Okuma Bayramı Oyunları

Konusu 'Çocuk Bölümü' forumundadır ve EmRe tarafından 9 Haziran 2013 başlatılmıştır.

  1. EmRe Well-Known Member


    Çovuklar için Okuma Bayramı Oyunları ve Skeç

    Görmek için iki gözüm var,
    (İki elle gözler gösterilir.)

    Koşmak için iki ayağım var,
    (Ayaklar yere vurulur.)

    İki elimi sallar,
    (Eller sallanır.)

    İki kulağımla duyarım,
    (İki elle kulaklar gösterilir.)

    Bir tek burnum var,
    (İki elle burun gösterilir.)

    Dilimde bir tane,
    (İki elle dil gösterilir.)

    Yanağımsa iki tane,
    (İki elle yanaklar gösterilir.)


    Okuma bayramı skeç

    VOLKAN: Hoş geldiniz
    Davet ettik ne diye?
    Hani bize hediye?
    Bari kusura bakmayınız.
    Boynu bükük bırakmayınız.
    Eğlendireceğiz sizleri.
    Alkışlayın bizleri.

    MAKBULE: Okur-yazarlığımıza hep bir girdiğimiz bu sınıfta sizin sayenizde eğitildik.okuma yazmayı öğrendik. Tam yedi aydır çalışıyoruz. Bu mutlu güne ermek için. Bu günümüzde bizimle olduğunuz için hepinize çok teşekkür ederiz.

    VOLKAN: Gösterimiz başlıyor hepinize iyi eğlenceler.
    Şimdi istiklal marşımız için herkesi ayağa davet ediyorum.

    MAKBULE : “Okuyalım kardeşim” şiirini ve ‘ Minik duaları’ okumak üzere Büşra arkadaşımızı sahneye çağırıyoruz.

    VOLKAN : Büşra’ya teşekkür ediyoruz.mesleklerle ilgili arkadaşlarımızın rontunu izliyoruz

    MAKBULE : Arkadaşlarımıza teşekkür ediyoruz. Şimdide hep beraber eski İstanbul’a gidelim mi?

    VOLKAN : Bakalım eskiden Üsküdar’da hayat nasılmış.

    MAKBULE : Şimdide Üsküdar ekibini sahneye çağırıyoruz.

    VOLKAN : Onu biz değil yalnız. Üstün tanır her millet. En büyük eseridir. Kurduğu cumhuriyet.

    MAKBULE : Kimden bahsettiğimizi herkes anladı sanırım.Şimdide Atatürk şiiri için Selver ve Sercan arkadaşımızı çağırıyoruz

    VOLKAN : Atatürk şiiri için Arkadaşlarımıza teşekkür ediyoruz. Şimdide Oya’nın rüyasını izliyoruz.Bakalım Oya rüyasında neler gördü?

    MAKBULE : Bizleri büyütüp bugünlere getiren annelerimize çok teşekkür ediyoruz.şiirlerini okumak için Aydın ve Meltem arkadaşımızı sahneye davet ediyoruz.

    VOLKAN : Anneler şiirleri için arkadaşlarımıza çok teşekkür ediyoruz.Sizleri sınıf korosu ile baş başa bırakıyoruz.

    MAKBULE : Sınıf korosuna çok teşekkür ediyoruz.Şimdide ‘Sınıfımızın Dansçılarını sahneye davet ediyoruz.

    VOLKAN : Küçük ormancılara çok teşekkür ediyoruz.

    MAKBULE : Bizlere okumayı-yazmayı,iyiyi,doğruyu,güzel huylu olmayı öğreten canım öğretmenimiz için Esra Arkadaşımızın şiirini dinliyoruz.

    VOLKAN : Esra ‘ya teşekkür ediyoruz.

    MAKBULE :Şimdide Öğretmenim ve Annem şarkıları için arkadaşlarımızı çağırıyoruz.

    VOLKAN : Her güzel şeyin sonu olduğu gibi programımızın da sonuna geldik.Geldiğiniz için,bizi dünyaya getirdiğiniz için tüm anne ve babalarımıza teşekkürler.
     



  2. EmRe Well-Known Member

    Okumamanın cezası

    Taşrada bir yiğit vardı,
    Güzelce silah tutardı.
    Ustaca atlar koşturur,
    Savaştan galip çıkardı.

