Nöropsikoloji Bilimi

Konusu 'Psikiyatri' forumundadır ve elif tarafından 8 Eylül 2009 başlatılmıştır.

  1. elif Moderator


    Nöropsikoloji Bilimi

    Canli varliklar iki temel ögeden olusur: zihin ve beden. Insanoglunun dogal meraki, evrendeki diger olaylar gibi, canli varliklari da anlamaya ve bu konuda açiklamalara ulasmaya yöneliktir. Bu amaca yönelik olarak da canlilarin zihni, pozitif bilim dallarindan psikolojinin kapsaminda ele alinmistir. Canlilarin bedeni ise biyolojik bilimler olarak adlandirilan fizyoloji, biyokimya, histoloji, genetik gibi temel bilim dallariyla tip gibi uygulamali dallarin alanina girmistir.

    Belli konudaki bilgi birikimi ve teknolojinin yeterli olmadigi durumlarda, karmasik konulari bilesenlerine ayirmanin ve bu bilesenlerin her birini ayri ayri anlamaya çalismanin pratik bir yönü vardir. Is canli gibi karmasik varliklari ve özellikle de insani anlamak oldugunda, olayi farkli karmasiklik düzeyinde ele alan bagimsiz bilim dallarinin varliklari hakli da gösterilebilir; psikoloji, fizyoloji, biyofizik ve biyokimya dizisinde oldugu gibi. Ancak bu yapilirken canli varligin ne sadece zihin ve ne de sadece beden olmadigini ve canli teriminin beden ve zihnin olusturdugu bir bütünü ifade ettigini unutmamak gerekir. Tek yaklasim, canliyi bilesenlerine ayirip bagimsiz bilim dallari içinde incelemek olsaydi, "agaçlari incelerken ormani gözden kaçirma" tehlikesiyle karsi karsiya kalinabilirdi.

    Günümüzde konuyla ilgili bilim alanlarinin sahip oldugu veri tabani ve ulasilan teknoloji düzeyi canli denen karmasik varligin bir bütün olarak ele alinmasini saglayacak düzeye erismis bulunmaktadir. Böylelikle günümüzde canli varliklari çesitli bilesen veya yönleri ile ayri ayri ele alan bilim alanlarinin yaninda konuyu bir bütün olarak ele alan bilim dallari da vardir. Birden fazla bilim alanini içermesi nedeniyle disiplinlerarasi olarak adlandirilan bu bütünlestirici dallardan bir grubunda ise, beden ve zihin birarada ele alinmaktadir. Canliyi olusturan iki temel yönü bütünlesik bir yaklasimla ele alan dallar arasinda psikofizyoloji, fizyolojik psikoloji, biyopsikoloji ve nöropsikoloji gibi bilim alanlari bulunmaktadir. Bu dallarin her biri, temelde, beden ve zihnin iliskisini ele almaktadir. Bununla beraber, bagimsiz varliklarini hakli gösterecek biçimde, bu bilim dallarinin aralarinda bazi farklar da vardir. Psikofizyoloji biliminde davranissal olaylarin (örnegin kaygi ) bedensel olaylar (örnegin hormonlar) üzerindeki etkisi incelenmektedir. Fizyolojik psikolojide ise, bedensel olaylarin (örnegin beyindeki alin loblari) davranislar (örnegin strateji kurma ve planlama) üzerindeki etkileri arastirilmaktadir. Biyopsikolojide beden-zihin iliskisi evrim boyutu da gözönüne alinarak incelenir. Temel amaci dogayi anlamak olan bu temel bilim dallarinin yaninda nöropsikoloji, yine beden ve zihin iliskisini ele alan ancak toplumun sorunlarina çözüm getirme amacini gütmesi nedeniyle, uygulamali nitelikte olan bir bilim dalidir. Nöropsikoloji bilim alaninda amaç; tüm canlilarin ve özellikle de insan bedeninin en önemli organi olan beyinde meydana gelen islev bozukluklarinin, zihinsel ve davranissal süreçlere etkisini belirlemektir. Nöropsikologun görev alani; konjenital, travmatik, tümöral ve enfeksiyöz hasarlar sonucu insanin zihninde, bilissel süreç ve davranislarinda ortaya çikan degisiklikleri ve ilgili hastaliklari ortaya koymaktir. Nöropsikolog örnegin, hippokampal formasyon sklerozlarinin görüldügü epilepsi hastalarinda ögrenme sürecinin nasil etkilendigini veya Broca alaninda islev bozukluguna yol açan tümöral olusuma sahip hastanin konusma becerisinde ne gibi bozulmalarin oldugunu belirlemeye çalisir. Beyni içeren hastaliklarla bilissel ve davranissal olaylarin iliskisinin ortaya konmasini içeren bu faaliyetler bütününe 'nöropsikolojik degerlendirme' adi verilir.

