Ne demektir bana Kur'an ve Hadisten başka hiçbir şey lazım değildir görüşü..

Konusu 'Dini Sohbet' forumundadır ve BuLuT5 tarafından 11 Temmuz 2007 başlatılmıştır.

  1. BuLuT5 Well-Known Member


    Ne demektir bana Kur'an ve Hadisten başka hiçbir şey lazım değildir görüşü..



    Bu tuzakla kişi kendi nefsinin arkadaşı şeytanı bilmez mi en yakın sırdaşı ve danışmanı atadığını...



    Bildiği Türkçe kelimelere vukufiyeti ve düşünce sistematiğindeki mantık temayülünü kişinin din diye kendine inandırmasından daha korkunç ne olabilir ki!!...



    Öyle ya öyle olunca artık görüşüne uymayan her düşünce onun için tu kaka!! ve sığınağı din budur! zihniyeti...



    Bilmez mi kişi, meal adamın dil bilgisine vakıflığı ve kelime dağarcığına orantılı olarak anladığını anladığınca aktarmasıdır. Bana Kur'an yeter diyerek filancanın anlayışını kur'an diye hem kendine inandıracak ve de başkalarına da bu budur bundan gayrı doğru yoktur diyecek...



    Cahilin cehlinden daha korkunç olan şey ilme ve alime olan inkarıdır...



    Bir mesele sorulduğunda artık diyorlar; Kur'an'da var mı?.. Bu ne büyük bir sacmalık!... Hadiste olsa, kabul edilmiyor, icma kabul edilmiyor... Peki bizzat Allah Teala'nın şu muhim emr-i serifi de neyin nesi oluyor o halde?



    " Kim kendisine doğru yol besbelli olduktan sonra, peygamber'e muhalefet eder; yahud mü'minlerin yolundan başkasına uyup giderse, onu döndüğü o yola bırakırız. " meâlindeki, En-Nisâ suresi 115. ayetini ne yapacak böyle soru soranlar?...



    Bir mesele araştırıldığında İslam'da var mıdır diye araştırılır. İslam, Kur'an'dakidir, Hadistekidir, icma-i ümmettekidir... Hainliğinden hadisi, icmaı devre dışı bırakmaya çalışanın kastını görmeyen zeka mı mezhebi alimi sorgulayacak?...



    Birimize bir milyar dolar teklif edilse caddede on takla atarız ama Allah için alnımızı secdeye koymak ki va'dedilen mükafatları almaya dünyada ki para mevki yetmez nedense biraz zor gelir... Konuşmak kolay tatbikat zor.. işte buradan bile anlaşılır ki bu işin içinde iş var, bir imtihan var...



    Hangimiz 100 milyar dolar verseler üç saat tuvalet haric kameralar tarafından izlenilmeye hayır der, samimi cevap??.. E Allah'ın kameraları bizi her an görüp dururken ve teklif ifade ettiğimiz gibi yüksek iken neden filancanın yanında burnunu karıştırmayan ben veya falancanın yanında abes iş işlemeyen ben tek başıma kalınca nasıl bunu rahat rahat yapabiliyorum. Filancadan falancadan utandığım kadar Allah'tan utansam acaba neler değişirdi hayatımda...



    Kızı sevdik veya oğlanı, adı anılınca tir tir titredik; buna aşk dedik neden Allah adı anılınca titremeyiz ve titreyene de deli, riyakar damgasını vururuz.



    Mal çaldık tenhada polis çevirdi korkudan yalvardık ben ettim sen etme diye eline ayağına düştük; neden bir günah işlediğimizde polisten korktuğumuz ve yalvardığımız kadar Allah'tan korkmadık ve O'na yalvarmadık!..



    Midemize borcumuzu ödeyemeyince veya imtihan iyi geçmeyince ağrı saplandı da namaz vakti geçince neden o ağrıyı aynı şiddette hissedemedik...



    Kardeşimiz anamız babamız ölünce ağladık da Çeçenya'da, Afganistan'da; Irak'ta şehit birisinin veya Etiyopya( Habeşistan) da açlıktan ölen birisinin adı geçince neden göz pınarlarımızdan iki damla gelmez oldu. Hani mü'minler bir cesedin azaları gibi idiler, azalardan biri rahatsız olunca sair azalar da rahatsız olurdu... Yoksa onlar başka bir diyarın mı mü'minleri idiler ...



    Dilenci bize geldi eğildi ezildi büzüldü üç kuruş için gönlümüz eridi üç kuruşu ona verdik, bildik ki onun kendini zillete sokması bizi vicdanen rahatsız etti de verdik veya öff bi çekilip gitse başımdan dürtüsüyle verdik ama verdik...



    Allah'tan istediklerimizi nasıl istediğimizi hiç sorguladık mı? Nasıl dua ettiğimizi, O'ndan nasıl taleb ettiğimizi, dilencinin bizim yanımızda kıymeti yalvarması, nefsini zillete sokması idi. Biz Allah'a yöneldiğimizde Karun'un malı bizde imiş gibi, şunu ver bunu yap şöyle olsun burun havada sırt yukarda göğüs dışarda gurur ve kibir abidesi gibi istedik ve vermeyince de rahatsız olduk vermemesinden...



    Veya Allah aşkına günün kaç dakikası dua eder olduk.. O'na zilletimizi , kıymetsizliğimizi, Ancak O'nun kıymet vermesi ile bir şeye benzediğimizi kaç kere O'na değil, kendimize itiraf eder olduk!?...



    Neden neden neden bu sorular asli meselemiz değil asli meselemiz bize O'nun Kendini Kendi bildirdiğince Rasulunun bildirdiğince ashabının dediğince, kıymet verdiklerinin buyruklarınca anlamaya çalışmak ve aktardıklarını yaşamak, yeri geldiğinde bir robot gibi; veya makina gibi ama yapmak yapmak..



    Beş vakit namaz erkeklere şart helal kazanç dürüstlük, büyük günahlardan sakınmak, arada zikir..kadınlara ekstra örtü, tesettür, Buyrun size en kıymetli insan profili, yapana kıymeti verenin kıymetliliği yeter; yapmayan ise ancak lafını eder, ömrünü zayi eder....



    İslam su; insan balıktır...



    İslamı kurtarmaya değil; İslamla kurtulmaya çalışalım...



    Söz uzar gider bu bir hal beyanıdır dileyen dilediği bakış açısıyla değerlendire; ama Allah için insafı elden bırakmayalım lütfen....



    Lakin yılmadan ölene kadar müslüman olmaya ve dini yaşamaya mecburuz. Bu gün gençliğin üzerine bir sel gelmiştir. O bu şu kavgası yapmak yerine kendi iç analizlerimizi tamamlayıp, kulluk borçlarımızı ödemekten başka hiç bir mükellefiyeti kimse kimsenin üzerine yıkmasın
     



  2. arflower Well-Known Member

    ellerine sağlık, bu sözler inşallah bizleri kamçılar ve kendimize geliriz. Artık hiç ölmeyecekmiş gibi yaşamaktan sıyrılırız.
     

Sayfayı Paylaş