    Hünerleri gayet çoktu,
    Bilmediği silah yoktu,
    Yay germede, ok atmada,
    Mızrak vurup, gürz tutmada,

    Bulunmazdı asla dengi,
    Meslek edinmişti cengi..

    Kuvvetliydi, korkusuzdu,
    Başlar alır, baş koyardı.
    Büyük bir kusuru vardı;
    Okumayı boş sayardı.

    Kılıcına güvenirdi,
    -' Bana yetmez mi ki? ' derdi.
    - 'Kalem kâğıt neye yarar?
    Kitabı benden kim sorar?
    Daha niye pineklemek?
    Kitap başında beklemek? ..

    'Örtmek için birçok ayıbı,
    Boş boşuna zaman kaybı
    Okumak korkak işidir.
    Kılıç vurmak, ata binmek,
    Bilenlerse, er kişidir.

    ' Kılıcımın hasmı var mı?
    Kimse karşıma çıkar mı?
    Ben erlikten söz ederim,
    Düşmanımı toz ederim.'

    Böyle övünüp dururdu,
    Yiğitlikten dem vururdu..

    Birden bire savaş çıktı,
    Düşman bir kaleyi yıktı.

    - 'Savaş çıkmış, savaş çıkmış,
    Düşman kalemizi yıkmış.'

    Aradılar bu yiğidi,
    Arayansa; Mir Bey idi.

    - 'Tezce haber salına,
    Şu yiğit hemen buluna..'

    Varıp haber yetirdiler
    Tezce bulup getirdiler.

    Varıp Mir Bey'in yanına,
    Yakışır gibi şanına,
    Güzelce bir selam durdu.
    - 'Çabukça topla bir ordu,
    Var git düşmanın üstüne,
    Aman yiğit, tez göreyim,
    Şu düşmanı ez göreyim
    Sen bu millete umutsun,
    Şanın şu cihanı tutsun'

    Deyip:

    O savaşa gönderdiler,
    - 'Haklarından gel' dediler.

    - 'Haydı. güle güle git.'-
    -' Başüstüne' deyip yiğit

    Dostlarına haber saldı,
    Toplayıp yanına aldı.

    Nara atıp at sürdüler,
    Varıp düşmana vurdular.

    Çetince bir savaş oldu,
    Meydan ölenlerle doldu.
    Sonunda kale alındı,
    Mir Bey'e haber salındı.

    - 'Müjde kalemiz alındı!
    Müjde kalemiz alındı! ..
    Yiğidimiz galip çıktı,
    Düşman ordusunu yıktı..

    Halk sevinçli bu habere,
    Yiğidi Koymazlar yere.

    - 'Yaşa yiğit, sen çok yaşa!
    Geçmen lazım artık başa...'

    Mir bey düşündü derinden,
    Biraz da korktu yerinden.

    'Şimdi Hükümdar duyarsa,
    Bunu yerime koyarsa,
    Ben o zaman ne olurum?
    Buna nasıl yol bulurum?

    Gözünde bir ışık yandı,
    Sanki uykudan uyandı.

    Yazı masasına vardı,
    Kalemle kâğıt çıkardı,
    Kendince bir şeyler yazdı,
    Yuvarlayıp güzel sardı.

    - 'Söyleyin gelsin göreyim,
    Eline name vereyim,
    Götürsün ki Hükümdara,
    Ala tartısınca para..'

    Yiğit:

    - 'Beyim beni emretmişler,'
    Deyip diziyle dövdü yer.

    - 'Hoş geldin yiğidim yaklaş
    Güzel geçmiş duydum savaş.
    Aman sen ne yamanmışsın,
    Gerçekten kahramanmışsın.

    Kutlu olsun zaferiniz,
    Yalnız deriz ki biz,
    Çok büyük işler başardın,
    Düşmandan bizi kurtardın

    Allah versin muradını,
    Dilerim şanlı adını,
    Hüküdara duyurasın,
    Beylik alıp buyurasın.

    Bak artık ben yaşlandım,
    Şöyle ola benim andım.

    Gelip geçesin yerime,
    Huzur gele içerime,
    Millet de bak bunu ister,
    Mir Bey'in buna ne der?

