Ömer Seyfettin Edebi Kişiliği

Konusu 'Hakkında Bilgi' forumundadır ve Seçkin tarafından 4 Eylül 2016 başlatılmıştır.

  1. Seçkin Well-Known Member


    Ömer Seyfettin'in edebi kişiliği hakkında bilgi

    Türk edebiyatında modern öykücülüğün önemli temsilcilerindendir. Selanik'te yayımlanan "Genç Kalemler" dergisindeki yazılarıyla ünlendi. Derginin ikinci dizisinin ilk sayısında Nisan 1911'de yayımlanan "Yeni Lisan" başlıklı yazısı "Milli Edebiyat" akımının başlangıç bildirgesidir. Yazılarında, yalın, halkın konuştuğu ve anladığı bir dil kullanmak gerektiğini savundu. Türkçenin kendi kurallarına uygun yazılmasını, Arapça ve Farsça sözcüklerden arındırılmasını istedi. Millî Edebiyat akımının öncülüğünü Ziya Gökalp ve Ali Canip Yöntemle birlikte sürdürdü. Birinci Dünya Savaşı yıllarında "Yeni Mecmua"da yayımlanan öyküleriyle ününü iyice yaygınlaştırdı.

    Öykülerini kişisel deneyimlerine, tarihsel olaylara ve halk geleneklerine dayandırdı. "Ferman, Pembe İncili Kaftan" gibi öykülerinde Türk tarihinden aldığı konuları işledi. "Kaşağı, Diyet, Beyaz Lale" gibi öyküleri kendi yaşamına yöneliktir. Yazar, bu öykülerinde çocukluk, askerlik, memurluk döneminde yaşadıklarını dile getirmiştir. Bunun yanında kimi öykülerinde gerçek yaşamdan olayları, batıl inançları aktarmıştır.

    [​IMG]

    Genellikle realist bir anlayışla eser verme düşüncesinde olan Ömer Seyfettin'in öykülerinde, Maupassant tarzı bir üslup vardır. Bu bakımdan o, bir olay öykücüsüdür. Keskin bir gözlem gücü, ironiye kaçan anlatımıyla Türk edebiyatında hikâyenin ilk olgun örneklerini veren yazardır. Konularını öyküye dönüştürürken yergiye, polemiğe, komik durumlara ve toplumsal yorumlara da yer verir.

    Ömer Seyfettin'in hikâyeleri, yalnız Milli Edebiyat ve Yeni Lisan hareketi adına değil, bütün Türk edebiyatı için bir kilometre taşı niteliğindedir. O, öykülerinde toplumun bütün kesimlerini âdeta kucaklar, sınıf ayrımı gözetmeksizin toplumun her kesiminden insanı öykülerine taşır.

    Yazarın dile ne kadar önem verdiği, öykülerinde kendini hemen gösterir. İlk öykülerinde o zamanki edebiyat dilinin izleri görülse de Yeni Lisan hareketinden sonra dili sadeleşir. Günlük konuşma dilini kullanması, öykülerine canlı ve etkileyici bir özellik verir. Bu nedenle Ömer Seyfettin, toplumun her kesimi tarafından okunan yazarlarımızdan biri olmuştur.

    Ömer Seyfettin, hikâyelerinde mekân olarak daha çok, Osmanlı Devleti'nin Batı yakasını seçer. İzmir, İstanbul, Selanik ve Bulgaristan-Makedonya yörelerinde hem yaşadığı olayları hem de gözlemlediklerini sentez hâlinde öykülerine aktarır. Onun, tarihin küllenmiş sayfalarından bulup çıkardığı Ferman, Başını Vermeyen Şehit, Pembe İncili Kaftan, Kütük gibi hikâyeler, moralini yitirmiş bir topluma, kendini, öz değerlerini hatırlatması bakımından önemlidir. Öykülerinde dini lirizmi kullanır. Milleti kıskacı altına alan hurafelerle savaşmak, yazarın başlıca amaçlarındandır. Bu konuyu işleyen birçok öykü kaleme almıştır.

    Hayatı boyunca Türk edebiyatının millileşmesi için çalışan Ömer Seyfettin, bu amaçla yazdığı hikâyeleriyle tanınmıştır. Konuların genellikle gerçek hayattan alan hikâyelerinde hep millî şuuru güçlendirmek ve toplumsal aksaklıkları mizahi bir tarzda eleştirmek amacı ön plandadır. Eserlerinde Batı medeniyetini yarım yamalak öğrenen ve bunu kendine hayat tarzı olarak seçen züppe, dejenere tipleri ağır şekilde eleştirir. Türk tarihindeki kahramanlık olaylarını konu olarak seçtiği eserlerinde, Türk unsurun millî şuurunu uyandırmak ve onların tekrar kendilerine güven duymalarını sağlamak amacındadır.

    Ömer Seyfettin, öykünün yanı sıra şiir de yazar. Ancak şiirleri öyküleri kadar başarılı değildir. Bunun yanında kendi edebiyat ve sanat anlayışı doğrultusunda makale, deneme, inceleme vb. türlerde yazılar kaleme alır. Kimi eserleri, Ömer Seyfettin'in ölümünden sonra yazıları derlenerek oluşturulmuştur.
     
    Moderatör tarafından son düzenleme: 15 Kasım 2016



Sayfayı Paylaş