Ozan Arif

Konusu 'Biyografiler' forumundadır ve RüzGaR tarafından 4 Şubat 2008 başlatılmıştır.

  1. RüzGaR Super Moderator


    Ozan Arif ( 1949-...)

    Ozan Arif Giresun`un Alucra ilçesine bağlı şimdiki ismi ile Yükselen eski adı ile Hapu köyünde 10 Haziran 1949`da doğdu. Babası yörenin sevilen simalarından rahmetli Muharrem Çavuşun (Muharrem Şirin) oğlu Mehmet Bey, annesi Fatma hanım da, yine komşu köy Demirözü`nden aynı şekilde sevilen rahmetli Gençağa Eşkünoğlu`nun kızıdır.

    Babasının memuriyeti dolayısıyla, ilk ve ortaokulu Samsun`da bitirdikten sonra, hayli kalabalık olan ailesine kısa zamanda maddi yardım yapabilmek düşüncesiyle öğretmen okuluna başladı. 1969-1970 döneminde Perşembe İlköğretim Okulundan mezun oldu. Okul süresi boyunca kışları okuyup yazları rençperlik yapan bir öğrenci idi. İlk göreve başladığı okul, ailesinin bulunduğu Samsun`da Karaoyumca köyündeki ilkokuldur. Bir yıllık stajyerlik süresinden sonra, yine Samsun`da Devgeriş köyüne tayin oldu. 1972 yılında yine aynı köyde stajyerlik yapmakta olan ve ona ömrü boyunca en büyük desteği veren Süheylâ hanımla evlendi. Devgeriş köyünde beş yılı öğretmenlik, dört yılı ise okul müdürlüğü olmak üzere dokuz yıl hizmet vermiştir. İnançlarından ve prensiplerinden asla taviz vermeyen bir kişiliğe sahip olan Ozan Arif, o devrin yöneticilerinin büyük baskısı ile, maalesef 1979 yılında öğretmenlik mesleğinden ayrılmak zorunda bırakılmıştır. Öğretmenlik mesleğini çok seven Ozan Arif`in çok başarılı takdirnamelerle dolu meslek hayatına rağmen, o günün şartlarında başka bir tercihi de kalmamıştı.



    ::::::::::::KONSERLERİ:::::::::::



    1964`ten bugünlere kadar nerdeyse kırk yıl boyunca Türkiye`de pek çok ilde, ilçede, köyde ve beldede verdiği binlerce konser haricinde Türkiye dışında Fransa, Avusturya, Almanya, Amerika, Belçika, Hollanda, İngiltere, Avustralya, Kanada, Danimarka, İsveç ve İsviçre gibi ülkelerin birçok şehrinde sayısı bilinmeyecek kadar çok konserler verdi.

    Yukarıdaki ismi geçen şehirler ve ülkeler haricinde Ozan Arif Endonezya, Malezya, Singapur, Tayland, Flipinler, Pakistan, Hindistan ve Yeni Zelanda`ya da gidip kültürel etkinliklerde bulundu. ​



    :::::::::::::ÖDÜLLERİ:::::::::::


    Güzel sanatlara yeteneği, şiire ilgisi ve özellikle şairliğe olan kabiliyetinden dolayı okul çağlarında şiir ve resim dallarında birincilikler ve ödüller almaya başlayan Ozan Arif`in başarıları hayatının ileriki yıllarında yöresel sınırları aşıp Türkiye genelinde de devam etti.
    Birçok şiir ve Halk Edebiyatı yarışmalarında üstün başarı gösteren Ozan Arif`in Türk Halk Edebiyatı`nın şiir, atışma, muamma, irticalen şiir söyleme, lebdeğmez (dudakdeğmez), güzelleme ve diğer dallarında çeşitli tarihlerde aldığı Türkiye birincilikleri, sertifikalar ve ödüller vardır.
    Bunların yanında Konya`da Türkiye Aşıklar Bayramı`nda değişik yıllarda, değişik dallarda birincilikler elde eden Ozan Arif, yine Konya Aşıklar Bayramı`nda 1976, 1977 ve 1978 yıllarında her dalda altın madalya kazanmıştır.
    Lakin kendisi onun için en büyük ödülü şöyle ifade ediyor:
    "...ortaokul çağlarında çocuk yaşta bu sevdaya gönül vermişim. O yaşlardan beri verdiğim mücadelenin karşılığını, tertemiz yüreklerde sevgi sarayları kurarak aldım. Ülküdaşlarımın sevgi ve muhabbetinden daha büyük beşeri ödül olamaz." ​



