çok da…
    Okuyucuyu içine çeken bir anlatımı var gözlerinin
    Nereden çıkacaktı hem ‘uçurum’ kelimesi
    Kirpiklerinden aşağıya intihar denemeleri yapılmasa…
    Giderken ettiğin kelamları suretimden ihtirasla silerken
    Dudaklarım soyuluyor diye üzülmüyor değilim
    Ya bana tahsis ettiğin öpüşler de tek tek yok olursa?

    [Özgür Gümüşsoy / Ayık Atlar Zamanı]



    -Büyük büyük savaşlardan çıkıp kendi evime dönmeye benzer, sana
    gülümsemek…

    -Seni özlüyorum bunda kötülük yok!

    [Özgür Gümüşsoy / Farz-ı Masal]



    Miktarınca sevemedim ki ben sizi
    Yüreğimin ağırlığı fazla geldi hep aşkın kantarına
    Ne ayarsız bir geceydi, dalgınlığıma geldiniz
    Şimdi siz de çok üzgünsünüz biliyorum
    Yine de ölüm müsterih, ölüm Hakk bana!

    Ve inanın ki; su olur buz, hayalleri kırıldığında…

    [Özgür Gümüşsoy/Aşk Yaralarının Triyaj Tutanağı]



    Seni duydum, bağıra çağıra susuyordun…
    Bilirim gürültülüdür suskunluğun çığlıkların aksine sessiz, sedasız…
    Soru işaretleriyle boğuştum önce…
    Ardından ünlemler önüme dikildi…
    Noktalandım!
    Saat seni sen geçiyordu…
    "ZAMAN"ın ötesi berisi sendin ve geç kalmamıştık bana kalırsa…

    Bana kalmadı…

    Özgür Gümüşsoy / [Y]üreğim [O]rtadan [K]ayboldu



    Yüreğinin ağzı delik olsa, cicili bicili bir kumbara gibi;
    atardık içine aşk bozukluklarını. Sanırım sen yine, ilk olarak beni
    harcardın! [Özgür Gümüşsoy / Jargon]



    Şimdi ben ana’sonlanıyorum burada ve her demde
    Tütünümü sarmışım rızlaya, avucumda çakma zippo
    Yakıyorum göğün karamsarlığını tek hamlede
    İçime çektiğim hep, senin iç’in!

    [Özgür Gümüşsoy / Soysuzları İfşa Bienali]



    -Müsait bir yerinde inebilir miyim, tekleyen ömrünüzün?

    Nabzımı ölçmenin en makul seçeneği senin ellerindi
    Ehliyetsiz aşklardan ötürü trafiği felce uğrayan kalbimin
    Adamı dakikada ortalama 81 defa çarpan otomatik kapısı
    Yalanı yok, seni en az
    “Düğmeye basabilir misiniz?” sorusu kadar benimsemişti
    Bunu sen de kabul etmelisin ki
    Şu durumda başparmağını bileğimden çekmen
    Tenimde yapılabilecek en manasız eylemdi!


    -Nabız hızla irtifa kaybediyor!
    -Düş'ecek nasılsa…



    Başı sonu ’sen’ olan bir yolculuktu…

    Molalarda sen tüttürüldü sigaranın her nefes alış verişinde, çayın demine gözlerin diye bakıldı, bardağın ince beline sen diye sarılındı.

    Sen’den yola çıkılıp sana varıldı…

    Ah bu uzaklar… Herkesi, her şeyi benden götürüp seni bana getirseler.

    Ve sen gel-git(me)…

    Dur içimin kıyılarında, soluklan. Kal benimle anlamım olsun, gideceksen de sularının tenime değmişliği olsun…

    Ah bu uzaklar, bana uzak olsun!

    [Özgür Gümüşsoy / Sen'e Seyahat]



    İki bulutun ilişkisindeki ten uyuşmazlığında
    Yağmura yakalanmamak için affına sığınıyordum senin
    Şemsiyenin altında/Kirpiklerinin altında/Zan altındaydım
    Özgürlüğüm teslim olmuyordu bakışlarındaki yargıya
    Kendime sıktığım nezih bir kurşunun çığlığında
    Teşhisi olmayan sancılarla sevmiştim seni...

    [Özgür Gümüşsoy / Yoğun Bakımdaki Kelimelerle Yazılmış Serum Kokan Şiir]



    -Hoşça kal ayrı yazılır.

    -Zaten içinde yeterince ayrı’lık yok mu?

    [Özgür Gümüşsoy / Sana… Düpedüzyazı]



    Her gece sarılıp yokluğuna ölüme uzanmaktı artık hayat… Ve artık aşk, bir ihtimalsizliği delicesine sevmekti…

    Söz bitti…

    [Özgür Gümüşsoy / Gitme, Deneme Bile!]



    Aynamın yüzünden düşen bin parça! Bakmıyor hiç bana…

    -ki ben de kendimle karşılaşmaktan bir hayli çekiniyorum.

    Ya hatırlarsam kendimi bir yerden?

    [Özgür Gümüşsoy / Dağınıklığımı Mazur Görün!]
     



Sayfayı Paylaş