Nilüferler Yazı

Konusu 'Masal ve Hikayeler' forumundadır ve CAN tarafından 2 Haziran 2016 başlatılmıştır.

  1. CAN Well-Known Member


    ...bostan dolabının yanındaki,
    suları bana kahverengi gözüken, o küçük ve
    eskimiş havuzdaki solgun ve kederli nilüferlere
    gidip bakardım çocukken, babam,
    onların kökleri olmadığını anlatmıştı bana.

    Neden bu çiçekleri hep birşeylere benzetmek için
    kullandıklarını ancak büyüyünce anladım.
    Yalnızca bu çiçekler, hep bir yerlere gidecekmiş gibi
    azade ve özgür oluyorlar ama küçük bir
    havuzun içinde bir yere gitmeden yaşıyorlardı.
    Hayat da böyle birşeydi benim için ; hep
    biryerlere gidecek gibi duran, yalnız ve bir yere
    gitmeyen bir çiçek. Bütün bir hayatın özeti buydu.

    Bende bir yere bağlanmadım ve bir yere gitmedim,
    öyle solgun nilüfer gibi bir havuzun içinde
    yalnız başına durdum, köklerimi salamadım,
    ne, olduğum yere sağlamca yerleştim,
    ne, başka diyarlara kaçabildim,

    Bana bakanlar, beni seyredenler, beni sevenler
    oldu ama kimse yakasına takmadı beni,
    kimse odasına koymadı, kimse beni sulayıp
    büyütmek için uğraşmadı.

    Onlara ihtiyacım olmadığını, havuzumda
    tek başıma yüzebileceğimi düşündüler.
    Ben de bu yüzden; kederi, yalnızlığı,
    kirlenmeyi öğrendim ve hayata benzedim.

    Ne garip başka bir şeyde olmak istemedim,
    beni beğenmeleri yetti bana...
    Köksüz bir hayat, çaresiz yalnızlık, tuhaf keder.

    Ahmet Altan
     



Sayfayı Paylaş