    :::::::::::ŞİİRLERİNDEN::::::::::::::




    KENDİ ŞİİRİYLE OZAN ARİF...

    Tevellüt; kırkdokuz, adım Arif`tir.
    Soyadım kütükte Şirin bilinir.
    Giresun, Alucra, Hapu köyünden,
    Soyumu sopumu sorun bilinir.

    Ozan diye tanır tanıyan beni,
    Gönlümde yaşatmam garezi, kini,
    Ve lâkin memleket, millet haini
    Olanlarla aram serin bilinir.

    Siz sakın sanmayın el vurdu bana;
    Öpmeye kalktığım el vurdu bana,
    Bülbül idim bülbül, gül vurdu bana,
    O yüzden dertlerim derin bilinir.

    Hakkımda istenen ceza çok benim.
    İpe de çekseler, korkum yok benim.
    Allah`a çok şükür, alnım ak benim.
    Bekleyin... Sabredin... Durun bilinir.

    Ben Arif`im, baba bildim devleti.
    Benim işim uyandırmak milleti.
    Söylediğim bu destanın kıymeti,
    Bugün bilinmezse, yarın bilinir.​






    İŞ İŞTEN GEÇER

    İbret al gardaşım az kulak ver de,
    Ar`ım dersin amma, iş işten geçer,
    Kızıl âfat girer ise bu yurda,
    Zorum dersin amma, iş işten geçer.

    Üzülerek söylüyorum saz ile,
    Bu sözlerim kafanıza yazıla,
    Mavi, yeşil, beyaz döner kızıla,
    Sarım dersin amma, iş işten geçer.

    Tarlana tohumu mecbur ekersin,
    Ak alından emek teri dökersin,
    Hasatı el yapar boynun bükersin,
    Darım dersin amma, iş işten geçer.

    Dersin ki; benim de bir törem vardı,
    Davul zurnam ile kanım kaynardı,
    Erzurum`da dadaşlarım oynardı,
    Barım dersin amma, iş işten geçer.

    Varlığını göster gardaşım önce,
    Destek ol hemşerim ülkücü gence,
    Kızıl balyoz kuş beynine inince,
    Varım dersin amma, iş işten geçer.

    Arif`im sözümü yayın bucağa,
    İnciri dikerler senin ocağa,
    Her gece verirler başka kucağa,
    Karım dersin amma, iş işten geçer



    BU HALE GELDİK

    Çok zevk aldık komşumuzun derdinden,
    Haz yapa haz yapa bu hale geldik.
    İkimiz bir üçüncünün ardından,
    Söz yapa söz yapa bu hale geldik.

    Hep gözümüz elin ekmek aşında,
    Böylelikle kaldık safın dışında,
    Kadın işte, erkek ***** başında,
    İz yapa iz yapa bu hale geldik.

    Ne kanundan korktuk ne de fermandan,
    Kestik, yaktık, tarla yaptık ormandan,
    Çok savurduk den çıkmadı harmandan,
    Toz yapa toz yapa bu hale geldik.

    Adaletin ışığını söndürdük,
    Vurguncuyu avantaya kondurkuk,
    Uyuşturduk beyinleri dondurduk,
    Buz yapa buz yapa bu hale geldik.

    Gurbetçinin feryadını duymadık,
    Ürüşvetsiz vatanına koymadık,
    Gümrüklerde nesi kaldı soymadık,
    Kaz yapa kaz yapa bu hale geldik.

