Orhan Veli Kanık Şiirleri

Konusu 'En Güzel Şiirler' forumundadır ve SeçiL tarafından 12 Mart 2016 başlatılmıştır.

  1. SeçiL Well-Known Member


    Ünlü Şair Orhan Veli Kanık Bilinen En Güzel Şiirleri

    Ekmek


    Dilimin ucunda bir eski arkadas adi,
    Unutulmus sekilleri tasiyan bulutlar;
    Bir gökyüzü genisligiyle ruhuma dolar
    Otlarin içine sirtüstü yatmanin tadi.

    Avucumda sicakligini duydugum ekmek;
    Üstümde hatirasi kadar güzel sonbahar;
    O bembeyaz, o tertemiz bulutlara dalar
    Düsünürüm bir çocuk türküsü söyleyerek.


    Dalgacı Mahmut

    İsim gücüm budur benim,
    Gökyüzünü boyarım her sabah,
    Hepiniz uykudayken.
    Uyanır bakarsınız ki mavi.

    Deniz yırtılır kimi zaman,
    Bilmezsiniz kim diker;
    Ben dikerim.
    Dalga geçerim kimi zaman da,
    O da benim vazifem;
    Bir bas düşünürüm basımda,
    Bir mide düşünürüm midemde,
    Bir ayak düşünürüm ayağımda,
    Ne halt edeceğimi bilemem.


    Düşüncelerimin Başucunda

    Hasretimin yıllardan beri bel bağladığı...
    İste odur düşüncelerimin başucunda.
    O, göğsünun taşkın hareketi avlucunda,
    Gözlerinde rüyaların gülüp ağladığı.

    Kendi bahçesidir onun içinde gördüğüm.
    Yollar yine her günkü gibi yaz uykusunda
    Ve yaban çiçeklerinin buruk kokusunda
    Her ikindi günlük rüyasını gören mürdüm.
    Onun da dudaklarında bir eskiye dönüş,
    O da yüzmede bir ses yığını üzerinde.
    Bin hatırayı bir anda duyan gözlerinde
    İnsana ruhlar dolusu haz veren düşünüş.
    Sonra kızlık kadar temiz, aydın bir açılma:
    Evine giden toprak yolda o yine çocuk,
    Yine uykuyla başlayan alemde yolculuk
    Ve taptaze sabahlar kayısı dallarında.
    Hasretimin yıllardan beri bel bağladığı...
    İste odur düşüncelerimin başucunda.
    O, göğsünun taşkın hareketi avlucunda,
    Gözlerinde rüyaların gülüp ağladığı.


    Güneş


    Ah aydınlıklardan uzaktayım
    Kafamda o dağılmayan sükûn.
    Ölmedim lâkin, yaşamaktayım
    Dinle bak: vurmada nabzı ruhun.

    Yarasalar duyurmada bana
    Kanatlarının ihtizazını.
    Şimdi hep korkular benden yana
    Bekliyor sular, açmış ağzını.

    Ah aydınlıklardan uzaktayım
    Kafamda dağılmayan sükûn.
    Ölmedim lâkin, yaşamaktayım
    Dinle bak vurmada nabzı ruhun.

    Siyah ufukların arkasında
    Seslerle çiçeklenmede bahar
    Ve muhayyilemin havasında
    En güzel zamanın renkleri var.

    Ölmedim halâr. yaşamaktayım.
    Dinle bak: vurmada nabzı ruhun!
    Ah aydınlıklardan uzaktayım
    Kafamda o dağılmayan sükûn.

    Ruhum ölüm rüzgarlarına eş,
    Işık yok gecemde, gündüzümde.
    Gözlerim görmüyor... lâkin güneş
    O her zaman, her zaman yüzümde.


    Macera

    Küçüktüm,küçücüktüm,
    Oltayı attım denize;
    Üşüşüverdi balıklar,
    Denizi gördüm.

    Bir uçurtma yaptım,telli duvaklı;
    Kuyruğu ebemkuşağı renginde;
    Bir salıverdim gökyüzüne;
    Gökyüzünü gördüm.

    Büyüdüm issiz kaldım,aç kaldım;
    Para kazanmak gerekti;
    Girdim insanların içine,
    İnsanları gördüm.

    Ne yardan geçerim, ne serden;
    Ne denizlerden, ne gökyüzünden ama...
    Bırakmıyor son gördüğüm,
    bırakmıyor geçim derdi.

    Oymuş,diyorum,zavallı sairin
    Görüp göreceği.


    Söz

    Aynada başka güzelsin,
    Yatakta başka;
    Aldırma söz olur diye;
    Tak takıştır,
    Sur sürüştür;
    İnadına gel,
    Piyasa vakti,
    Muhallebiciye.

    Söz olurmuş,
    Olsun;
    Dostum değil misin?