    Ideal olarak nöropsikolojik degerlendirme, gerek kullanilan araçlar ve gerekse dayandigi bilim alanlari açisindan çok yönlü bir nitelik tasir. Bilissel islevler ve davranislarin, beyinde meydan gelen hasar ve bozukluklarla nasil etkilendigini ortaya koymak, öncelikle bu iliskiye duyarli olan ve adina 'nöropsikolojik testler' denen, güvenirlik ve geçerlikleri belirlenmis ölçme araçlarinin kullanimini gerektirir. Böylece de beyindeki islev bozukluguna bagli olarak olusan bilissel ve davranissal bozukluklar nesnel puanlarla betimlenmis olur. Güvenilir ve geçerli araçlardan elde edilen bu nesnel puanlara çesitli istatistik analiz teknikleri uygulanabilir. Bu niceliksel bir yaklasimdir ve psikoloji bilim alanindan dogmus olan Amerikan nöropsikolojisinin genel karakteristigidir. Ancak nöropsikolojik degerlendirme, her bireyin kendine özgü oldugu ilkesinden hareket edilerek vaka çalismalari ve niteliksel betimlemelere de dayanabilir. Bu tür bir yaklasim ise kökenini nöroloji ve fizyolojiden alan Rus nöropsikolojisinin genel karakteristigidir. Ancak pek çok nöropsikologun degerlendirmelerinde, niceliksel ve niteliksel yaklasimlari bütünlestirerek kullandigi söylenebilir.

    Sonuç olarak kapsamli bir nöropsikolojik degerlendirme, öncelikle, belirli beyin alanindaki hasarin yol açtigi bilissel ve davranissal degisikliklere duyarli, bunlari ölçen nöropsikolojik test ve ölçeklerden elde edilen puanlara dayanir. Nöropsikolojik degerlendirme için kullanilan psikometrik araçlar temel tüm bilissel ve davranissal islevleri tarayan bataryalar seklinde düzenlenmis olabilir: Luria Nebraska Bataryasi veya Halstead Reitan Bataryasi gibi. Ancak bu bataryalarin uygulanmasi uzun zaman almakta, tüm islev alanlarina yöneldikleri için özel islev alanlari hakkinda ayrintili bilgi verememektedirler. Bir baska yaklasim ise, hastaligin özelliklerine iliskin konularda ölçüm saglayan testleri birarada kullanmaktir. Ancak nöropsikolojik degerlendirmeler, test puanlarinin yaninda, hastayla yapilan görüsmeler sirasindaki gözlemleri, klinik psikoloji alaninda kullanilan tani araçlarinin sonuçlarini ve hastanin sosyal ve kültürel kosullarini da gözönüne almalidir. Nöropsikolog bütün bu verileri, deneysel bir mantik süreci kullanarak sentezleyebilmeli ve sonuçta, bir yanda bilissel ve davranissal degisikler (yani zihin), diger yanda da beyindeki hasarin türü ve yeri (yani beyin) konusunda dogru sonuçlara varabilmelidir. Görüldügü üzere nöropsikolog, sinir sistemi ve hastaliklarini ele alan nörolojinin yani sira, psikometri, deneysel psikoloji, klinik psikoloji, danismanlik psikolojisi alanlarinin bilgi ve becerisine sahip, çok yönlü bir uygulamaci uzmandir. Böyle bir donanim ise, nöroloji, psikiyatri, klinik psikoloji veya deneysel psikoloji gibi alanlarda yetismis uzmanlarin, nöropsikoloji alaninda lisans-üstü egitimi (çogu kez doktora) görmesiyle elde edilmektedir.

