Ömer Ziyaeddin Dağıstani

Konusu 'Peygamber Efendimiz(SAV)' forumundadır ve OrKuN tarafından 20 Şubat 2008 başlatılmıştır.

Konu Durumu:
Mesaj gönderimine kapalı.
  1. OrKuN Well-Known Member


    Ömer Ziyaeddin Dağıstani


    Son devir Osmanlı âlim ve velîlerinden. 1849 (H.1266) senesinde Dağıstan'da Çerka'ya bağlı Miatlı köyünde doğdu. 1921 (H.1339) senesinde vefât etti. Kabri, İstanbul'da Süleymâniye Câmii hazîresindedir. Babası ulemâdan Abdullah Efendi olup, Avar Türklerindendir. Gençliğinde Şeyh Şâmil'in ve onun oğlu Gâzi Mehmed Paşanın maiyetinde Ruslara karşı senelerce savaşıp cihâd etti. Sonra İstanbul'a gidip tahsîlini yaptı. Hocası Ahmed Ziyâeddîn Gümüşhânevî hazretleridir. Ondan zâhirî ve bâtınî ilimleri öğrenip icâzet aldı.

    Hocası ona "Hâfız Ömer" diye hitâb ederdi. Hıfzı çok kuvvetliydi. Altı ayda Kur'ân-ı kerîmi ezberledi. Ayrıca hadîs-i şerîf hâfızlığı da vardı. Zübdet-ül-Buhârî ve diğer bâzı hadîs-i şerîf kitaplarını ezberlemişti.

    İlim tahsîlini tamamlayıp, icâzet aldıktan sonra, 1880 senesinde Edirne'de ikinci ordu alay müftülüğüne tâyin edildi. On altı sene bu vazîfeyi yaptı. Sonra on üç sene Malkara ve iki buçuk sene Tekirdağ kâdılığı yaptı.

    Meşrûtiyetin îlânından sonra İstanbul'a, burada bir müddet kaldıktan sonra Medîne'ye gitti. Orada Mısır Hidivi Abbâs Halim Paşa ile tanışıp dâveti üzerine Mısır'a gitti. Bu sırada Birinci Dünyâ Harbi devâm ediyordu. Bir ara Mısır'da İngilizler tarafından hapsedildi. Sonra İstanbul'a döndü. Dârülhilâfe Medreset-ül-Mütehassısînde mezhebler ve hadîs ilmi dersleri verdi. Bu vazîfesinden sonra da Ahmed Ziyâeddîn Gümüşhânevî hazretlerinin dergâhında üçüncü halîfesi olarak irşâd vazîfesini üstlendi. Ayrıca Râmûz-ül-Ehâdîs kitabını da okuttu.

    Şeyhülislâmlık teklif edildiyse de kabûl etmedi.

    Uzun boylu, büyük yüzlü, ak sakallı ve vakarlı olup, çok cömertti. Arapça, Farsça, Rusça ve Orta Asya Türk şivelerini bilirdi.

    Mevlîd-i Şerîf (Lezgî dilinde), Kısâs-ı Enbiyâ (Lezgî), Fetevâ-yı Ömeriyye, Buhârî Şerîf'ten Sünen-iAkvâl-i Nebeviyye, Hadîs-i Erbeîn, Usûl-i İlm-i Hadîs, Zevâidi Zebîdî, Kırâat-i Aşere, Âdâb-ı Kırâat-ı Kur'ân-ı kerîm, Miftâh-ül-Kur'ân, Mûcizât-ül-Enbiyâ (manzum), Mirât-ı Kânûn-ı Esâsî, Terceme-i Zübdet-ül-Buhârî adlı eserleri vardır.

    1) Zübdet-ül-Buhârî; c.1, s.3,6
    2) Râmûz-ul-Ehâdîs; c.1 (Mukaddime)
    3) Sefînet-ül-Evliyâ; c.2, s.221
     



  2. sunurriye New Member

    .............................
     
  3. suficik New Member

    reklam yapmak yasaktır.......
     
