Oğuz Atay Sözleri Ve Eserleri

Konusu 'Hakkında Bilgi' forumundadır ve Seçkin tarafından 30 Eylül 2016 başlatılmıştır.

  1. Seçkin Well-Known Member


    Oğuz Atay (d. 12 Ekim 1934, İnebolu, Kastamonu - ö. 13 Aralık 1977, İstanbul), Türk roman, öykü ve oyun yazarı.

    Atay'ın büyük etki yaratan eseri Tutunamayanlar'ı 1973'te yayınladığı Tehlikeli Oyunlar adlı ikinci romanı izlemiştir. Hikâyelerini Korkuyu Beklerken başlığı altında toplayan Atay, 1911-1967 yılları arasında yaşamış Prof. Mustafa İnan'ın hayatı konu eden Bir Bilim Adamının Romanı'nı 1975 yılında yayımlamıştır. 1973 yılında yayımlanan Oyunlarla Yaşayanlar adlı oyunu Devlet Tiyatrosu'nda sahnelenmiştir. Atay, beyninde çıkan bir tümör nedeniyle büyük projesi "Türkiye'nin Ruhu"nu yazamadan 13 Aralık 1977'de, İstanbul'da hayatını kaybetmiştir. Edirnekapı Sakızağacı Mezarlığı'na defnedildi.

    Oğuz Atay yayımlanmış bütün eserleri

    - Tutunamayanlar (1972)
    - Tehlikeli Oyunlar (1973)
    - Bir Bilim Adamının Romanı (1975)
    - Korkuyu Beklerken (1975)
    - Oyunlarla Yaşayanlar (1975)
    - Günlük (1987)
    - Eylembilim (1998)
     



  2. Seçkin Well-Known Member

    Oğuz Atay Sözleri

    Ne zaman hayata tutunmaya çalışsak, hep mahrem yerleri geldi elimize.

    Şimdi al yalnızlığımı ört üzerine olric... Belki o vakit bırakıp her şeyi... gelirim bir yerlerden başlamak için yeniden…

    Yemek koyulurken, bu kadar yeter" dedikten sonra mutlaka bir kaşık daha yemek koyan kişiye 'anne' denir. Ve o herşeye değerdir.

    Biliyor musun Olric? Artık yalnızlığı bile çok seviyorum, Sırf onun eseri diye…

    Öyleyse, ben de hayatımın sonuna kadar aynı yerde kımıldamadan oturacağım. Herkes istediği kadar koşsun. Beni anlayacak insan, oturduğum yerde de beni bulur…

    En tehlikeli kelime nedir olric ? -Ama'dır efendim bana göre… -Neden olric ? -Önceden söylenen her söylemi veya kelimeyi öldürür! Mesela, Seni seviyorum ama… gibi.

    Bu düzmece oyun sona ermeli. Kendi benliğimizi bulmalıyız. Yol verip yakarmaktan vazgeçmeliyiz. Rüyalarımızı gerçekleştirmeye çalışmamalıyız, gerçekleri rüya yapmalıyız. Çelişiksiz dikensiz ve düzgün rüyalarımızı yaşamalıyız. Sözümüzün eri olmalıyız: Kırılacak kafaları kırmalıyız. Bize acınmadığı için acımamalıyız.

    Beni anlamalısın Çünkü ben kitap değilim, çünkü ben öldükten sonra kimse beni okuyamaz, Yaşarken anlaşılmaya mecburum.

    Keşke nedir Olric? Hatalarımız efendimiz. Çok mu hata yaptık? Keşke diyecek kadar efendimiz.

    Şu anda, sana güzel bir söz söyleyebilmek için on bin kitap okumuş olmayı isterdim dedi. Gene de az gelişmiş bir cümle söylemeden içim rahat etmeyecek: seni tanıdığıma çok sevindim kendi çapımda.

    Zaman her şeyin ilacıysa, Fazlası intihara girmez mi?

    Ne çok şey biliyor bu insanlar Olric ? Herkes işine geleni biliyor efendimiz...

