Olasıcılık-Olaycılık(Fenomenizm)-Olguculuk(Pozitivizm)

Konusu 'Felsefe' forumundadır ve EjjeNNa tarafından 25 Eylül 2007 başlatılmıştır.

  1. EjjeNNa Administrator


    Olasıcılık
    Bilginin olasılığını ileri süren öğretilerin genel adı. Olasıcılık düşüncesi, kaynağını antikçağ Yunan sofistlerinde bulur. Daha sonra Akademi şüphecileri Arkesilaos (İ.Ö. 318-244) ve' Karneades (İ.Ö. 215-130) bilimde kesinliğin imkansız bulunduğunu ve ancak olabilirlikle yetinilmesi gerektiğini ileri sürmüşlerdir.

    Onlara göre gerek eylemsel ve gerek kuramsal alanlarda olasılarla davranılabilir, kesin olarak hiç bir şey bilinemez ve söylenemez. Karneades bu düşüncesini tanıtlamak için Roma'da bir gün adaleti öven, ertesi gün yeren iki söylev vermiştir.

    Olaycılık (Fenomenizm)
    Fenomenlerden, yani zaman veya mekân içinde ortaya çıkan ve deney konusu olabilecek olay ve olgulardan başka hiç bir şeyin varolmadığını ileri süren felsefe doktrini.

    Deneyin araçsız konusu, her zaman bir tasavvur olduğu için, fenomenizmin tarihi, birçok noktada, idealizminkiyle karışır. Meselâ Berkeley, maddi bir cevher kabul etmez. Bu filozofa göre, gerçek olan, sadece sonlu zihinler ile sonsuz zihin, yani Tanrı'dır. David Hume, sadece cisimlerin değil, zihinlerin de cevher olarak varlığını kabul etmez.

    Hume'a göre, cisimler hakkında edindiğimiz fikir gibi, ben hakkında edindiğimiz fikir de bir bilinç haller topluluğuna indirgenebilir. Fenomenlerin uyduğu kanunların temeli olarak gördüğümüz ilkeler (meselâ nedensellik ilkesi), zorunluluk niteliği taşımazlar. Bunlar, sadece zihni alışkanlıklardır; deneyin ve fikir çağrışımlarının sonucu olarak ortaya çıkmışlardır. Tabiat kanunlarının taşıdığı zorunluluk ve evrensellik konusunda Hume'un ileri sürdüğü şüphecilik bu düşüncelerden doğmaktadır.

    Kant, insan zihninin ancak fenomenleri kavrayabileceğini ileri sürer. Ama birer tasavvur olmak dolayısıyla, bu fenomenler, zihnimizin kanunlarına veya anlığın kategorilerine uymak zorundadır. Bundan ötürü, Kant'ın gözünde, fenomenler biliminden şüphe edilemez. Ayrıca, bu filozof, fenomenlerin ardında, bilgisini edinemediğimiz ama varlığı kesin olan numenler'in bulunduğunu söyler.

    Fenomenizm anlayışının değişik bir şekilde yeniden canlanmasına Renouvier önayak oldu. Renouvier'ye göre, fenomenler, anlığın kategorilerine zorunlu ve mutlak bir şekilde bağlıdır. Ama bilinçli öznelerin dışında, kendinde-şeyler, yani numenler yoktur.
    Olguculuk (Pozitivizm)
    Pozitivist felsefe görüşünün kurucusu Fransız filozof Auguste Comte'dur (1798-1857). Comte, felsefeyi metafizik yapısından kurtarmak istemiştir.

    19. yüzyılda bilimlerin, özellikle pozitif doğa bilimlerinin gelişmesi felsefeyi de etkilemiştir. A.Comte, felsefeyi de pozitifleştirmek istemiştir. Pozitif felsefe görüşünde bilgi duyularımızın bize kazandırdığı olayların, görünenlerin (fenomen) bilgisidir. Bu bilgi, değişmeyen, mutlak olan bir öz bilgisi olamaz. Olayların ve bunların ardardalığı ve benzerliğinin bilgisidir.

    A.Comte'a göre yaşanan çağ, bilim çağıdır. İnsan düşüncesi, bu çağa üç aşamadan geçerek gelmiştir. Comte, bu gelişimi şöyle açıklar:

    Teolojik Düşünce Dönemi: Dinsel düşünce dönemidir. Her şey kutsal fikrine göre yorumlanmıştır. Fetişizm (putçuluk), Politeizm (çok tanrıcılık), Monoteizm (tektanrıcılık) dönemleri yaşanmıştır.

    Metafizik Düşünme Dönemi: Bu dönemde nesnel gerçekliğin özünde gizli güçler aranmıştır.

    Pozitif Düşünme Dönemi: Bu dönem, bilim anlayışının oluştuğu dönemdir. Doğanın kendine göre yasaları vardır. Bilgi, bu yasalara göre oluşur ve bilgi ancak olayların bilgisidir. Böyle bir anlayışın oluştuğu dönemde felsefe de bilimler gibi pozitif olmak zorundadır.
     



Sayfayı Paylaş