  4. suficik New Member

    [​IMG]
    Nakşibendi tarıkatı Halidiyye kolunun son Şeyhi (Halid Yaşar Mutlu) Hazretleri
    1957 Yılında Sandıklı'da dünyaya geldi. 1977 yılında askere alındı. 1979 yılında Sandıklı Belediyesinde çalışmaya başladı. 1980 yılının ilk aylarında belediyedeki işinden ayrılarak mesleğiyle alakalı dükkan açtı. Bu dükkanda elektrik malzemesi satışı ve tesisat işleri yaptı. 1986 yılında rüyada bir zat görür bu zat Mehmet Zahid Kotku (ks) dır. Kimdir nerede oturur araştırır ve altı sene önce vefat ettiğini öğrenir. Dolayısı ile Mahmut Esad Coşan (ks) tanır ve biat eder. Esad Efendiyle ilk karşılaştığında sorar. Adıın ne? Yaşar Mutlu efendim der. Bundan sonra Adın Halid Yaşar olsun der o günden sonra Halid Yaşar olarak anılır. Aynı yıl beş arkadaşı ile konuşur gelin beraber dinimizi öğrenelim ve yaşamaya çalışalım diye.
    O güne kadar boş vakitlerini kahvehanelerde geçirirlerdi. Arkadaşları kabul ederler ama nasıl,nerede.kimde? öğreniriz sorusu çıkar. Sandıklıda bulunan çok eski viran olmuş bir Tekke var orayı yeniden yapalım Allah birde hoca verir der. Eski Tekke binasına bakıp gelirken karşılarına Emekli imam Mehmet Atasoy gelir zaten yakinen tanıdığı Mehmet hocaya derki Hocam biz seni arıyoruz. Mehmet Atasoy hoca hayırdır. Hocam sen emekli hocasın biz sana talebe elif den başlayarak bize kiabımızı ve Dinimizi öğret sana düzenli belli bir miktar ücret ödeyeceğiz der. Mehmet Atasoy hoca efendi tamam kabul ediyorum yalnız ücreti yani parayı kabul etmiyorum der. Halbuki Mehmet hoca efendinin emekli maşından başka geliride yok maddi sıkıntı çekdiğide oluyor. Buna rağmen ücret kabul etmiyor. Yıllaca Mehmet hoca efendiden istifade edilir sözkonusu Tekke binası hala müslümanlara hizmet veriyor.
    ''Mehmet Atasoy Hoca Efendi1999 ylında Hakkın rahmetine kavuşmuştur. Allah rahmet eylesin.
    Peygamber efendimizin yanında buluşmak nasip eylesin.'' 1988 yınında Sandıklıda talebe faliyetlerine başlar 1990 yında Sandıklı Ekspres gazetesini çıkarır 1993 yılında İpekyolu adında bir Radyo yayın hayatına başlatır 1996 yılında mahkeme karaı ile kaptılır bütün malzemeleri müsadere edilir. Bu yüzden bir müddet medereseyi yusufiyede kalır. Bütün bu hizmetleri kendi imkanları ile yapmıştır hiç bir kişi ve kuruluştan maddi yardım almamıştır. Mart 1999 yılında yurtdışında bulunan Mahmut Esad Coşan'dan (ks) bir telefon gelir İstanbula gitmesini ister şunu şöyle yap bunu böyle yap diye söyler emri üzere ertesi gün istanbula gider. Bazı sıkıntılı günler yaşar bu sürec sonu 4 Şubat 2001 gelir Mahmut Esad Coşan (ks) Nakişbendiyye Tarikatını Halidiyye kolulunun,Gümüşhanevî Dergâhı'ı olrak bilinen, Mahmut Esad Coşan,ın verdiği icazet ile Halid Yaşar Tasavvuf faaliyliyetlerini sürdürüyor. İstanbulda ikametetmekte.
     