    Nöropsikolojinin Uygulandigi Alanlar
    Nöropsikolojinin, temelde, beyin-zihin iliskinin degerlendirilmesine dayanan, sergiledigi bütünlesik yaklasimin kapsamindaki uzmanlik alanlarinin bilgi ve becerisinin kullanimini gerektiren ve bu nedenle de disiplinlerarasi nitelik tasiyan bir uzmanlik dali oldugu belirtilmisti. Bu niteliklere sahip olan nöropsikolojinin uygulandigi alanlari üç temel baslik altinda toplamak mümkündür: tani, hasta takibi ve rehabilitasyon, arastirma.

    Tani
    Nöropsikolojinin uygulandigi alanlar arasinda en fazla bilineni tani koyma ile igili olanidir. Nöropsikolojik degerlendirmenin geleneksel olarak amaci, bilissel ve davranissal bozukluklarin, bedensel veya organik etkenlerden kaynaklanip kaynaklanmadigini belirlemektir. Böylece de nöroloji ve nörosirurjinin tedavi alanina giren hastaliklari, psikiyatrinin tedavi alanina girecek olanlardan ayirdetmektir. Öncelikle nöropsikolojik testleri ve ayrica diger gözlem türlerini kullanan nöropsikolog bilissel ve davranissal bozuklugun türü ve miktarini belirler. Daha sonra da bu bozukluklara yol açan beyin alani ve alanin bulundugu beyin yariküresi ve mümkünse de hasarin türü konularinda, bilimsel temele dayanan yordamalarda bulunur.

    Beyni içeren ve dolayisiyla da organik nedene bagli olan hastaliklarin tedavisi tip uzmanlarinca yapilir. Tip uzmanlarinin yürütecegi tedavinin seklini belirleyen en önemli unsur, bozuklugun varligi, türü ve yeri konusundaki bilgidir. Bu bilgiler özellikle bir cerrahi müdahele gerektiginde hayati önem tasir. Iki yanli hippokampal formasyonun hasarli olan bölümünün belirlenmesinde bir hata yapildiginda, nörosirurjyen saglam tarafi alir ve hasta, zaten bozuk ve islevsel olmayan hippokampusu ve devamli bakim ve koruma altinda olmasini gerektirecek ölçüdeki bellek yitimi ile basbasa kalir.

    Elbette ki bozuklugun belirlenmesi, sadece nöropsikolojik degerlendirmeye dayandirilan bir is degildir. Bu islevin yerine getirilmesinde genel klinik muayene, nörolojik muayene ve özellikle de radyolojik tetkikler önemli yer tutar. Günümüzde beyin tomografisi (BT), manyetik rezonans görüntüleme (MRG) gibi, tipsal uygulamalarda rutin kullanimi olan radyolojik tetkiklerin yaninda, bazi kurumlarda fonksiyonel MRG (fMRG), positron emisyon tomografisi (PET), tek foton emisyon bilgisayarli tomografi (SPECT) ve hatta magnetoensefalografi (MEG) gibi tetkik araçlarindan yararlanilmakta ve bozuklugun yerinin belirlenmesine çalisilmaktadir. Bütün bu tetkiklerin kuvvetli taraflarinin yaninda zayif taraflari da vardir. Nöropsikolog zihinsel islevler hakkindaki bilimsel verilere dayanarak hazirlanmis olan testlerin sonuçlarini kullanir ve dogrudan gözleyemedigi, kendisi için temelde bir 'kara kutu' olan beyin hakkinda çikarsamalarda bulunur. Beri yanda da BT, MRG gibi teknikler sinir sisteminin, bir anlamda dogrudan gözlenmesini saglamaktadir. Fakat bu tetkikler sinir sisteminin sadece yapisal özelliklerini göstermekte, onun islevde bulunus biçimi konusunda bilgi verememektedir. Diger yandan fMRG, PET, SPECT gibi tetkikler ise beynin çesitli kimyasal maddeleri kullanma biçimini, yani islevde bulunusunu yansitabilmektedir. Ancak bu tür islevlerdeki bozulma ile hastadaki bilissel ve davranissal degisikler arasinda bir iliski kurulabilmesi, en azindan günümüzde mümkün olamamaktadir. Ayrica radyolojik tetkikler hastaligin ilk dönemlerinde herhangi bir bulgu da vermeyebilir. Görüldügü gibi, daha sonraki tibbi tedaviye esas olusturacak biçimde, beyindeki bozuklugun yeri ve türünün belirlenmesi faaliyetinde hiçbir tetkik tek basina yeterli olamamakta, bütün bulgularin birarada degerlendirilmesi gerekmektedir. Tani koymada tek basina yeterli olmamakla beraber, nöropsikolojik degerlendirmenin özel yeri, yüksek teknoloji ürünü cihazlarla da olsa doldurulamamaktadir.