    Hardalname

    Ne budala seymisim meger,
    Senelerdenberi anlamamisim
    Hardalin cemiyet hayatindaki mevkiini...
    Bunu Abidin de soyluyordu gecende.
    Daha buyuk hakikatlere
    Ermis olanlara.
    Biliyorum, lazim degil ama hardal
    Allah kimseyi hardaldan etmesin.


    Bayrak

    Ey bir muharebe meydanında
    Avuçları kanımla dolu,
    Kafası gövdemin altında,
    Bacağı kolumun üstünde,
    Cansız uyanan insan kardeşim!
    Ne adını biliyorum,
    Ne günahını.
    İhtimal aynı ordunun neferleriyiz,
    İhtimal düşman.
    Belki de tanırsın beni.
    Ben İstanbul` da şarkı söyleyen
    Tayyareyle Hamburg` a düşen,
    Majino` da yaralanan,
    Atina` da açlıktan ölen,
    Singapur` da esir edilenim.
    Alınyazımı kendim yazmadım.
    Bununla beraber biliyorum,
    O yazıyı yazanlar kadar olsun,
    Çiçekli dondurmanın tadını,
    Cazbant sesindeki sevinci,
    Meşhur olmanın azametini.
    Sen de nimetler tanırsın biliyorum;
    Çaydan, simitten,
    Kalınca bir paltodan gayrı.
    Zeytinyağlı enginar, kremalı keklik
    Bir kadeh
    Black And White viski,
    Kıl pranga kızıl çengi bir esvap.
    Kimi yıllık çalışmanın
    Bir kurşunluk hükmü varmış,
    Hayata
    Harkof bölgesinde atılmakmış nasip;
    Aldırma.
    Biz bir bayrak getirdik buraya kadar;
    Onu daha ileriye götürürler;
    Şu dünyada topu topu
    İki milyar kişiyiz,
    Birbirimizi biliriz.


    Yolculuk

    Yolculuk niyetinde değilim.
    Fakat böyle bir iş yapmaya kalksam
    Doğru İstanbula giderim.
    Beni bebek tramvayında görünce
    Ne yaparsın acep?
    Mamafih söylediğim gibi
    Yolculuk niyetinde değilim.


    Şanolu Şiir

    Kadehlerin biri gelir, biri gider;
    Mezeler çeşit çeşit;
    Bir sevdiğim şanoda şarkı söyler:
    Biri yanıbaşımda,
    İçer içer, ötekini kıskanır.
    Kıskanma, güzelim, kıskanma;
    Senin yerin başka,
    Onun yeri başka.


    Hürriyete Doğru

    Gün dogmadan,
    Deniz daha bembeyazken çıkacaksın yola.
    Kürekleri tutmanın şehveti avuçlarında,
    İçinde bir iş görmenin saadeti,
    Gideceksin;
    Gideceksin iri pınarların çalkantısında.
    Balıklar çıkacak yoluna karşıcı;
    Sevineceksin.
    Ağları silkeledikçe
    Deniz gelecek eline pul pul.
    Ruhları sustuğu vakit martıların,
    Kayalıklardaki mezarlarında,
    Birden,
    Bir kıyamet kopacak ufuklarda.
    Deniz kızları mi dersin, kuşlar mi dersin;
    Bayramlar seyranlar mi dersin, senlikler cümbüşler mi?
    Gelin alayları, teller, duvaklar, donanmalar mi ?
    Heeey!
    Ne duruyorsun be, at kendini denize;
    Geride bekleyenin varmış, aldırma;
    Görmüyor musun, her yanda hürriyet;
    Yelken ol, kürek ol, dümen ol, balık ol, su ol;
    Git gidebildiğin yere.


    Yokuş


    Öteki dünyada akşam vakitleri
    Fabrikamızın paydos saatinde
    Bizi evlerimize götürecek olan yol
    Böyle yokuş değilse eğer
    Ölüm hiç de fena bir şey değil.


    Masal


    Çocuk ruhum kaygılardan âzâde,
    Yüzlerde nûr, ekinlerde bereket...
    At üstünde mor kâküllü şehzade,
    Unutmağa başladığım memleket...

    Şakağımda annemin sıcak dizi,
    Kulağımda falcı kadının sözü,
    Göl başında pâdişâhın üç kızı,
    Alaylarla Kaf dağına hareket...


    Pırpırlı Şiir

    Uyandım baktım ki bir sabah
    Güneş vurmuş içime
    Kuşlara,yapraklara dönmüşüm
    Pır pır eder durur bahar rüzgarında
    Kuşlara,yapraklara dönmüşüm
    Cümle azam isyanda
    Kuşlara,yapraklara dönmüşüm
    Kuşlara
    Yapraklara

    Orhan Veli Kanık
     



Sayfayı Paylaş