Oruç Kefareti hakkındaki meseleler...

Konusu 'Sorularla İslam' forumundadır ve abdulkadir tarafından 1 Eylül 2008 başlatılmıştır.

  1. abdulkadir Well-Known Member


    Bir diş tabibi hanım, (Unutarak da yense, oruç bozulur. Çünkü bozulmaz diye bir âyet yok) ve (oruç kefareti diye bir şey yoktur) diyor. Bir husus Kur’anda bulunamazsa sünnete bakılmaz mı?

    Cevap: Bir kimsenin, kendi uzmanlık sahasının dışında bir uzman gibi konuşması elbette uygun olmaz. Diş tabibi bu hanım, âyetleri, hadisleri diş çeker gibi, hem de morfinsiz, çekip atıyor. Kur’an-ı kerimin çeşitli yerlerinde, (Yalnız Allaha uyun) denmiyor, (Allaha ve Resulüne uyun) buyuruluyor. Sonra Resulullaha uymak Allaha uymaktan farklı değildir. (O, [Resulullah] vahyedilenden başkasını söylemez) buyuruluyor. (Necm 3)

    Bu âyet-i kerime, Peygamber efendimizin din hakkında bildirdiklerinin Allahü teâlânın vahyettiğinden başka olmadığını bildirmektedir. Ayrıca, (Peygamber size neyi verdiyse [neyi emretmişse] onu alın, neyi yasakladıysa ondan da sakının) buyurulmaktadır. (Haşr 7)

    Demek ki Allahü teâlânın Kur’an-ı kerimde açıkça bildirmediği hususlar var ki, (Peygamberin emrettiklerini yapın, yasakladıklarından sakının) buyuruluyor. Mesela namazları nasıl kılacağımızı Kur’andan bulamayız. Kaç rekat olduğunu da bulamayız. Hangi rekatta neleri okuyacağımızı da bulamayız.

    Yanılırsak, ne yapacağımızı da bulamayız. Nerede buluruz? Peygamber efendimiz namazı nasıl kılmışsa öyle kılarız. Hangi rekatlarda neleri okumuşsa veya neleri okuyun buyurmuşsa öyle yaparız. Yanılma secdesini de onun bildirdiği gibi yaparız. Orucu bozan ve bozmayan çok şey vardır. İğne orucu bozar mı, hayz halinde oruç tutmak gerekir mi? Orucun farzları nelerdir? Bunları Peygamber efendimizden öğreniriz. Biz Peygamber efendimizin emrine uyarsak, başka bir kitaptan mı okumuş oluruz? Sünnetler Kur’andan başka değildir.

    Allahü teâlâ, Resule uymamızı emrediyor. Allahın bu emrine uymamız niye anormal karşılanır ki? Dârimi’nin bildirdiği hadis-i şerifte, Allahın emri ile, Cebrail aleyhisselam, Kur'an-ı kerimi getirdiği gibi, açıklaması olan sünneti de getirmiştir. Hadis-i şerifte de, (Peygamberin haram kılması, Allahın haram kılması gibidir) buyuruluyor. (Tirmizi)

    Tabibe hanım, (Unutarak da yense, oruç bozulur. Çünkü bozulmaz diye bir âyet yok) diyor. Âyette olmayanlar sünnet ile bildirilmiştir. Peygamber efendimiz buyuruyor ki:

    (Oruçlunun unutarak yiyip içtiği Allah'ın ona gönderdiği bir rızıktır. Kaza gerekmez.) [Dâre Kutni]

    (Oruçlu iken unutarak yiyip içen, orucuna devam etsin, Çünkü onu Allah yedirip içirmiştir.) [Buhâri, Müslim, Tirmizi, Nesâi]

    Âyetleri herkes kendine göre yorumladığı için 72 sapık mezhep meydana çıkmıştır. Peygamber efendimizin açıklamasına uyulsa idi, bu ayrılıklar olmazdı. Ayrılıklar, Peygamber efendimize uyulmamaktan ileri gelmektedir. Herkes Peygamber efendimizin açıklamasını esas alsa, ayrılık olmaz.

    Tabibe hanım, (oruç kefareti diye bir şey yoktur) diyor. Ramazan orucunu, kasten bozana kefaret lazım geldiği din kitaplarının hepsinde yazılıdır. Kütüb-i sitte isimli meşhur altı hadis kitabından Buhari, Müslim, Ebu Dâvud, Tirmizi ve Nesâi’de mevcuttur.