    Kaş yaparken hep çıkardık gözleri,
    Heder oldu aşıkların sözleri,
    En basiti öz malımız sazları,
    Caz yapa caz yapa bu hale geldik.

    Seçim vakti çok sıvadık kolları,
    Boş geçirdik aradaki yılları,
    Kürsülerde eşşek gitmez yolları,
    Düz yapa düz yapa bu hale geldik.

    Parçaladık yüce türkün ırkını,
    Ayrı dedik garbı ile şarkını,
    Üç rey için mezheplerin farkını,
    Koz yapa koz yapa bu hale geldik.

    Çıkar için girdik binbir kılığa,
    Kaypaklıkta pes dedirtdik balığa,
    Kaplumbağa ile soluk soluğa,
    Hız yapa hız yapa bu hale geldik.

    İnatlıkta yarış yaptık keçiyle,
    Namussuzu kabul ettik suçuyla,
    Kel kız gibi ablamızın saçıyla,
    Poz yapa poz yapa bu hale geldik.

    Ozan Arif ne söylesin şu anda,
    Siz söyleyin şevk kalır mı insanda?
    Vatanını sevenleri zindanda,
    Köz yapa köz yapa bu hale geldik.

    KURBAN

    Dinlesin milletim, duysun sözümü,
    Yârana kurbandır bu canım benim.
    İmansızlar yaralamış özümü,
    Sarana kurbandır bu canım benim.

    Ulu Tanrı`m mubarek kıl gazamı,
    Sefer ettim vücudumu azamı,
    Bu mülk-ü dünyaya İslam nizamı,
    Kurana kurbandır bu canım benim.

    Aşıklardan çıkar sözün zengini,
    Gösterin cihanda Türk`ün dengini,
    Ay-Yıldızlı bayrağıma rengini,
    Verene kurbandır bu canım benim.

    Beşikte gardaşım hep yetim kalsa,
    Süt emdiğim anam saçını yolsa,
    Türk-İslâm düşmanı babam da olsa,
    Vurana kurbandır bu canım benim.

    Ozan Arif der ki; bütün sussalar,
    Sende sus diyerek boynum kesseler,
    Şeriatçı diye ipe assalar,
    Kur`an`a kurbandır bu canım benim.

    AŞIĞIYIM

    Siz sormayın bana aşkı,
    Ben bu yurdun aşığıyım.
    Kalleş dosttan gözüm yıldı,
    Mert düşmanın aşığıyım.

    Biri dişli biri çarktır,
    Aynı millet aynı ırktır,
    Alevi Türk, sünni Türktür,
    Çerkez, Kürdün aşığıyım.

    Bu dünyanın kıymetine,
    Aldanmayın servetine,
    Aç kalsa da devletine,
    Bağlı ferdin aşığıyım.

    Yolcusu var kızıl yolun,
    Farkı benden şudur onun,
    O Lenin`in, O Mao`nun,
    Ben Bozkurt`un aşığıyım.

    Arif dönmüş bir bülbüle,
    O aşıktır bağda güle,
    Ülkücülük dertse bile,
    Ben bu derdin aşığıyım.

    KORKUM YOK

    Yeter be..! Yeter be sabrımız taştı,
    Korkum yok... Korkum yok... Korkum yok sizden.
    Bardağı taşıran son damla düştü,
    Korkum yok... Korkum yok... Korkum yok sizden.

    Kinim size milletinden bezenler,
    Yalan dolu, riya dolu düzenler,
    Tarih boyu ezileni ezenler,
    Korkum yok... Korkum yok... Korkum yok sizden.

    Şereflerin satıldığı pazarlar,
    Tarih kesen, töre kesen hızarlar,
    Osmanlıyı hain yazan yazarlar,
    Korkum yok... Korkum yok... Korkum yok sizden.

