Ockham'lı William Kimdir, Hayatı, Eserleri, Sözleri

Konusu 'Felsefe' forumundadır ve RüzGaR tarafından 7 Ocak 2014 başlatılmıştır.

  1. RüzGaR Super Moderator


    Ockham'lı William

    Ockhamlı William (Guillelmus De Ockham), yaklaşık 1285 ve 1347 yılları arasında yaşamış İngiliz filozoftur.

    İngiliz tanrıbilimcisi Ockham’lı William'ın (1295-1349) öğretisini dile getirir. Adcılığın kurucusu sayılan ve İngiliz görgücülüğünün öncülerinden olan William of Ockham'ın öğretisi scepticisme theologique (Tr. Tanrıbilimsel şüphecilik) adıyla da anılır. Aforoz edilmiş bir Fransisken papazı olan William, felsefenin tanrıbilim karşısında bağımsızlığa kavuşmasında başlıca etkenlerden biridir. Skolastiğin büyük düşünürler çağı Ockham’lı William'la kapanmıştır.

    On dördüncü yüzyılın en etkili filozof ve mantıkçılarından biri olan Ockham, 1285 yılında doğdu. 1315 yılında Oxford’dan mezun olduktan sonra İncil (1315-1317) ve Sententiae (1317- 1319) üzerine dersler verdi. 1323 yılında Lutterel, elinde Ockham’ın 56 sapkın tezinin yazılı olduğu bir dosyayı Papaya teslim etti ve onu sapkınlıkla suçladı. Kendisini savunmak için Papa’nı n bulunduğu Avignon’a giden Ockham’ın 51 tezi sansüre uğradı; fakat bunlardan hiçbiri resmi olarak hüküm giymedi. Papa’nın hışmından kaçan tarikat üyeleriyle birlikte Papa tarafından hükümdarlığı tanınmayan Kutsal Roma Germen imparatoru Bavyeralı Louis’in yanına sığındı. Burada Papa aleyhine pek çok politik yazı yazdı. 1347 yılında öldü. Mantık yapıtları arasında en önemlileri şunlardır: Porphyrios’un Kitabı Üzerine Açıklama, Yüklemler Kitabı Üzerine, Bütün Mantığın Summası. Ockham’ın diğer yapıtları arasında Fizik Kitapları Hakkında Açıklama, Kader ve Gelecekteki Mümkün Şeyler ve Tanrı’nın Öncedenbilmesi Hakkında Araştırma gibi eserler bulunmaktadır.

    Guillelmus de Ockham’ın Tanrı ve bilgi anlayışı
    Ockham’a göre ise insan, mutlak yetkinlikte olan Tanrı’yı algılayamaz; çünkü Tanrı maddi bir nesne değildir. Ama Tanrı dışındaki şeylerden soyutlamalar yaparak bir Tanrı kavramı elde edilebilir. Bu kavram Tanrı’nın özünü değil, O’nunla ilgili insandaki zihinsel temsilleri içerir. Bu temsiller doğrudan Tanrı’dan hareketle elde edilmedikleri için ilahi özü yeterince yansıtamazlar. Ockham’a göre dünyadaki varolanların varoluşları nı koruyan bir koruyucu nedenden söz edilebilir. Tanrı’nın bu tür bir koruyucu olduğunu söylemek, üretici (yaratıcı) olduğunu söylemekten daha ikna edicidir. Ockham’a göre semavi cisimlerin dünya üzerindeki etkileri tecrübe edilebilir; ama Tanrı’nın etkilerini tecrübe etmek mümkün değildir. Ama Tanrı’nın ilahi sıfatlarını kullanarak O’nun hakkında bilgi edinmek mümkündür. Ockham’a göre bilgi bileşik bilgi ve bileşik olmayan bilgi olmak üzere ikiye ayrılır. Bileşik bilgi, bir önermenin bilgisidir. Bileşik olmayan bilgi ise yine ikiye ayrılır: 1. Sezgisel bilgi; 2. Soyutlayıcı bilgi. İnsan bilgisi bireysel olguların dolaysız bir tecrübesi ile başlar ve bu tecrübeden bir duyu sezgisi veya algı doğar. Bunu aynı nesneye ilişkin zihinsel bir sezgi izler. Sezgisel bilgi, bireysel şeylerin tecrübeye dayalı ilk bilgisidir. Soyutlayıcı bilginin nesnesi ise tümel olandır. Varolmayan şeylerin de sezgisel bilgisi olabilir. Ockham’ı n bu kabulü ilahiyat biliminin imkanı sorunuyla ilgilidir. Ockham’a göre tümeller zihinde yer alırlar. Bireysel varoluşlar ise zihin dışında bulunurlar. Böylece Ockham’ın tümeller konusundaki tavrı adcı (nominalist) bir görünüm sergiler. Terimler ise üç farklı biçimde olabilirler: zihinsel, sözlü ve yazılı. Dil, kavramlara dayanan ve insanlar arasındaki uzlaşıma dayalı imlerden oluşan bir sistemdir. Zihin ile nesne arasındaki doğal ilişki sonucu ortaya çıkan kavramlar, farklı dillerde farklı sözcüklerle ifade edilebilirler. Ama terimin mantıksal çerçevesi her dilde aynı- dır. Ockham açıklamada yalınlık ilkesine bağlı kalmıştır. Ockham’a göre, zorunlu kalmadıkça şeylerin sayısında bir artışa gitmemek gerekir. Daha az şey kullanılarak yapılabilecek bir açıklama daha fazla şey kullanılarak yapılandan üstündür. Bu yaklaşıma felsefe tarihinde “Ockham’ın usturası” adı verilmiştir.

    Guillelmus de Ockham’ın ahlak anlayışı
    Ockham’a göre ahlak, aklın ve başka zihinsel koşulları n dikte etmesi sonucunda belirlenen iradenin gücüne uygun düşen insani eylem biçimidir. Bu eylemlerin tek amacı “iyilik”tir. İyilik, herhangi bir şeyin olması gerektiği gibi olmasıdır. Ockham’a göre Tanrı dünyadaki her şeyi, öyle olmalarını isteyerek yaratmıştır. Tanrı’nın kötü bir şeyi meydana getirmesi tanımı gereği olanaksızdır. Tanrı’nın yarattıkları, bizzat O’nun iradesinden kaynaklanan bir etkiye maruz kaldıklarından, bu iradeye koşulsuzca itaat etmek zorundadırlar. Böylece Tanrı’da biriken Bilgelik, Sevgi, İktidar ve Merhamet gibi kavramlar bütün insanları n uyması gereken kuralların tümünü içeren en yüksek ahlak kuralı olarak karşımıza çıkmaktadır. Ockham’a göre, insanın ahlaki yükümlülüğü Tanrı’nın her şeye yeten gücü ile sınır tanımayan özgürlüğüne bağlıdır. Bu iki sıfat ahlaklı olmanı n en üst kuralıdır. Tanrı’nın özgürlüğü, O’nun herhangi bir ilahi yasaya bağlı olmaksızın insanlara bir ahlaklılık emrettiğini ortaya çıkartır. Tanrı’nın insanlara yüklediği ahlak kuralları olumsaldır. Bu olumsallık aracılığıyla Tanrı bu kurallarda istediği zaman değişikliğe gidebilir. Ama Tanrı bütün evreni belli bir kurala bağlı olarak yaratmıştır ve bütün yarattıkları da bu kurala bağlı olarak yaşamak zorundadır. Ockham’a göre, iyiye yönelmek bir bakıma Tanrı’nın iradesini cisimsel hale getirmektir.
     



Sayfayı Paylaş