  5. kerkenezce New Member

    SAHTE ŞEYH HALİD YAŞAR MUTLU

    Bazı forumlara şeyh olarak eklenen Yaşar Mutlu bizim Sandıklı’dan yakın arkadaşımız olur. Burada meczub Yaşar olarak bilinir, elektrikçi çıraklığı yapar ve komik hareketleri ile bizleri güldürürdü. 1985 1990 yıllarında bir cemaat ile bir partiye gelip gitmeye başladı ancak uygunsuz hareketleri nedeniyle dışlandı. Yaptığı tesisatlarda kısa sürede arıza yapınca Sandıklıda kimse iş vermez oldu. Oda karısıyla 2 çocuğunu, geride bir yığın borcunu bırakıp Denizliye göç etti. Denizli’de cemaata yaklaşıp sakal bırakarak kendini tayin bekleyen müftü olarak tanıttı.
    Dul bir kadının evine iç güveysi olarak girdi, 2 sene durumu idare etti. Hatta karısının kardeşlerinden maddi yardım aldı. Bir gün işim var deyip Sandıklı’ya gidince Denizlideki karısı bu durumdan şüphelenerek arkasından gider. Sandıklı da Karacaören köyünde müftü Yaşarı aramayı başlar. Onlarda bizde müftü yok ama elektrikçi Yaşar var deyip bahçeye götürürler. Yaşar o sırada ilk karısıyla meyve toplamaktadır. Birbirinden habersiz iki kadım karşılaşınca kıyamet kopar. Kavga büyür. Yaşar ilk karımdan boşanacaktım kem küm ederek işi pişkinliğe vurur. Denizli li karısı ikna olmuş görünerek onu geri çağırır. Bu arada kardeşlerine haber verir. Yaşar bu işten sıyrıldım diye sevinçle Denizliye gider ve kapıyı çalar. İçeri girince ne görsün eli sopalı 5-6 erkek onu beklemektedir. Dayak faslı korkunç olur. Kemikleri kırılıncaya kadar dövülür ve bayılınca sokağa atılır. Sargılar içinde hastanede uzun süre tedavi görür.
    Bu arada iki karısıda kendisini terk etmiştir. Bunalıma giren Yaşar yarım olan aklını burada yitirir. Biyografisinde sıkıntılı günler yaşadım dediği vakit bu tarihlere rast gelmektedir. Ancak bu husus biyografisinde es geçilmiş ve hiç değinilmemiştir.
    Sandıklı ya geri dönünce herkes kendisini tebrik eder ve bu işi bizede öğret derler. Çünkü 2 sene boyunca hiç çalışmadan geçinmek ve 2 hanımı birden idare etmek herkesin harcı değildir.
    Sandıklı da birde üçkağıtçı ve dolandırıcı ünvanları eklenince fazla kalamaz. İstanbula göç eder. Orada da aynı yöntemle 2 kadının evine yerleşir ama foyası ortaya çıkınca kovulur. Bu kadınlardan da çocuğu olduğu bilinmektedir. En son aynı yöntemle Anadolu yakasına yerleşir.
    Bunlara inanmayan varsa sandıklı da herhangi bir din görevlisine sorup gerçeği öğrenebilirler. Bu arada Sandıklı daki kızı başkalarının yardımıyla evlendirilir, oğlu ise babasız ve ezik büyümek zorunda kalır.
    Rahmetli Esat Hocaya ait forumların altına bazı kişiler tarafından eklenti yapılarak 41. sıradan şeyh olarak lanse edilmeye başlanmıştır. Bizim Yaşarı şeyh falan diye gaza getirip bazı planlar kuranların olduğu tesbit edilmiştir.
    Esat Hocanın ağzından sahte bir icazetname uydurulmuş olup, ikinci sahte şeyh ALİ Kalkancı vakası yaşanmak üzeredir. Yaşarın hiç ilmi olmadığı gibi 5 dakikalık sohbet dahi yapacak güçte değildir. Kendisiyle konuşmanızın 2. dakikasında onu çözersiniz.
    Güzel ilçemiz Sandıklı nın isminin böyle bir vahim durum için kullanılmasını kimse istemez. Buradaki kişiler olaya şaka gibi bakıp Yaşarı önemsemiyor ama saf insanlarımızın kafasında soru işaretleri oluşuyor.
    Bu sitelerin yöneticileri olayı ciddiye alın ve araştırın. Yaşar Mutlu ile irtibata geçin ve kendisini dinleyin. Bu sitelere yazılan sahte icazetnameyi sorun. Aksi takdirde hem manevi olarak hemde yasal olarak sorumlu olabilirsiniz. Bizden uyarması. Allah herkese akıl fikir versin. Cahille alim, deliyle veli birbirine çok çabuk karışabiliyor. SANDIKLI DAN YAKIN ARKADAŞLARI…..
     