    Kan dolu kadehler, cünüp şişeler,
    Yalancı duvarlar, katil köşeler,
    Barut değil, şarap kokan paşalar,
    Korkum yok... Korkum yok... Korkum yok sizden.

    Türk`üm dedik; çekip çekip vurdunuz,
    Bizi vurup bizden hesap sordunuz,
    Ölümden öteye köy mü kurdunuz,
    Korkum yok... Korkum yok... Korkum yok sizden.

    Hakkı seven hakim sözümü anlar,
    Kanuna saygıdır bilene bunlar,
    Başı besmelesiz düzme kanunlar,
    Korkum yok... Korkum yok... Korkum yok sizden.

    Bir insan bilerek yılan mı besler,
    Beyni satılmışlar, niyeti pisler.
    Maddeci tayfalar, dinsiz reisler,
    Korkum yok... Korkum yok... Korkum yok sizden.

    Devir sizin diye Arif ne yapsın?
    Korkuyu put edip puta mı tapsın?
    İnceldiği yerden koparsa kopsun,
    Korkum yok... Korkum yok... Korkum yok sizden.

    BİR DEVRİN DESTANI

    Oturdum, düşündüm, sebep ne neden?
    Kızıla değil de, ala kıydılar.
    Bazen Yunus, bazen Yavuz`ca giden,
    Yolcuya kıydılar, yola kıydılar.

    İlâhi bir aşkla tütüp dururken,
    Ateşinde kızıl küfür erirken,
    Işığı yarına müjde verirken,
    Ocağa, ateşe, küle kıydılar.

    Bu söz yeni değil söylenmiş önce,
    Diken yaranırmış deveye anca,
    Deve çobanından bağban olunca,
    Dikeni bırakıp güle kıydılar.

    Allah için biri gerçeği görüp,
    Dökmedi zehrin tasını kırıp,
    Üstelik zehiri süngüyle sürüp,
    Ne tuhaf değil mi, bala kıydılar.

    Baba evladına kıyar sanmazdım,
    Zaten kıyan el olsaydı tınmazdım,
    Önceden kıysalar yine yanmazdım,
    Zafere bir adım kala kıydılar.

    Ahte vefa var ya; umutmuş gardaş,
    O umut ki bizi uyutmuş gardaş,
    Baltalar sapını unutmuş gardaş,
    Ormana, ağaca, dala kıydılar.

    Çekilenler hayalimde yadımda,
    Anlatmakla bitmez iki adımda,
    Kırkdört`den seksen`e hesapladımda,
    Otuzaltıbuçuk yıla kıydılar.

    İnanan ne zaman olmuş ki mağlup?
    Kıysalarda biziz yarin ki galip,
    Lâkin oynunu oynadı "salip"
    Uşakları üç hilale kıydılar.

    Bu gerçeği Arif olan söylüyor,
    Kıyanın kurduğu pilan söylüyor,
    Kim derse ki; gaflet, yalan söylüyor,
    Bunlar bize, bilee..bile kıydılar.

    BİZDEN SÖYLEMESİ

    Size akıl vermiş gibi olmasın,
    Bu fırsatı teptirmeyin efendim..!
    Beslediğim Ordu aşkı solmasın.
    Beni sizden kopturmayın efendim..!

    Şöyle bir göz atın çin`deki hırsa,
    Urus`a yaklaşman aklınız varsa,
    Amerika sırtınızı okşarsa,
    Kendinizi kaptırmayın efendim..!

    Böyle denge olmaz, bu fikri atın,
    Vatanı sevenin elinden tutun.
    İbrenizi biraz daha doğrultun.
    Doğru yoldan saptırmayın efendim..!

    Gazioğlu zehirledi beşeri,
    Gerçi şimdi aramakta başarı.
    Behice`yi ben mi saldım dışarı..?
    Gözüme kül septirmeyin efendim..!

    Tükürürüm böyle işin içine,
    Uydurma suç bağlamayın gıçına,
    Milliyetçi Hareket`in suçu ne..?
    Gerçekleri çarptırmayın efendim..!