    Hasta takibi ve rehabilitasyon:
    Nöropsikolojinin uygulandigi ikinci alan, hastanin takip ve rehabilitasyonudur. Hastanin beyinsel rahatsizliginin bilissel ve davranissal durumuna yaptigi etkiler hakkinda nöropsikologun verdigi bilgiler, hastanin kisilik yapisi konusundaki açiklamalar, yetenek ve becerileri; hastayla ilgilenen ve onunla çalisma durumunda olan psikiyatr, konusma terapisti, danisman, fizik tedavi uzmani ve hemsire gibi saglik elemanlari için büyük önem tasir. Uzmanlar bu bilgilerden, hastanin bakimi ve etkili bir sekilde idaresinde yararlanirlar. Bozulan ve korunmakta olan süreçler konusundaki bilgiler; hastanin bozukluklarini telafi etmede kullanacagi stratejilerin belirlenmesinde, rehabilitasyon programinin yapilmasi ve gelecekteki yasaminin planlanmasinda büyük önem tasir.

    Hastanin takibi ve rehabilitasyonu, nöropsikologun, hastaligin seyri içinde meydana gelen degisiklikleri de belirlemesini gerektirir. Bu degisikliklerden dogal olarak ilki, hastaligin neden oldugu degisikliktir. Ancak bu saptamanin yapilabilmesi için, ilgili özelligin hastalik-öncesi durumunun bilinmesi gerekir. Nöropsikologun buradaki islevi, hastalikla meydana gelen degisiklige duyarsiz olan fakat hastalikla etkilenen süreç veya özellik konusunda bilgi saglayabilen testleri kullanmaktir. Böylece de hastalik-öncesi yani 'premorbid' durum hakkinda degerlendirme yapmaktir. Örnegin, beyinde meydana gelen bir hasarin zekaya etkisini belirleyebilmek için, nöropsikolog, zeka testi puanlari ile yakindan iliskili olan fakat hasardan etkilenmeyen testler konusunda bilgi sahibi olmalidir. Kural disi yazimi olan Ingilizce kelimeleri okuma hizi böyle bir testtir ve bu testin puanlari, hasar öncesi zeka durumu hakkinda bilgi verir. Okuma hizi puanlarinin, hasar sonrasi verilen zeka testi puanlari ile karsilastirilmasi, hastaligin zeka puanlarina yaptigi etkinin degerlendirilmesini saglar.turkeyarena.com

    Tekrarlanan nöropsikolojk degerlendirmeler, bilissel ve davranissal islevlerde meydana gelen degisikliklerin ayrintili olarak saptanabilmesi bakimindan da önemlidir. Zira tedavi ve rehabilitasyon bakimindan islevlerde bir seylerin degistigini kabaca bilmek yeterli degildir; hangi özel islevlerin degistigi ve bu degisikliklerin, artma veya azalma olarak yönü hakkinda bilgi sahibi olunmalidir. Yapilan tipsal müdahele açisindan da, tedavinin yarattigi herhangi bir degisiklik, yine ayrintili olmak üzere, degerlendirilebilmelidir. Bütün bunlar nöropsikologun faaliyet alanlarina girer.