  6. ot-gu Genel Sorumlu

    Bu konu sürekli birileri tarafından öne çıkartılmaya çalışılıyor, kim olduğu belli olmayan adamlar şeyh diye tanıtılıyor...

    kerkenezce arkadaş son noktayı koymuş gerekli açıklamayı yapmıştır, kendisine teşekkur ederiz...
     
  7. sunurriye New Member

    sen kerkenezce yi tanıyormusun bir kişinin şeyh olup olmadığını o mu karar veriyor. Sende kerkenezce düşüncesi ve fıtratı var galiba. Bilmediğin konularda yorum yapmak ne kadar doğru?
     
  8. sandıklım New Member

    Alıntı:
    ballı´isimli üyeden Alıntı
    Adım Adem Ballı Din görevlisiyim. Birileri Halid Yaşar Mutlu ef. aleyhinde yazılar yazıyor sanki bu yazılar doğru imiş gibi bazı Din görevlilerinin ismini yazıyorlar bu isimlerin içerisinde benimde ismim geçiyor bu yazılan iftira ve hakaretlerin bizimle alakası olmadığı gibi hiç bir harfine dahi katılmıyoruz. Halid Yaşar Mutluyu tanırız hekes tanır şimdiye kadar yanlış bir işine raslamadık. Bütün Din kardeşlerimin dikkatine. Allah bütün müslümanları bugibi fitnelerden ve fitnecilerden korusun.

    Duyarlılığınızdan dolayı teşekkür ederiz.
     
  9. kerkenezce New Member

    Bak FAtih Makas sahte şeyh yaşar mutluyu öne çıkarmak için başkaları adına sahte mesajlar yazıyorsun. Yukarda Adem ballı adına ayrıca başka sitelerde öğretmen tahsin adına sahte yazılar yazmışsın. Gerçek Adem Ballı seni kınayan yazılarını bıraktı. Sanki birisi yaşar mutlu ya şeyh deyince şeyh olacak, dalaveresi bir anda unutulacak öylemi.

    Yaşar Mutluyuda öne çıkarıp onu muskacı hoca haline getirip yeni bir ali kalkancı vakası meydana getirmeye çalıştığınızı Sandıklı ve herkes öğrendi. Boşuna sağa sola sahte mesaj bırakıp durmayın. bu yol kapalı.

    Yakında yasal ve tıbbi gözetimler başlar zaten. herkes uyanık olsun
     
  10. ot-gu Genel Sorumlu

    arkadaşlar konuyu uzutmaya gerek yok, günümüzün teknoloji çağında şıh, şeyh gibi ifadeler geri kalmışlığın simgesidir, Atatürk ün Cumhuriyetinde yasaktır bu kelimeler....
     