    Sana bir mektup vereyim,
    Bir yol götür de göreyim.
    Var git Hükümdar katına,
    Layık ol mükâfatına.

    Dilersen al da bir oku,
    Neler yazdım senin için.'
    Deyip verince mektubu,
    Gülüyordu için için..

    - ' Yalnız ha.! .. Kimse bilmesin,
    Okumasın bu mektubu,
    Düşmanımız gayet çoktur,
    Gizli tutulmalıdır bu.'

    O yiğit, buna inandı,
    Söylenenler doğru sandı.

    - 'Sağ ol beyim'
    Diyerek nameyi aldı,
    Okur gibi şöyle baktı,
    Bilmem demeye utandı.

    Çok sinsice bir plandı,
    Baştanbaşa hep yalandı.

    Yiğit:

    - 'Yüce beyim hele bi dur,
    Senden âla bey mi olur?
    Böyle bir şeyi yapamam,
    Senden mevkini kapamam.'

    Mir Bey:

    - 'Ya bir başkası mı alsın,
    Layık olmadan bu yeri,
    Göz dikmiştir çoktan bil ki,
    Kim bilir hangi serseri..

    Hem gene senin yanındayım
    Yoruldum zira bilirsin,
    Yalnız kalmayacaksın inan,
    İnşallah tezce gelirsin.

    Yiğit atladı atına,
    Vardı Hükümdar katına..

    Hemen nameyi uzattı,
    Heyecandan rengi attı.

    Hükümdar nameyi aldı,
    Şöyle satırlara daldı.
    Okudu, kaşını çattı,
    Nameyi geri uzattı.

    - 'Doğru mu bu' diye sordu,
    Sesi boğuk, kükrüyordu.

    Bizimki nameye baktı,
    Tekrar yerine bıraktı.

    - 'Evet Hükümdarım' dedi,
    Sanki süt dökmüş bir kedi.

    Hükümdar:

    - 'Muhafızlar! .. Çabuk gelin,
    Hemen şu adamı alın,
    Biliniz ki, şu divane,
    Hemen çıkacak divana.

    Bizim yiğit şaşırmıştı,
    Nasıl işi taşırmıştı.
    Hemen davullar vuruldu,
    Hükümdar divanı kuruldu.

    Bir vezir; sanki hevesle,
    Okudu mektubu sesle:

    - 'Pek sevgili Hükümdarım,
    Bu ülkede ben de varım,
    Ama zerre söz etmezsin,
    Yiğitleri gözetmezsin.

    Müstakil beylik isterim,
    Veresiniz hemen derim,
    Zorlada olsa alırım,
    Sanmayın ki alt kalırım.
    Yıkmadan tacı tahtını,
    Kurtar şu kara bahtını.'

    Bir vezir ayağa kalktı,
    Bizimkine sertçe baktı.

    - 'Neler varmış hele, vah! vah! ..
    Sen ne oldun bre küstah! ..
    Acayip herzeler yedin,
    Bu devleti küçümsedin.'

    Hükümdar:

    -'Herkes versin kararını,
    Beklemeden hem yarını,
    Mutlaka ceza çekile,
    Gerekirse kan döküle.'.

    İlk karar: Veziriazam,
    - 'Hainler idam edilir,
    Hemen idam, hemen idam..
    Gene de Hükümdar bilir.

    'İdam, idam' Sedaları,
    Birden çınlattı her yeri.

    Yiğit anlamadı n�oldu,
    Bir anda sarardı soldu.

    Bir vezir:

    Sözün var mı bre kişi?
    Söyle, bitirelim işi.

    Yiğit:

    Meclise bir selam sundu,
    Şöyle bir iki yutkundu,

    - 'O mektubu ben yazmadım
    Mezarımı ben kazmadım,
    Ama bir kusurum var ki;
    Söylemeye utanırım,
    Bundan da ağır sanırım.

    Okumayı bilmiyorum,
    Daha yapmayayım yorum,
    Hep kalemi küçümsedim,
    Neye yarayacak dedim.

    Okusaydım bu nameyi,
    Halletmez miydim o beyi.
    Asla, asla af istemem,
    Beni bağışlayın demem,

    Bir cahil asılmış nola,
    Duyanlara ibret ola,
    Duysun ihtiyarı, genci,
    Bir kalem ezer bin kılıcı
     

Sayfayı Paylaş