    Nöropsikolojideki bir diger faaliyet alani da, konuya iliskin arastirmalarin yapilmasidir. 1990-2000 yillari dünyada Beyin Onyili ilan edilmis bulunmaktadir. Bu dönem içinde beyin konusundaki arastirma faaliyetlerine hiz verilmesi ve doganin bu en karmasik varligi üzerindeki bilgilerin arttirilmasi düsünülmüstür. Halen beyin ve islevleri konusunda pek çok bilinmeyen vardir ve bu bilinmeyenlerin bir bölümü de, belirli beyin bozukluklari ile bilissel /davranissal degisiklik ve bozukluklar arasidaki iliskilerle ilgilidir. Nöropsikoloji alaninda, bu iliskiyi konu alan arastirmalar yapilmaktadir. Kapsamla ilgili arastirmalarin yaninda nöropsikoloji alaninda, teknoloji gelistirmeye yönelik çalismalar da yapilmaktadir. Bu ise nöropsikolojik degerlendirme araçlarinin gelistirilmesi ve standardizasyonunu ile ilgilidir.

    Ancak nöropsikoloji alanindaki arastirmalar salt uygulamali bilim niteliginde degildir. Nitekim uygulamada kullanilan bazi testler temel bilim çalismalari kapsaminda ele alinmakta ve bunlarin faktör yapilarinin ortaya konmasina çalisilmaktadir. Böylece de ilgili psikolojik islev konusunda sonuçlara varilmakta; temel bilim arastirmalarinda normal zihinsel islevleri arastirmada kullanilan testler yeniden düzenlenerek hastalarla ilgili uygulamali çalismalarda kullanilabilir hale getirilmektedir. Nöropsikolojide yapilan arastirmalara temel bilimden gelen katkiya en önemli örneklerden biri de bilissel bilimlerden gelmistir. Geleneksel nöropsikolojide, azalan islevlerin ilgili oldugu beyin alanlari arastirilir. Bilissel bilimlerin etkisiyle ortaya çikan bilissel nöropsikolojide ise azalan islevlerin, bilissel islev modelleriyle iliskilendirilmesi çalismalari yapilir. Bu çalismalarda, basta nöropsikolojik testler yoluyla olmak üzere, gözlemler yapilir. Bu ölçümler kullanilarak, beyin hasarli hastalarda gözlenen bozuk ve korunmus bilissel performans örüntüleri, normal insanlarla ilgili bilissel kuram ve modellerdeki bir veya birkaç bilesenle açiklanmaya çalisilir. Bütün bunlardan da anlasilacagi üzere, temelde bir uygulama dali olmakla beraber, nöropsikoloji kapsaminda yapilan çalismalar saglikli ve normal bilissel süreçler konusunda vargilara ulasilmasini da saglayabilmektedir.

    Nöropsikolojinin Ülkemizdeki Yeri
    Yukarida belirtilmis oldugu gibi, nöropsikolojide uzmanlik, nöroloji, psikiyatri, klinik veya deneysel psikoloji gibi ardalanlardan gelen kisilerin nöropsikolojide lisansüstü egitim görmesi ile elde edilmektedir. Ülkemizde böyle bir programin açilmasi yönünde bazi girisimler bulunmaktadir. Ancak henüz bu girisimler bir sonuca ulasamamistir.

    Nöropsikoloji alani gerek kendi içinde ve gerekse de faaliyetleri bakimindan disiplinlerarasi bir nitelige sahiptir. Beri yanda, nöropsikolojide lisansüstü egitimi baslatmakla ilgilenen bir birimde, böyle bir egitim için gerekli uzmanlarin tümü birarada bulunmayabilir. Bu durum, programin yürütülmesi için ayni üniversitenin degisik bölümleri veya üniversiteler-arasinda isbirligine gidilmesini gerektirmektedir. Ülkemizde kurumlar-arasi yürütülen faaliyetlere çok sik rastlanmamaktadir. Ancak, nöropsikoloji gibi önemli bir uzmanlik alaninin ülkemize kazandirilmasi için, isbirligi içinde çalisma gelenegi ve davranislarinin hizla kazandirilmaya baslanmasi gerekmektedir.