  11. sandıklım New Member

    Mahmud Es'ad Coşan ks.ef.hz. - Sayfa 6 - Islamiyet.gen.tr
    adresten alıntıdır

    Ben Emekli öğretmen H.Tahsin Aytekin. Hisar mahalesi, Barboros okulundan emekliyim. Benim dünya görüşüm, siyasi görüşüm, sol görüşlüyüm. Müslümanım.
    Halid Yaşar Mutlu beyi tanırım küçüklüğünden bu yana. Ben 60 yaşına varmış bir emekli öğretmen olarak, sol görüşlü bir kişi olarak. Şimdiye kadar tanıdığım insanlar içerisinde, ne solda ne sağda bu karekterde ve bu seviyede, bu kalitede bir kişiye raslamadım. Bu kişiyi biz sandıklıda Yaşar Mutlu olarak biliriz. Sandıklılı olmasından dolayı gurur duyuyorum. Benim evim Ulu Cami'ye 100 metre Yeşi Direk Camii'ne 25 metre. Beni herkes tanır. Zaten küçük yer herkes birbirini tanır. Halid Yaşar Mutlunun sandıklıda bir saygınlığı vardır. Bugüne kadar memleketimizin yüzünü kızartacak bir işini görmedim ve duymadım. Hatasız kul olmaz diye bir söz vardır. Hatası yoktur demiyorum. Bu çirkin yazıları buralara yazan kişiyi Sandıklı halkı biliyor, öğrendi. Bazı Sandıklılar buralara o kişinin adını, lakabını yazmış. Benim eve de yakın bir yerde oturuyor bu çirkin yazıları yazan kişi. Hiç bir kelimesi doğru değil. Hepside iftira. Ben 30 sene bu memleketde öğretmenlik yapmış kiş olarak demek istediğm şey şudur. Kimse bu iftiralara inanmasın zaten yazıları dikkatli okuduğun zaman yalan iftira olduğu hemen anlaşılıyor. Yaşar Mutlu yani Halid Yaşar Mutlu bizim başımızın tacıdır. Zekası ile yaşantısı ile insanlara örnek bir kişidir. Temenim odur ki Halid Yaşar gibi kişiler Sandıklıda ve Türkiyemizde çoğalsın.
    Sanırım durum anlaşıldı herkese iyi günler.
     
  12. salihilke New Member

    İskenderpaşa cemaati şeyhlerine sevgisi olan birisi olarak Halid Yaşar Mutlu ile alakalı olumlu ve olumsuz söylentileri inceledim.Genellikle Halid Yaşar bey'e karşı, karşıt söylem içinde bulunan kişi kerkenezce ismi ile forumlarda yazı yazan isminin ahmet olduğunu söyleyen ....... bir kişi.Kendisi bazı forumlarda kerkenezce/htmail. adresini kullandığını söylemiş.Ben kendisi ile uzun uzadıya görüştüm.Bana bir takım diyanet görevlisi hocaların isim ve telefonlarını verdi.Bir kaçı ile görüştüm.Ama kendisinin söylediğinin aksine Halid beyle alakalı olumlu görüşlerini bildirdi, telefonlarını verdiği hoca efendiler.Kerkenezce ismi ile yazılar yazan Ahmet ismindeki şahıs kendisinin Afyon Sandıklı'da ikamet ettiğini söylüyor ve bu yazıları 10'a yakın arkadaş grubu ile beraber yazdıklarını söylüyor.Kimi zaman Ali oluyor, kimi zaman Mustafa kimi zaman Ahmet.Halid Yaşar bey hakkında bir takım iddaalarda bulunuyor.Bu iddiaları wwwmahiyetc.m adresinden Halid Yaşar bey'e ulaşıp sordum.Mesela Halid Yaşar bey'in arkadaşı olduğunu söylediği ve kendisi adına yazılar yazdığı Elektrikçi Ali isimli şahısın iki yıl önce vefat ettiğini tespit ettim.Şu kadarını söyliyeyim ki kerkenezce ismi ile yazılar yazan kişi kesinlikle yalancı bir kişi.
     
  13. kerkenezce New Member

    Salih ilke söyledi diye sahte yaşar mutlu şeyhmi oldu. Başkaları adına yazı yazınca ne oldu sanki. Mahiyet sitesinde senden başka bu kişye ulaşamıyor. Zaten sende yaşar Mutluda aynı kişi.
     
