Ölüm Şiirleri Can Yücel

Konusu 'Karışık Şiirler' forumundadır ve EjjeNNa tarafından 19 Ocak 2016 başlatılmıştır.

  1. EjjeNNa Administrator


    Can Yücel'in Ölüm Üzerine Şiirleri

    Ölüm ve Oğlum Şiiri


    Ölüm ve Oğlum
    Ne yaman çiğköfteymiş ki bu ölüm
    Şalgam suları iniyor şakaklarımdan
    ben hala susuyorum
    Gözlerimle taşlarcasına bir kör kuyuyu...
    Nerde kaldı bire saka kuşu
    Su gibi bildiğin o su kasidesi?
    Ve dudaklarımı sevsinler
    bir barut bulutuyla sanki
    ortadan biçilmiş bir güneş
    Aynı çığlığı mı ezberleyecek dersin
    akşamcılar akşama tövbe edinceye dek

    Düzayaktı Attar A'met Efendiden Kartal Baba Tekkesine
    Bu seferki yolum ise
    ardımdan gelen kolun
    ölüsıra yürüyen
    kilden, kirloz bir bayrak
    epiy de yokuş üstelik
    ve giderayak
    Sırtına vurmuş yada
    buruşuk bir şipka biberini
    Meyvahoşa koşturuyor
    mork çizmeleriyle bir kırkayak
    Nasıl koşturduysa tulumbacılar eskiden
    yeşil karga tulumbalarını yangına
    Yandım diye böğürmüşüm
    Böğrüm yiyince böğrümden
    o çiğköfteyi
    YANDIM

    Öylebi kuşaktık ki biz oğlum
    yine de sen ölüyorsun
    boynuna sarılınca ben
    Ve o domuz var ya İncildeki
    cümle günahı yüklenip
    uçuruma atlayan domuz
    Biz öyle bilem olamıyoruz...
    Meşksiz aşklarla senlerin
    başına tacettiğimiz
    o güzelim elmayı
    Utanmadan o ulusal
    akbabamıza sunuyoruz
    kellerinizle birlikte
    Bu gidişle korkarım
    bi tek ses kalacak bizden
    tıkırtısı farenin
    Kendi tahta kuyruğunu kemiren

    Cama vurulmuş güneş kırıldı
    Nar daneleri döküldü suya
    Yandım diye böğürüyorum
    Ama bu kırkayak oynunda
    Öyle yakın ki ölümle oğlum
    Uyak oluvermişler adeta
    Ben ne demeye hala
    Sözümona bir inci gibi
    Acının yanardağ bardağında
    Kendi kendime eriyim?
    Oysa bu dünya denen ağacın
    Türkiye denen çatağında
    Öyle bir oğul var ki oğul
    Ölüme değil, ölüme
    Yaşanmaya bi ölüm bal

    Cama vurulmuş güneş kırıldı
    Nar daneleri döküldü suya
    Gayrı adam oldu diye babam
    Oğlum beni sevse ya


    Baharla Ölüm Konuşmaları

    I


    Memelerim koparıyor
    Yüzyıl süren bir yalnızlık
    dile gelmişçesine
    Nasıl nasıl bir sevinç yarabbi!
    Ve ağrıya
    ağrıya tabi,
    ağraya
    ağraya ağbi
    Nakkaş Tepe de ancak
    bezmimize böyle gelmiştir
    Gelincikleri ve Nazım Hikmet’leriyle
    Yerbilimsel bir hapisten sonra

    II

    İçimdeki karanlığı patlatacağım
    Zifiri bir Su akacak
    kamışımdan toprağa
    Bir kedi yavrulayacak
    köpek dişli bir kedi
    Ve böğürtlenler köpürecek ağzından
    Yedikçe
    kendi
    kendini
    mayhoş
    Ya da Posta Nazırı dedemden kalma
    Mors’un en morundan bir karga
    Konacak karşıki direğin doruğuna
    Düşmanlarım öyle doldurmuşlar ki onu
    Ne kadar taşlasan boş
    oynamıyor yerinden
    Ben kargadan korkmam ama
    bunun gözleri baykuş
    Ve tüyleri güngörmedik deniz dipleri kadar ıslak

    CAN YÜCEL
     



Sayfayı Paylaş