Ölüm Şiirleri

Konusu 'İle İlgili Şiirler' forumundadır ve oguzturk tarafından 6 Aralık 2015 başlatılmıştır.

  1. oguzturk Administrator Staff Member


    Ölümü Düşünmek Şiiri

    Mümkün mü ağlasın annem
    Mezarımın başucunda
    Ben sesimi çıkarmıyayım
    Hayırsız bir evlat gibi

    Bir bulut uçsun da
    Ben başımı kaldırmıyayım
    Yağmur dindikten sonra
    Gezinmiyeyim caddelerde

    Ah, mümkün mü bir güzel kadın
    Geçsin de yanımdan
    Ben seyretmiyeyim
    İçimi çekerek

    Muzaffer Tayyip Uslu


    Sanatkârın Ölümü


    Gitti gelmez bahar yeli;
    Şarkılar yarıda kaldı.
    Bütün bahçeler kilitli;
    Anahtar Tanrıda kaldı.

    Geldi çattı en son ölmek.
    Ne bir yemiş, ne bir çiçek;
    Yanıyor güneşte petek;
    Bütün bal arıda kaldı.

    Cahit Sıtkı Tarancı


    Ölü Şiiri


    Hangi mahallede imam yok,
    Ben orada ölecegim.
    Kimse görmesin ne kadar güzel,
    Ayaklarim, saçlarim ve her seyim.

    Ölüler namina, azade ve temiz,
    Meçhul denizlerde balik;
    Müslüman degil miyim, hasa,
    Fakat istemiyorum, kalabalik.

    Beyaz kefenler giydirmesinler,
    Sizlamasin karanligim havada.
    Omuzlardan omuzlara geçerken sallanmayayim,
    Ki bütün azalarim hülyada.

    Hiçbir dua yerine getiremez,
    Benim kainatlardan uzakligimi.
    Yikamasinlar vücudumu, yikamasinlar,
    Çilginca seviyorum sicakligimi…

    Fazıl Hüsnü Dağlarca


    Ölüme Yakın

    Akşamüstüne doğru, kış vakti;
    Bir hasta odasının penceresinde;
    Yalnız bende değil yalnızlık hali;
    Deniz de karanlık, gökyüzü de;
    Bir acayip, kuşların hali.

    Bakma fakirmişim, kimsesizmişim;
    -Akşamüstüne doğru, kış vakti-
    Benim de sevdalar geçti başımdan.
    Şöhretmiş, kadınmış, para hırsıymış;
    Zamanla anlıyor insan dünyayı.

    Ölürüz diye üzülüyoruz?
    Ne ettik, ne gördük şu fani dünyada
    Kötülükten gayrı?

    Ölünce kirlerimizden temizlenir,
    Ölünce biz de iyi adam oluruz;
    Şöhretmiş, kadınmış, para hırsıymış,
    Hepsini unuturuz.

    Orhan Veli Kanık


    Rindlerin Ölümü

    Hâfız’ın kabri olan bahçede bir gül varmış;
    Yeniden her gün açarmış kanayan rengiyle.
    Gece, bülbül ağaran vakte kadar ağlarmış
    Eski Şirâz’i hayal ettiren ahengiyle.

    Ölüm âsûde bahâr ülkesidir bir rinde;
    Gönlü her yerde buhurdan gibi yıllarca tüter.
    Ve serin serviler altında kalan kabrinde
    Her seher bir gül açar; her gece bir bülbül öter.

    Yahya Kemal Beyatlı


    Sessiz Gemi

    Artık demir almak günü gelmişse zamandan
    Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan.

    Hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol;
    Sallanmaz o kalkışta ne mendil, ne de bir kol.

    Rıhtımda kalanlar bu seyahatten elemli,
    Günlerce siyah ufka bakar gözleri nemli,

    Biçare gönüller! Ne giden son gemidir bu!
    Hicranlı hayatın ne de son matemidir bu.

    Dünyada sevilmiş ve seven nafile bekler;
    Bilinmez ki giden sevgililer dönmeyecekler.

    Bir çok gidenin her biri memnun ki yerinden,
    Bir çok seneler geçti; dönen yok seferinden.

    Yahya Kemal Beyatlı


    Ölüm Şiir

    Ölüm…
    Bir sessizlik
    Ölüm…
    Şekilden öteye hiç bir şey
    Şekil…
    Usta bir heykeltraşın
    Hünerli ellerinden çıkmış
    Muazzam bir eser
    Eser ki bir anlatım
    Eser ki bir kompozisyon
    Eser ki bir anı bir mazi
    Bir ifade, görüntü
    Oysa ölüm…
    Ölüm umutların yok oluşu
    Ölüm sessizlik
    Ölüm ifadesizlik
    Yaşarken konuşan, düşünen
    Yaşarken yürüyen, koşan
    Soran, cevap veren
    Bazen üzülen, bazen sevinen
    Bazen gülen, bazen ağlayan
    Oysa ölüm…
    Ölüm cevapsızlık
    Ölüm sonsuza dek yok oluş

    Tamer Duran
     



Sayfayı Paylaş