    Ve yalnızlık kelimeyle birlikte yaşadı insanın içinde, kelimeler yalnızlığı anlattı ve yalnızlığın içinde eriyip kayboldu.. yalnız kelimeler dindirdi acıyı ve kelimeler insanın aklına geldikçe yalnızlık büyüdü, dayanılmaz oldu.

    Beni bir gün unutacaksan, bir gün bırakıp gideceksen boşuna yorma, boş yere mağaramdan çıkarma beni.

    Alışkanlıklarımı, özellikle yalnızlığa alışkanlığımı kaybettirme boşuna.

    Cam kırıkları gibidir bazen kelimeler; ağzına dolar insanın. Sussan acıtır, konuşsan kanatır.

    Fotoğraf çekilerken, nedense kendimizi gülümsemek zorunda hissediyoruz. Yani aslında ona bile mutluluk oyunu oynuyoruz.

    Beklenen hep geç geliyor; geldiği zaman da insan başka yerlerde oluyor .

    Kafam cam kırıklarıyla dolu doktor. Bu nedenle beynimin her hareketinde düşüncelerim acıyor.

    Biliyor musun Olric, benim bir çok dostum var. Görüyorum efendimiz, Hepsinin sırtınızda izleri var…

    Son bir şans daha verme, sevgine layık olmayana. Merak etme, aşk yürek işidir ve yüreği olmayanın kalbi kırılmaz nasılsa.

    İnsan çok sevdiği halde neden her defasında terkedilir? Ve beklenenler, neden hep vazgeçildikten sonra gelir?

    Kimseye göstermem üzüntümü. Gündüz gülerim, geceleri yalnız ağlarım.

    Söyle evladım' diye teselli ederdi annem beni. Söyle de içine hicran olmasın. Hicran oldu anne.

    Yalnızlığına iyi bak, sahip çık. Kaç kişinin emeği var onda kimbilir.

    Kötü bir resim asarım korkusuyla hiç resim asmadım; kötü yaşarım korkusuyla hiç yaşamadım.

    Nedensiz ve sebepsiz sevdim seni. Çünkü bir sebebi olsa, aşk olmazdı bunun ismi...

    Elimde değil Olric! Ne Efendimiz? Elleri Olric Elleri...

    Bize öğretilen her söze inandık Yasaktır dendi kandık Hep girilmez levhalarına aldandık Bu tutulan yol yanlıştır bize.

    Oysa bazı insanlar vardır; en çamurlu yerlerden bile kolalı beyaz gömleklerini ve açık renk pantolonlarını kirletmeden çıkarlar. Böyle adamlar hayatta başarıya ulaşırlar.

    Koca bir ömrü harcamak dedikleri gerçeğin altını seninle çizdim ben.
    Gelirmi dersin olric? Gelmez, gelemez efendimiz. Neden Olric? Yüreği o kadar büyük sevemezde ondan efendimiz.

    Güçlü olmak artık beni yoruyor olric , ki buralarda bilmem, hangi uykunun, hangi köşesinde beklemedeyim hiç gelmeyecek olani.

    Ben ölmek istemiyorum. Yaşamak ve herkesin burnundan getirmek istiyorum.

    Herkes birikmiş bizi seyrediyor. Dağılın!.. Kukla oynatmıyoruz burada. Acı çekiyoruz.

    Bizi başkaları anlamaz Sevgi. Başkalarının aklı başkadır. Bu yüzden ikimizi hep garip bakışlarla süzmüşlerdir. Şimdi beni de garip, bakışlarla süzenler var. Ben onlara aldırmıyorum. İnsanların beni beğenip beğenmemeleri umurumda değil artık. Ben kendimi tanımakla ilgiliyim.

    Yalnızlığı çok seversek, bir gün o da çekip gider mi?