    Mehmetçiği kıran ile barışmam.
    Rus`a selam duran ile barışmam.
    Haşatlı`yı vuran ile barışmam.
    Süngü ile öptürmeyin efendim..!

    Vatanı sevmek mi suçumuz bre..?
    Mustafa`mız gitti göz göre göre.
    Hamdi Sevinç gibi pis köpeklere,
    Bizi mahkûm yaptırmayın efendim..!

    Doğan öz davası tam bir rezalet,
    Yirmi suçlu olurmu be insaf et..!
    Mustafa`yla yara aldı adalet,
    İbrahim`le keptirmeyin efendim..!

    Arif der ki; hakkı ile övelim...
    Sakız mıdır ağzımıza gevelim..?
    Atatürk`ü, Fatih gibi sevelim...
    Fakat zorla taptırmayın efendim..!

    C-5

    Hakim bey.. Hakim bey..bütün dünyamı
    Yıkarak yaptılar benim sorgumu.
    C-5 denilen yere gözlerim bağlı,
    Tıkarak yaptılar benim sorgumu.

    Savcının ağzından şu okunanlar,
    Benim suçum değil, hep yalan bunlar!..
    Dövdüler hakim bey, ağzımdan kanlar,
    Akarak yaptılar benim sorgumu.

    Düştüm ki bir sürü Moskof piçine,
    Biri demedi; "Bunun suçu ne?"
    Tabancayı ta ağzımın içine
    Sokarak yaptılar benim sorgumu.

    Döve döve işettiler altıma,
    Bayıldıkça sarıldılar hortuma,
    Islatıp ıslatıp tekrar sırtıma,
    Çıkarak yaptılar benim sorgumu.

    Kimi vurdu, kimi baktı seyrime,
    Jop izleri oluk oldu böğrüme,
    Sigaranın ateşiyle bağrıma,
    Çökerek yaptılar benim sorgumu.

    Kimi şarap içti, kimisi rakı,
    Karmakarış oldu her türlü koku,
    Döverek pisletip, ağzıma b...
    Dökerek yaptılar benim sorgumu.

    Jileti vurdular ileri-geri,
    Dilim dilim oldu yarıldı deri,
    Yarılan yerlere tuzu, biberi,
    Ekerek yaptılar benim sorgumu.

    Tırnağım söküldü kelpeten ile,
    C-5 ler konuşsa gelse de dile,
    "Su" diye yalvardım!.. Hep güle güle,
    Bakarak yaptılar benim sorgumu.

    Şişe ile zorladılar kıçımı,
    Tuzlu su verdiler, yaktı içimi.
    Derisinden kopanaca saçımı,
    Çekerek yaptılar benim sorgumu.

    Allah`sız, kitapsız sekiz-on ayı,
    Suçsuzum dedikçe, vurdu sopayı.
    Burnuma soktular tornavidayı,
    Bükerek yaptılar benim sorgumu.

    Biri bu "Soyer" di, domuzun dölü!..
    Sesinden tanıdım, değilim deli.
    Tenasül uzvuma ceryanlı teli,
    Takarak yaptılar benim sorgumu.

    Hakim bey; erkeklik kalmadı daha!..
    Ölem diye çok yalvardım Allah`a.
    Avuç içlerimden tutup çarmıha,
    Çakarak yaptılar benim sorgumu.

    Babamı almaya, eve gittiler.
    Anama, eşime neler ettiler!
    Çocuğumun boğazından tuttular,
    Sıkarak yaptılar benim sorgumu.

    Yavrumu görünce çıldırdım dedim(!)
    Ne derseniz kabul, saldırdım dedim.
    Atatürk`ü bile öldürdüm dedim.
    Yakarak yaptılar benim sorgumu.

    Ozan Arif anlatamaz kaygımı,
    Yitirdim kanuna olan saygımı!
    Velhasıl "Devlete güven" duygumu,
    Sökerek yaptılar benim sorgumu​
     



Sayfayı Paylaş