    Ülkemizde islevde bulunacak nöropsikologlarin yetistirilmesi halinde ortaya çikabilecek bir baska sorun da bu uzmanlarin, hangi nöropsikolojik degerlendirme araçlarini yani testleri kullanacagi olabilirdi. Zira psikometrik ölçü araçlarinin gelistirildikleri kültürden baskasinda kullanilabilmesi, ikinci kültür için de standardizasyonunun yapilmis olmasina baglidir. Yakin zamana kadar Görsel Isitsel Sayi Dizileri Testi B Formu (Karakas ve Yalin, 1993,1995) disinda, "nöropsikolojik" siniflamasina giren herhangi bir yetiskin testinin yeteri büyüklükteki Türk örneklemleri üzerinde yapilmis standardizasyonu bulunmamaktaydi. Ancak Karakas ve Basar 1993 yilinda baslattiklari projenin bir bölümünde, genis çapli bir nöropsikolojik test standardizasyonu çalismasini ele almislardir. Bu projede beynin frontal, temporal ve parietal bölgelerinin islevleri olan dikkat, anlik ve gecikmeli bellegin degisik türleri, ögrenme, strateji kurma, planlama, davranisi ketleyebilme ve mekan algilamayi ölçen testlerden bir bütün olusturulmustur. Bu birlesime 'Bilissel Potansiyeller için Nöropsikolojik Test Bataryasi' (BILNOT Bataryasi ) adi verilmistir.

    BILNOT Bataryasinin normatif verileri 20 yas ve üstü bireyler üzerinde yürütülmüs, arastirma desenine ayrica egitim durumu ve cinsiyet de katilmistir. BILNOT Bataryasi kapsamina alinan testlerin, bilissel potansiyellerde ve beyinde karsiliklari vardir. Bu testlerin sözel malzeme içermemesine, normal yetiskinlerde tavan etkisi göstermeksizin kullanilabilmesine, testlerin orijinallerinin güvenirlik ve geçerlik çalismalarinin bulunmasina dikkat edilmistir. Standardizasyon çalismalari, sayilan ölçütleri yerine getirdigi belirlenen Wechsler Bellek Ölçegi Gelistirilmis Formu, Sayi Dizileri Ögrenme Testi, Wisconsin Kart Esleme Testi, Stroop Testi, Çizgi Yönünü Belirleme Testi, Isaretleme Testi ve Raven Standart Progresif Matrisler Testi üzerinde yürütülmüstür.

    BILNOT Bataryasinda bulunan ve biri disinda bireysel olarak uygulanan yedi nöropsikolojik testle ilgili normatif veriler, yaklasik 1820 denek üzerinden toplanmis bulunmaktadir. Testlerle ilgili temel istatitiksel analizler büyük ölçüde tamamlanmis olup halen her bir testle ilgili standart puanlar hesaplanmaktadir. Güvenirlik belirlemesi ile ilgili çalismalar bazi testler için tamamlanmis, digerleri için devam etmektedir. Testlerle ilgili geçerlik çalismalari da projeye bagli olarak çesitli saglik kurumlarinda, bu kurumlarin elemanlarinca yürütülmektedir.

    BILNOT projesi yoluyla, öncelikle, beden-zihin iliskisi konusunda ülkemizde yapilacak temel bilim arastirmalarina standardizasyonu tamamlanmis ölçme araçlari kazandirilacaktir. Bunun yaninda "nöropsikolojik degerlendirme" için vazgeçilemez nitelikteki test teknolojisi, nöroloji, norosirurji, klinik psikoloji ve benzeri uygulama alanlarinin hizmetine sunulmus olacaktir.
     



Sayfayı Paylaş