  14. gayyur New Member

    Hakkı, doğruyu, iyiyi, güzeli bildiği halde ona gereken ilgi ve ihtiramı, izzet ü ikramı göstermeyen, ittibâ ve iktidâ etmeyen, râzı ve tâbi olmayanlar çok büyük bir gabâvet ve dalâlet içindeler, çok feci bir suç ve cinayet işlemiş oluyorlar. Kendilerine yazık ediyor, hüsran ve ziyana adetâ çanak tutuyor, hezîmet ve hızlânı peşîn olarak tercih etmiş bulunuyorlar.

    Maalesef dergahımıza, Es'ad hocaefendimize mensubiyet iddia edenler içerisinde bu cinsten savruk ve abuk sabuk insanlar pek çok. Elindeki büyük nimetin farkında değil; hakkı bırakıp bâtılı uyguluyor, doğru yolu terkedip eğriye sapıyor, sevaptan kaçıp günaha batıyor, şakàveti saadete tercihle; şuursuzca, körce, ahmakça, aptalca işler yapmaya devam ediyor.

    Alim-i fâzıl ve mürşid-i kâmiller verese-i Nebî'dirler; peygamberlerin hakîkî vârisleri, müslümanların manevî efendileri, ümmetin emanet edildiği emniyetli sahipleri, hilâfetin gerçek mâlikleri, sâlih salahiyetlileridirler. İbâdullahın irşâdı onlara havale edilmiş, Ümmet-i Muhammed onlara emanet kılınmıştır. Hakîkatte ulül-emr onlardır. ALLAH-u Taâlâ Kur'an-ı Kerim'de onlara itaati emr etmiştir. Müslümanların onları dinlemesi, onların etrafında toplanıp kenetlenmesi, onların gösterdiği yola gitmesi gerekir; iki cihan saadetine ermelerinin yolu ve çaresi budur. Çünkü onlar Kur'an'ı ve şeriati anlatır, hakkı ve hayrı öğretir; halkı doğru yola çekmeğe, a'mâl-i sâliha işlemeğe teşvik eyler, güzel terbiyeye çalışır; dini yüceltmeğe, yaymaya gayret eder; insanların ellerinden tutar, Cenâb-ı Hakk'ın rızasına erdirirler.

    Şimdi millet, ulemâ-i kiram ve evliyâ-i izâmın mevkî ve makamını hakkıyla bilmiyor; onlara gereken sevgi, saygı ve bağlılıkta hatâ ve kusur işliyor; şeytana, nefse, ehl-i dünyaya, ehl-i hevâ ve hırsa, ehl-i mal ü makama kanıyor, aldanıyor da sonunda pişman ve perişan oluyor, ziyan ve hüsrana uğruyor.

    Değerli ve sevgili şeyhimiz Gümüşhanevi Dergahının Selahiyetli, vazifeli şeyhi kutbül-ârifîn ve gavsül-vâsılîn, kıbletül-ârifîn ve kudvetül-âşıkîn, mürşidüs-sâlikîn ve mürebbit-tâlibîn tâc-ı serimiz, serverimiz, rehberimiz, önderimiz, gözümüz nuru, gönlümüz sürûru, sultanımız, cân-ı cânânımız ve cânân-ı cânımız eş-şeyh, es-seyyid Halid Yaşar ibn-i Murad el-Sandıklıevi hazretlerine gereken saygıyı göstermeyip birde onun aleyhinde çalışmalarda bulunan kişiler elbette yaptıkları ile kalmayacaklar.
     
  15. BaRıŞ Well-Known Member

    yaaww arkadaşlar siz burda kendi kendinize neyin mücadelesini veriyorsunuz şu zamanda ne şeyhi :)
     
  16. gayyur New Member

    Bu öyle salâhiyetsiz insanların vermesiyle olmaz. Dervişlik sadece tesbih çekmek demek değildir. Dervişlik bir eğitimdir. Eğitecek insanın önemi vardır. Eğitecek insanın belgeli, icazetli olması lâzımdır. Öyle kendi bildiğine bir insan, ordan burdan duyup, görüp; mürşidlere gitmesinler diye zikir dersi veremez. Öyle şey olmaz.

