Ölüm ahirete açılan kapıdır...

Konusu 'Dini Sohbet' forumundadır ve abdulkadir tarafından 15 Şubat 2008 başlatılmıştır.

  1. abdulkadir Well-Known Member


    Bize ölüm; bir acı, ıstırap ve korku olarak görünür. Hâlbuki ölüm, peygamberler ve Allah dostları için, bir vuslat, bir düğün ve dostun dosta kavuşmasıdır.



    "Her nefis, her canlı ölümü tadacak, sonra bize rücû edecektir (dönecektir)." buyuruyor Hak Teâlâ Hazretleri sûre–i Ankebut'un 57. âyet–i kerîmesinde. Âl–i İmrân sûresinin 185. âyet–i celîlesinde de:

    "Her nefis ölümü tadacaktır. Hiç şüphe yoktur ki, ecirleriniz (ücretleriniz) kıyamet gününde size tastamam ödenecektir." buyrulmaktadır.

    Ölümü anlatan bir başka âyet–i kerîmede de şöyle buyrulmaktadır:

    "Nerede olursanız olun, ölüm size yetişir. Çok muhkem ve çok yüksek kaleler ve binalar içinde olsanız bile…" (Nisa, 78)

    Ölüm; yok olmak değildir. Bilakis yeniden doğmak, sonsuz bir hayata ilk adımı atmaktır. Bir meyvenin dalından kopması gibi dünya denilen bu fânî hayattan koparak, ebedî ve hakikî hayata dönmektir. İnsanların ve cinlerin, dünyada kendilerine tahsis edilen ömürlerini ve görevlerini tamamlayarak, hakikî hayata, vatan–ı aslîlerine dönmeleridir.

    Kaç sene yaşarsan yaşa, hangi şartlarda ömür sürersen sür, makamın, mevkiin ne olursa olsun… Vâli ol, zengin ol, fakir ol, bey ol, paşa ol, sultan ol, padişah ol, bütün dünyaya hükmeden hükümdar ol, âlim ol, zâlim ol, güçlü ol, zayıf ol, kadın ol, erkek ol, güzel ol, çirkin ol… Her kim ve ne vasıfta olursan ol, bir gün ölecek ve geldiğin yere geri döneceksin.

    Bir meyvenin veya bir gülün dalından kopması gibi bu geçici hayattan koparak ebedî hayata döneceğiz... Çünkü, dünya ebedî kalmak için değil; bir görev yapmak ve gayeli yaşamak maksadıyla geldiğimiz bir yerdir. Kur'an–ı Hakîm'in beyan ettiği üzere dünya bir eğlence ve oyundan ibarettir. Bir gölge gibi âhiretin yansımasıdır.

    Mezarlar âhirete açılan kapılardır. Bu kapılar, üç ayrı isimle ifade edilir: "Kabir", "mezar" ve "lahit". "Mezar", mutlaka ziyaret edilecek mekân mânasına gelmekle birlikte bu üç isim de aynı mânayı ifade eder. "Mezar" Arapça bir kelimedir.

    Ölümü ve hayatı yaratan Allah'tır. Allah'tan başka her varlık ölecektir. Bir gün gelecek bu üzerinde yaşadığımız yerküre de ömrünü tamamlayacak ve aslına avdet edecektir. İnsanoğlu için, ölümü öldürmek, ölümden kurtulmak asla mümkün değildir. Ölümü öldürmek sadece Allah'a mahsustur. Ölümü, ölüm olmaktan kurtarıp, esas arzu ve matluba kavuşmak için hedef yapmak, ölümü vuslat hâline getirmek, ölüm korkusundan kurtulmanın tek yoludur.

    Mezarlar, gerçek şuura ermemiş insanların gözünde alelâde çukurlar olarak görünse de, enbiya ve evliyanın gözüyle bakıldığında bu yerler, ya cennet bahçelerinden bir bahçe veya cehennem çukurlarından bir çukur olarak görünür. Onlar, mezarların dış güzelliğine bakmazlar; iç güzelliğine, iç imarına bakarlar.

    Bize ölüm; bir acı, ıstırap ve korku olarak görünür. Hâlbuki ölüm, peygamberler ve Allah dostları için, bir vuslat, bir düğün ve dostun dosta kavuşmasıdır.

    Dikkat edilirse, camilerin etrafları mezarlarla çevrilidir. Gerek şehirlerde, gerekse köylerde bu böyledir. Camiye gelen her kişi, ölümü hatırlasın, ölümü unutmasın; ölümü hatırlayan her kişi de devamlı camiye gelsin, cami ile alâkasını kesmesin... diyedir bu. Zira müslüman olduğunu söyleyen ve müslüman ismini taşıyan herkes, istese de istemese de, hayatında camiye uğrasa da uğramasa da, caminin kapısından geçerek âhirete ve ebedî hayata açılan kapıdan içeri girecektir.

    Camilerin çevresindeki mezarlar, ölümü ve âhireti hatırlatmakla beraber; bunda, camiye gelip gidenlerin Fâtiha ve dualarından ve yine orada yapılan ibadetlerin, okunan Kur'an'ların ve yapılan duaların sevaplarından pay alma hikmeti de bulunmaktadır. Buna rağmen herkes kendi hayatında ne kazandı ise, en güzeli ve en efdali de odur. Başkasından fayda beklemek, ümitten öte bir şey olmayıp, mü'min kardeşinden bir beklentidir.

    İşte camilerin etrafına yapılan mezarların, bina edilen türbelerin kısaca mâna ve hikmeti budur.
    Yazımı şairin "Sessiz Gemi" isimli şiirinin son mısraları ile tamamlamak istiyorum.

    Dünyada sevilmiş ve seven nafile bekler.

    Bilmez ki, giden sevgililer dönmeyecekler.

    Birçok gidenin her biri memnun ki yerinden,

    Birçok seneler geçti, dönen yok seferinden.
     



  2. ot-gu Genel Sorumlu

    burda özetlenmiş yalnız Allah dostları için denmiş yoksa acı ve ısdırap ın başlangıcı olur
     

Sayfayı Paylaş