    Seni seviyorum ve yalnız seni görüyorum. Seninle ilgiliyim başka her şeyi unutuyorum. Sözün gelişi değil bu ; Ben sözümün eriyim başka anlamları olsaydı sözlerimin başka anlamlara uygun kelimeler bulurdum…

    İyi Geçinmek İki Kişinin Kusursuz Olmasıyla Değil, Birbirlerinin Kusurlarını Hoş Görmesiyle Olur!

    İnsan seviyorsa kaybetmekten korkar. Kıskançlık da bir kaybetme korkusudur. Kıskanmıyorsa eğer; yeterince sevmiyordur.

    İlk çekingenlikler ne kadar tatlıdır. Oysa insan, bu beceriksizlikleri bir an önce yenmeye çalışır. Bütün gücüyle büyüyü bozmak, buzları kırmak için uğraşır.

    Ne ölmek nefessiz kalmaktır; ne de yaşamak nefes almaktır. Yaşamak; sevilmeyi hakeden birine yaşamını harcamaktır.

    Sigarayı bırak artık diyordun ya bana, bende bırakmıyordum. Çünkü senin, benim için üzülüyor olmana içten içe seviniyordum.

    Başkalarının yaptıklarını silmeye çalıştım; mürekkeple yazılmışlar oysa. Ben kurşun kalem silgisiydim, azaldığımla kaldım.

    Siz bilmezsiniz albayım : insanlık tek başına kollarımda can verdi. yanında kimseler yoktu.

    Provası yok hayatın. Ne yeniden yaşamak mümkün, ne de yaşadıklarını silebilmek. Önemli olan, ilk defa değil son defa sevebilmek.

    Hiç kimseyi anlamıyorum. İnsanların arasına karışıp onlara uyduğum için de kendimden nefret ediyorum.

    Hayır dostum ben en acıklı anlarımda bile güldürücü sözler bulan bir insanım, kendime acımam bundandır.

    İnsanlar bozuk para gibidir. İki seçenek vardır: Yazı ya da tura.. Bir yüzünü gösterirken bize diğer yüzünü zaman gösterecektir.

    Can çekişmek nasil birşey bilir misin olric. Hayir efendimiz, nasil birşey ? Ona söyleyebileceğin o kadar sey varken susmaktir olric.

    Bir silgi gibi tükendim ben. Başkalarının yaptıklarını silmeye çalıştım. Mürekkeple yazmışlar oysa. Ben kurşun kalem silgisiydim. Azaldığımla kaldım.

    Tarih bir tahriften ibarettir. Tarih, geçmişten geleceğe uzanan ve bugün g...ördüğümüz bir rüyadır. Bütün rüyalar gibi tarih de yorumlanabilir; ama görülürken değil.

    Daha kaç kez ıskalayacağız hayatı Olric? Oklarımız bitene kadar efendim.

    Ben, senin bilinçaltı karanlıklarına ittiğin ve gerçekleşmesinden korktuğun kirli arzuların, ben senin bilinçaltı ormanlarının tarzan'ı! yemeye geldim seni. benden kurtulamazsın. ben, senin vicdan azabınım!

    Neden yalnızlıktan şikayetçidir ki insan. Ne yani, Mutlu olması için bir sevgiliye mi muhtaçtır her zaman.

    Kimsenin yaşantısını beğenmedim. Kendime uygun bir yaşantı da bulamadım.

    Neden sadece bir hayal ürünüsün Olric? Siz gerçeksiniz de ne oluyor efendimiz.

    Hayatımın başı ve sonu belliydi; hiç olmazsa ortasını kaçırmamalıydım.

    Çok yükseğe çıkamam; bende yükseklik korkusu var. Kimseyi yarı yolda bırakamam; bende 'alçaklık' korkusu var.

    Artık gelecek planlarımı hayattan gizli yapıyorum. Sanki hayat, işini gücünü bırakıp planlarımı bozmak için herşeyi yapıyor.

    Ne çok şey biliyor bu insanlar Olric ? Herkes işine geleni biliyor efendimiz.

    Tabiat, sırlarını bakmasını bilene açıklarmış.
     

Sayfayı Paylaş