    Öyle anlaşılıyor ki, insancıkların yolunu kesmek için yapmadıkları mendeburluk kalmıyor. ALLAH ALLAH, sübhânallah!..
    26. 01. 1997 - İskenderpaşa /İST M.Es'ad Coşan

    Es'ad Efendi hz.lerinin de söylediği gibi böyle mendeburluk olmaz ama bu mendeburluklar malesef yapılıyor.Hakkı selahiyeti olmadığı halde bizzat Es'ad efendi hz.lerinin malesef oğlu bu mendeburluğu yapıyor.Ve bu mendeburluğa bu zulme malesef ortak olan iştirak edenler var.Buradan onlara sesleniyorum insaf edin hakka uyun.Geçici dünya menfaatleri için ahiretinizi satmayın.Hem din adamı olup hem din düşmanı olmayın.Hakkı bilip gördüğünüz halde batıl tarafta zalim tarafta bulunmayın.İyi bilinki üstünlük sayıda, maddede değildir.Es'ad hocaefendimizi seviyorsanız işaret buyurduğu hilafet verdiği Halid Yaşar efendiye saygısızlık yapmayın.Es'ad efendi hz.lerinin rızası Halid Yaşar efendi hz.lerinin rızasındadır.Sizlerde Nurettin coşan ın şeyh olmadığını bilip durduğunuz halde bu yalanı bu mendeburluğu devam ettirmeyin.Birtakım menfaatlerinize dokunsa dahi bir takım imkanlardan yararlanamamanıza sebep olsa dahi hakkı tutmak desteklemek bizlerin ve sizlerin vazifesidir.Es'ad efendi hz.leri bunun mücadelesini verdi.Bunu anlattı.
     
  17. Fatihmakas New Member

    Ehli Hak kıymetini bilmeyen nadana yuh
    Takdir nedir bilmeyen müfteri aduya yuh

    Ehli irşad kim diye araştırıp bulmayan
    Şeyhi hak bilip hem kibrinden uymayana yuh

    Şeyhim Halid Yaşar’ın kıymetin bilmediler
    Bilmeyipte şeyhime yalancı diyene yuh

    İblis bildi Allahı tanımadı Ademi
    Ademi tanımayan İblis-i laine yuh

    Yahud bildi Musayı tanımadı İsayı
    İsayı tanımayan Yahudum diyene yuh

    Nasran bildi İsayı tanımadı Ahmed’i
    Ahmed’i tanımayan Nasranım diyene yuh

    Zahid’i tanıyıpta Esad’ı tanımayan
    Bu gibi hasirine olara uyana yuh

    Esad’ın özün gören tanıdı hem Yaşar’ı
    Yaşar’ı tanımayan dervişim diyene yuh

    Fitne bir elektir ki ayırır has olanı
    Bu elekten has olarak ayrılmayana yuh

    Şeyhim Halid Yaşar’ı tanımayıp bilmeyip
    Kuduz hayvanlar gibi havlayan köpeğe yuh

    Hoşafın lezzetini ne bilsin eşek olan
    Güle bülbül olmayan gaglayan kargaya yuh

    Doğruyu aramayan arayıpta bulmayan
    Bu kadarcık gayreti olmayan atıla yuh

    Kim müteşeyyih bilip aleni söylemeyen
    Menfaatinden sebep gizleyen kafire yuh

    Din adamıyım deyip Hak’a düşman olana
    İnsanları yalana sürükleyen dalle yuh

    Yuh o müteşeyyihe hem ona uyanlara
    Onlara buğz etmeyen islamım diyene yuh

    Yaşar’ın aşkı ile yanıpta kül olmayan
    Dervişiyim diyen bu pürhata Fatih’e yuh
     
  18. abdulkadir Well-Known Member

    Arkadaşlar bu konu çok uzadı..Şu zamanda Takva Allah katında belli olur.
     
Konu Durumu:
Mesaj gönderimine kapalı.

Sayfayı Paylaş