    Hz. Ebu Hüreyrenin rivâyet ettiği hadis-i şerif şöyledir: Bir kimse, (Helak oldum ya Resulallah) dedi. Peygamber efendimiz, ne olduğunu sordu. O da Ramazan orucunu kasten bozduğunu söyledi. Peygamber efendimiz, bir köle azad etmesini bildirdi. Kölesi olmadığını bildirince, aralıksız iki ay oruç tutmasını emretti. Bunu da yapamıyacağını bildirince, fakir doyurmasını bildirdi. Demek ki oruç kefareti varmış.

    Yahudi ve Hıristiyanların da cennete gideceklerini söyleyen, altın yüzüğe cevaz veren, melekler rüzgarlardır diyen bir ilahiyat profesörünün oruçla ilgili bir yazısını gönderiyorum. Profesör diyor ki:

    (Her ne kadar hadislerde hayzlı ve nifaslı kadınlar namaz kılamaz, oruç tutamaz, Kur’ana dokunamaz deniyorsa da, namaz kılmasında, oruç tutmasında ve Kur’ana dokunmasında sakınca yoktur. Bu hadisler dinin ruhuna aykırıdır. Bir de kütüb-i sitte denilen altı hadis kitabında, kasten orucu bozanlara, ceza olarak 61 gün oruç tutmaları gerektiği bildiriliyorsa da, bu da Kur’anın ruhuna, dinin temel prensiplerine aykırıdır. Çünkü ceza işlenen suça uygun olmalıdır. Bir gün oruç yiyene, 61 gün oruç tutturmak zulüm olur.) Bu ne biçim profesör?

    Cevap: Dinimizde delil dörttür: Kitab, Sünnet, İcma ve Kıyas-ı fukaha. Bir hüküm için bu delillere bakılır. Hem kütüb-i sittedeki hadislerde var diyor, hem de, bu hadisler dinin ruhuna aykırıdır diyor. Önce hadis dinde delil midir değil midir, bunu kasten bildirmiyor. Sonra bu hadisler uydurma mıdır, yoksa sahih midir? Bunları da kasten söylemiyor. Uydurma demesine imkân yok.

    Çünkü kütüb-i sitte denilen en kıymetli altı hadis kitabındaki hadisler, bütün âlimlerce sahihtir. Mezhepsiz olmayan bir kimse, bu kitaplardaki hadis-i şeriflere uydurma diyemez. Profesör açıkça, peygamber Kur’anın ruhuna aykırı konuşmuş demek istiyor. Zaten mezhepsizler, anlayamadığı hadis-i şeriflere, (Uydurma veya Kur’anın ruhuna aykırı) damgasını basarlar.

    Profesör oruç tutmamakla, kasten orucu bozmayı birbirine karıştırıyor. Kefaret oruç tutmamanın cezası değildir. Orucu kasten bozmanın cezasıdır. Bir adamı yanlışlıkla öldürmekle, kasten öldürmenin cezası aynı olur mu? Hatta öldürmek niyetiyle kurşun sıksa, öldüremese bile, öldürmüş gibi ceza verilir. Ama kazaen öldürenin cezası hafiftir. Orucu kazaen bozmak ile, hiç niyet etmeden oruç tutmamak ve kasten niyetli orucu bozmak arasında çok fark vardır.

    İmansızın cezası

    Sanki profesör, Kur’anın ruhunu, dinin temel prensiplerini biliyormuş gibi konuşuyor. Şimdi bu zavallı profesöre soruyorum: Kur’an-ı kerimde, imanla ölenlerin yarın âhirette sonsuz olarak cennette, imansız ölenlerin ise cehennemde sonsuz olarak kalacağı bildirilmektedir. Bir kimse, 50 veya 100 yıl yaşıyor, yüz yıllık iyi işlerine karşı sonsuz olarak cennette kalıyor. Bir kimse de 100 yıl günahına ve küfrüne karşılık bin yıl, milyar yıl, trilyon yıl değil, sonsuz olarak cehennemde kalıyor. Bu dinin ruhuna aykırı olmadığına göre, orucu kasten bozmanın cezasının da 60 gün olması, dinin ruhuna aykırı olmaz. Bir gün orucu kasten bozmanın cezası 61 değil, 60 gündür. Bir gün de bozarak tutmadığı orucun kazasıdır.

