Nefs-i Levvame Ne Demektir

Konusu 'Sorularla İslam' forumundadır ve EmRe tarafından 12 Ocak 2014 başlatılmıştır.

  1. EmRe Well-Known Member


    Nefs-i Levvâme Nedemektir?

    Kendisini kınayan, işlediklerinden dolayı pişmanlık duyan ve kendini hesaba çeken nefis. Kısaca kötü işlerden dolayı dâimâ kendini kınayan ve ayıplayan nefse "Nefs-i Levvame" denir.

    Allah Teâlâ, Kur'an-ı Kerim'de insan nefsini üç sınıf olarak değerlendirmektedir. Bunlardan biri insanı kötülük yapmaya teşvik eden nefs-i emmâre (Yusuf,12/53), ikincisi kötülüklerden dolayı kendini kınayan nefs-i levvâme (el-Kıyame, 75/2), üçüncüsü ise, Allah'ın şeriatından bir sapma göstermeden dosdoğru yürüyen ve bu halinden dolayı tatmin olan nefs-i mutmainne (el-Fecr, 89/27) dir.

    İkinci mertebe nefis, nefs-i levvâmedir. Bu nefis de hemen hemen nefs-i emmârenin biraz ıslah olunmuş şeklidir. Küfür ve şirkten ne kadar kendini kurtarmışsa da diğer kötü huylar üzerinde bulunduğundan, fırsat bulur bulmaz hemen emmâreliğe düşüverir. Onun için bu nefis mertebesinde olan zevât-ı muhteremin çok uyanık olup, nefsin arzularına muhalefetle, hemen mülhimeye atlamaya çalışmaları gerektir. Biraz gevşeklik, maazallah derhal emmâreliğe düşüverir.

    Nefs-i levvâme öyle bir nefistir ki, ruhun nuru ile bazı kere nurlanıp ruha muti olur ve bazı kere de isyan edip âsi olur. Bu isyandan sonra, “Niçin bu işi işledim” diye pişman olur. Bu nefis, mü’minlerden isyan edenlerin ve câhillerin nefsidir.

    Bu nefs-i levvâmenin huylarını da şöylece sıralamışlardır:

    • Birincisi fısk, tâat-i İlâhiye’den her bakımdan huruç;

    • İkincisi cehil, emmârede oldukça anlatılmıştı;

    • Üçüncüsü ucûb, insanın helakine sebep olan kendini ve re’yini beğenmektir.

    • Dördüncüsü uykuyu sevmesidir, yâni çok uyumasıdır; vakitlerini zayi etmek demektir.

    • Beşincisi yemek ve içmeye merak ve düşkünlüktür ki, hayvanat sıfatıdır.

    • Altıncısı hırs, aç kurdun koyun sürüsünü perişan etme arzusundan daha fenadır.

    • Yedincisi kahr-ı nedamettir, yâni yaptıklarına hemen pişmanlık duymasıdır.

    • Sekizincisi giyim ve mefruşatına merak, yâni süse ve saltanata hevestir.

    • Dokuzuncusu da geçimsiz olmaktır.

    Bu dokuz sıfattan ve emsalinden Allah Teàlâ’nın lütfü ile geçebilen kimse, bu nefs-i levvâme dairesinden çıkmış olur.

    (Allàhümme yâ mühavvile’l-kulûb sebbit kulûbenâ alâ dînike ve tâatike)

    “Ey benim kalbleri tasarrufunda bulunduran Allah’ım!’ Bizim kalbimizi de dinin ve tâatin üzerinde sabit kıl”.

    Bunların hepsi de insan olana yakışmayan sıfatlardır. İnsanın kendisini bunlardan kurtarmaya çalışması mecburidir.

    Bu sıfatlardan geçebilmek için şeyhin müridine teveccühüyle beraber, müridin lâfza-i Celâl olan Allah ismine devamı lâzımdır. Nakşî tarikatında ise letâife-yi hamse (beş duygu) üzerinde ve nefsi ıslah ve murakabeler telkin ve talim olunur. Herkesin hülyasında hangi nefsin dairesinde bulunduğunu veya galip veyahut mağlûp ya da müsavi olduğunu anlaması için bu kadarcık beyanda bulunulmuştur.

    Bu fena huylar hem mânevi pislik, hem de birer zehirli mikropturlar. Bunun için tasavvuf kitaplarını ve evliya menkıbelerini çok okumak faydalıdır. Bu ahlâk-ı rezîle sahipleri ibâdet ve tâatte mümkün mertebe kusur etmemekle beraber, Allah celle ve âlâ’-ya fazlaca yalvarmalıdırlar. Bu kötü huylardan kurtarması için O’ndan yardım, tevfik ve hidâyet istemekle beraber, Rasûlüllah sallallahu aleyhi ve selleme de çok salât ü selâm getirmelidirler. Allah Teàlâ’nın inâyetiyle bu huylardan kurtulurlarsa Cenâb-ı Hakk’a çok şükretmelidirler. Tekrar eski hale düşmemek için de Hak Teàlâ’nın emirlerine ve Peygamberimizin sünnetlerine sımsıkı sarılmalıdırlar.

    Çünkü biraz gevşeklik, hemen emmâreye düşmeye sebep olur, maazallah.

    Allah Teàlâ Hazretleri hemen cümlemizin muini olsun da gerek emmâre ve gerek levvâme nefislerinin elinden cümlemizi halâs eyleyip kâmiller zümresine ilhak buyursun. Âmin!.. Bi hürmeti seyyîdi’l-mür-selîn.
     



Sayfayı Paylaş