Oğlum Müjde Verip Gitti Yazı

Konusu 'Masal ve Hikayeler' forumundadır ve CAN tarafından 28 Mayıs 2016 başlatılmıştır.

  1. CAN Well-Known Member


    Bir anne - babanın yaşayabileceği en acı ve en çaresiz olayın evlat acısı olduğunu yaşayanlar bilir. Allah kimseye bu acıyı yaşatmasın. Oğlumun gidişini (hala öldü diyemiyorum) kabullenemiyorum. Acı haberi aldığımızda oğlum henüz 10 yaşındaydı. O an ve sonrasında öyle çaresizdik ki. Zamanı durduramıyorduk, her çareye ulaşmaya çalıştık. Sonuçta bu beladan kurtulur gibi olduk. 2 yıl süren çabalarımız sonucu hastalığı olduğu yere hapsetmiştik. Yani sonuca göre yüzde 80 hastalığı yenmiştik, yüzde 20 ise tekrarlama olasılığı vardı. Ne yazık ki 1 yıl sonra oğlum, o yüzde 20’lik kısmın içinde yer aldı.

    Benim için yaşarken ölmek bu olmalıydı. Ben bu acıyla yaşamın anlamını kaybettim. Oğlum ise başına gelenleri yaşından büyük bir metanetle karşıladı ya da öyle davranmak zorunda kaldı. Her zaman olduğu gibi bizi üzmemek adına dişlerini sıktı. Gidişinin hızlandığını hissettiğimizde doktorlarıyla konuşarak eve çıkarmak istedik. Odasını küçük bir hastane haline getirerek izin alabildik. Kendi doktorları da bizi her gün ziyaret ederek gerekenleri hiç aksatmadan yapılmasını sağlıyorlardı.

    Odasına yattığında ilk defa ölümden bahsetti. “Benim odamın bundan sonraki sahibi sarı saçlı bir kız olacak baba” dediğinde hastalığın etkisiyle bilincini kaybettiğini sandım. Oysaki görünürde hiç değişmeyen tek yeri beyniydi. Yüzümdeki korku ifadesini gören oğlum yatağına yaklaşmamı istedi. Yanına uzanarak başını göğsüme yasladım. Oğlumla belki de bir daha hiç yaşayamayacağımı bildiğim baba - oğul sohbetini yapmaya başladık.

    Neden böyle konuştuğunu sorduğumda kapıyı kontrol ederek “Annem duymasın baba. Ben uzun zamandır uykumda bazen de gözüm açıkken gideceğim o güzel yeri görüyorum. Ölmek topraktaki bedenim için geçerli. Yaşayan ruhum çok güzel bir yerde hayata devam edecek.” Konuşan 13 yaşındaki bir çocuktan öte ergin bir kişilikti sanki. Konuşmaya devam etti: “Birkaç gündür gittiğim yerde benim kız kardeşim olacağını söyleyen bir varlıkla beraberim. Dünyaya yani sizin yanınızda doğmaya hazırlanıyor. Halama çok benziyor. Sarı saçlı, mavi gözlü. Bu müjdeyi benim size vermemi istedi. Annem henüz bu konuda hazır değil, eğer söylediklerim gerçekleşirse adını Büşra (müjde anlamına gelir) koyar mısınız?”

    Oğlumun söylediklerine o an için hiç hazır değildim. Başında yeni yeni çıkmaya başlayan saçlarını öpüp gözlerimden akan yaşları silerek “Sen ne istedin de yapmadım oğlum” diye cevap verdim. Belki de oğlumla en uzun konuşmamız o gün olmuştu. Sonrasında ise her geçen gün oğlum daha da halsizleşip kısa isteklerle bizimle irtibat kurmaya başladı. Son gece ise ara ara gözlerini açarak bana baktı ve sadece gözlerimizle konuştuk.

    Bugün oğlumun gidişinin 7. yılı. Kucağımda ise oğlumun ölmeden kısa bir süre önce geleceğini söylediği ve ismini koyduğu 1 yaşına basacak sarı saçlı, mavi gözlü kızım Büşra’yı tutuyorum. Oğlumun varlığını ona çok ihtiyaç duyduğum ve özlemini sık sık hissediyorum. Bu özlemimi de müjdesini verdiği kızımın saçlarını öperek gidermeye çalışıyorum. Her nerede yaşıyorsa yaşasın oğlum bizim için hiç ölmedi.
     



Sayfayı Paylaş