    Peygamber efendimizin ve Eshab-ı kiramın hanımları da, yıllarca hayz ve nifas hali olmuştur, onlar namaz kılmamış, oruç tutmamıştır. Peygamber efendimiz ve Eshab-ı kiram Kur’anın ruhuna aykırı mı hareket ediyorlardı? Hz. Aişe’nin naklettiği hadis-i şerifte, hayzlı iken tutulamıyan orucu kaza etmek gerektiği, kılınmayan namazları kaza etmek gerekmediği bildirilmiştir. (Buhari)

    Hadis-i şerifte, (Hayzlı Kur'andan birşey okuyamaz) buyuruldu. (Tirmizi)

    14 asırdır gelen yüzlerce müctehidler ve âlimler, bu meseleleri bilememiş de, birkaç mezhepsiz bunların dinin ruhuna aykırı olduğunu nasıl söyleyebilir ki?
    Bu ve benzeri çıkışlar, dini bozarak, yozlaştırarak yıkmak için yapılan sinsi bir oyundur. 14 asırdan beri din kitapları ne yazıyorsa onlara uymalı, türedilere itibar edilmemelidir.

    Bir bayan kefaret orucu tutması gerekirse ne yapar? Biz 60 gün ardarda tutamayız ki menopozu mu bekleyeceğiz?

    Cevap: Bayanlar adet dönemlerinde oruç tutmaz, ondan sonra devam ederler. Menopozu beklemezler.

    Gıybet edince, kan aldırınca, ihtilam olunca, orucu bozulmadığı hâlde, oruç bozuldu sanıp yiyip içen kimseye kefaret gerekir mi?

    Cevap: Evet. Yiyip içmek için zaruret yoktu. Bozuldu mu diye, bilen birine sormak gerekirdi.

    5 gün kaza borcu ve kefaret borcu bulunan oruçlarını nasıl tutar, 65 günü ara vermeden tutması lazım mı?

    Cevap: Hayır 60 gün oruç tutar. Kalan beş günü de istediği zaman tutar. Yani aralıklı tutabilir. Ama 60 gün aralıklı olmaz peş peşe olur.

    Hastalığım artar diye orucumu bozdum. Ama artmadı. Kefaret mi gerekir?

    Cevap: Kefaret gerekir. Çünkü hastalık artmamış.

    Oruçlu, bir anda çok tuz yese, kefaret gerekir mi?

    Cevap: Kaza gerekir. Az tuz yerse kefaret gerekir.

    Oruç kefareti için 60 günlük parayı alan, 40 günlüğünü yese, 20 günlük parayı da başka fakire verse, kefaret parasını verenin bundan haberi olmasa, kefaret ödenmiş olur mu?

    Cevap: Başkasına da verebilirsin denmiş ise caiz.

    Oruç kefaretini alan şahsın, ara vermeden yemesi mi lazım?

    Cevap: Oruçta ara verilmez, doyurmakta ara vermek caiz.

    Önce kefarete sebep olan orucu kaza etmek caiz mi?

    Cevap: Önce kefareti, sonra kazasını yapar.

    Ömürde bir kere kefaret tutmak lazım mı?

    Cevap: Hayır. Fakat ihtiyaten tutmak caizdir. Ancak (Kefaret tutmak gerekir) diye tutmak bidattir.

    Kefaret orucu tutarken her gün için ayrı niyet lazım mı?

    Cevap: Ayrı niyet lazımdır.

    İhtilam olunca, oruç bozuldu sanıp su içtim. Kaza mı lazım?

    Cevap: Kefaret lazımdır.

    Kefaret orucu tutamayan kalp hastası ne yapar?

    Cevap: Devamlı hasta hükmündedir.

    (İyi olursam kefaret orucu tutacağım) demek sahih mi?

    Cevap: Hayır.

    Birkaç oruç kefaret borcum var idi. Son kefareti tuttum. Diğerlerine de niyet edince hepsini tutmuş sayılır mıyım?

    Cevap: Evet.

    Kefaret orucu tutan bir kimse saatlerin geri alındığı günü saatte yanılıp imsak bittikten sonra orucu bozacak bir şey yapsa hükmü ne olur. Kefaret yeniden mi başlatılmalı?

    Cevap: Evet yeniden başlanır, eski oruçlar nafile olur.

    Kaza ve kefaret orucunun yılını bilmeyen ne yapar?

    Cevap: Evvel kazaya kalmış olan diye niyet eder.

    Ramazanda imsak bitmedi sanıyordum, ilişkide bulunduk. İmsakın bitmiş olduğunu sonradan öğrendim. Ama eşim imsak vaktinin bittiğini biliyormuş. Bize kaza mı kefaret mi gerekir?

    Cevap: Bilmediğin için sana kaza gerekir, eşiniz bildiği için ona kefaret gerekir.
     



Sayfayı Paylaş