Nesnel Düşüncecilik- Nesnelcilik(Objektivizm)

Konusu 'Felsefe' forumundadır ve EjjeNNa tarafından 25 Eylül 2007 başlatılmıştır.

  1. EjjeNNa Administrator


    Nesnel Düşüncecilik
    İnsandan bağımsız mutlak bir düşüncenin ya da ruhsal ilkenin varlığını ve önceliğini ileri süren düşüncecilik anlayışı. Varlığın kaynağını insansal ruha indirgeyen ve özdeği düşüncenin ürünü sayan öznel düşüncecilik deyimi karşılığında kullanılır.

    Genel olarak ruhu temel sayan ve ona özdeğe göre öncelik tanıyan düşüncecilik akımının bir biçimi olan bu anlayış tarihsel süreçte çeşitli aşamalardan geçmişti. Hintlilerin Vedenta'sı, Çinlilerin Konfüçyüsçülüğü, antikçağ Yunanlılarının Megaralıları, Platonculuğu ve Yeni-Platonculuğu; Hıristiyan skolastiğin Augustinusçuluğu ve Tornacılığı, Alman idealizminin Kantçılığı, Schellingciliği ve Hegelciliği, çağımızın mızmız felsefelerinden kişilikçilik, yenitomacılık vb. nesnel düşünceci öğretilerdir. İdealist dünya görüşü, en yaygın biçimiyle, maddesel olmayan ruhu ya da tanrıyı dinsel nitelikli öğretilerle ileri sürmüştür.

    Bilim, bütün bu varsayımların gerçekdışı olduğunu kesinlikle göstermiştir. Nesnel düşüncecilik deyimi; dinsel nitelikli öğretilerden daha soyut bir görünüşe bürünen, gerçekdışı ve bilimdışı olmakta farksız bulunmakla beraber, açıkça tanrılık varsayımı dile getirmeden evrenin temelinde ruhsal bir özün varbulunduğunu ve bu ruhsal özün evrenden önceliğini ileri süren felsefesel öğretileri adlandırır.
    Nesnelcilik (Objektivizm)
    Yansızlık anlayışı. Metafizik felsefede özellikle Alman düşünürü Kantla başlayan nesne ve nesnel anlayışına nesnelcilik adı verilmiştir. Kant, Descartes ve Dekartçıların insan zihninin bir tasarımı saydıkları ve tasarımsal bir varlık olarak tanımladıkları nesne'yi insan zihninin dışında ve ondan bağımsız olarak varsaymıştı.

    Eşdeyişle Kant, Dekartçılıkta sürüp giden ve Renouvier'yle çağımıza kadar gelmiş bulunan ters bir nesne anlayışım değiştirmiş ve günümüzde kullanılan anlamına kavuşturmuştu. Daha sonra insanın ve kişiselin dışındalığını konu edinen bütün öğretiler nesnelci sayıldı. Örneğin ahlakı insanların davranışları, vicdanları, değer yargıları dışında bağımsız bir varlık sayan törebilim anlayışına nesnelcilik adı verildi. Giderek bu anlam, metafizik olgucu etkilerle, bilimdışı bir yansızlık anlayışına dönüştürüldü. İnsandan bağımsızlığı dile getiren nesnel deyimine insanlarüstü metafizik bir yer verildi.

    Özellikle çağdaş burjuva felsefesinin siyasal amaçlarında yararlanmaya çalıştığı bu anlayış, dış gerçekliği hiç bir değerlendirmeye başvurmaksızın olduğu gibi ele almayı önerir. Bu anlayışa göre bilim yansız olmalı; örneğin toplumsal değişmeler sınıfsal açıdan değerlendirilmemelidir, fizik kendi alanında kalmalı ve felsefe yanından ele alınmamalıdır. Bu metafizik nesnelcilik anlayışı, kasıtlı kullanımı bir yana, gerçekte metafizik düşünme yönteminin temel ilkelerine uygundur. Soyut mantıksallığı somut gerçekliğe indirgeyen metafizik yönteme göre örneğin edebiyat edebiyattır, siyasa da siyasadır (özdeşlik ilkesi) ve bu ikisi arasında hiç bir bağıntı kurulamaz.

    Evrensel bağlantıyı ve bağımlılığı göremeyen bu bilimdışı metafizik anlayış, bilimsel diyalektik maddecilikle her bakımdan çürütülmüştür. Doğada olduğu gibi insan bilgisinde de yansızlık mümkün değildir. Bilim, eleştirmeler ve değerlendirmelerle gelişmiştir. Örneğin bilimsel verileri maddecilik yanından yorumlamasaydı, diyalektik maddecilik oluşamazdı.

    Sınıflı toplumlarda tüm ideolojiler, zorunlu olarak, belli sınıfların çıkarlarını yansıtırlar. Kaldı ki bilimsellik ve yanlılık, birbirlerine karşıt değil, tam tersine, birbirleriyle bağımlı kavramlardır; birbirlerini koşullar ve zorunlu kılarlar. Nesnelcilik, nesnel gerçeği ya tümüyle yadsıyan ya da çarpıtan ve tekyanlı yargılara götüren öznelcilik gibi bilimdışı ve idealist bir tutumdur.
     



Sayfayı Paylaş