Nanoteknolojinin Sağlık Alanında Kulanımı

Konusu 'Kimya' forumundadır ve RüzGaR tarafından 11 Aralık 2013 başlatılmıştır.

  1. RüzGaR Super Moderator


    Nanoteknolojinin Sağlık Alanında Kulanımı Nelerdir

    Nanoteknolojinin sağlıkta kullanım alanları oldukça fazla çeşitlilik göstermektedir.

    Tanısal Yöntemler
    Nanoteknolojinin sunduğu yeni görüntüleme ve izleme süreci kuantum noktacıkları adı verilen yarıiletken nanokristaller sayesinde mümkün olmaktadır. 5-25 nm boyutunda olan bu kristallerin yüzeyi antikorlarla kaplanarak hedef hücre, doku veya organa yönelik çok hassas görüntüleme yapılabilmektedir. Bu noktacıklar şimdilik ağırlıklı olarak kanser hücrelerinin görüntülenmesinde kullanılmaktadır (18).

    Farmakolojide Nanoteknoloji
    Farmakoloji alanında nanoteknoloji ilaç üretimi aşamalarında ve ilaçların istenilen bölgeye etki etmesinde kullanılmaktadır.

    Nanomikrobiyoloji
    Son derece hassas nanosensörlere dayanarak geliştirilecek küçük taşınabilir kitler sayesinde, kan, idrar gibi vücut sıvıları kültüre gönderilmeden yatak başında saniyeler içinde mikrobiyolojik yönden analiz edilebileceklerdir. Nanoteknoloji, gelişmekte olan antibiyotik direncini çok erken bir dönemde haber verebilecektir. Nanoteknoloji sayesinde bilinen tüm antibiyotiklerden daha öldürücü nanomateryaller(nanobiyotikler) geliştirileceği düşünülmektedir. Örneğin nanoboyutta gümüş kristalleri ile kaplanmış idrar sondaları, hasta yatak örtüleri ve pansuman malzemeleri kolonizasyonu ve klinik enfeksiyonları ciddi olarak azaltacağı düşünülmektedir.

    Diş Sağlığında Nanoteknoloji:
    Diş sağlığında da nanoteknolojinin etkileri görülmektedir. Örneğin; nanorobotlar, ağız ve diş temizliğinde kullandığımız antiseptik sıvılara eklenebilecek; ağızda bulunan hastalık yapıcı bakterileri ortadan kaldırılmasına ve aynı şekilde plak ve tartarların saptanıp oluşumlarının engellenmesine neden olacaktır. Bu alanda yapılan bir araştırmada; New York’taki Clarkson Üniversitesi’nden araştırmacılar, dişleri çürüklere karşı koruyan yeni bir yöntem geliştirmişlerdir. Bu yöntemle dişin yüzeyi silis nanoparçacıklarla oldukça duyarlı ve kusursuz bir biçimde cilalanmaktadır. Araştırmacılar yarı iletken endüstrisinde kullanılan cilalama teknolojisini diş yüzeyine uygulamayı başarmışlardır. Cilalama sonrasında diş üzerinde kalan pürüz yalnızca birkaç nanometredir. Yani bir kum tanesinden 100.000 kez daha küçüktür. Yeni yöntemle cilalanan diş, o kadar “kaygan” hale gelmektedir ki diş minesine zarar veren “kötü” bakteriler diş yüzeyine tutunamamaktadır.turkeyarena Böylece bakteriler, dişe zarar vermeden kolayca temizlenebilmektedir. Geçmişte dişlerin cilalanmasında silis parçaları kullanıldıysa da nanoölçekte parçacıkların kullanılması bir ilktir.

    Kanser Tedavisinde Nanoteknoloji
    Kanser tedevisine yönelik çalışmalar artık nanoteknolojik boyutta yapılmaktadır. Bu kapsamda yapılan Fotodinamik Terapi’nin (FDT) stratejisi, bazı ışığa duyarlı maddelerin öncelikli olarak tümör dokusunda birikmesine dayanmaktadır (22). Yüksek soğurmalı bu boyar maddeler öncelikle intravenöz yolla hastaya verilmekte ve bir süre sonra vücuttan atılacak bu maddeler tümör bölgesinde birikmektedir. Sonrasında tümöre uygulanan kırmızı ışık(kızıl ötesi), boyar maddeyi uyarmaktadır. Uyarılan boyar madde fazla enerjisini aktardığı oksijeni reaktif bir biçime dönüştürmektedir. Reaktif oksijen türlerinden ‘‘singlet oksijen’’, mikrosaniyeler düzeyindeki ömrü sırasında tümörlü hücreyi tahrip etmektedir ve canlı hücrelere de zarar verecek zaman bulamamaktadır.

    Kanser tedavisinde güçlü karbondioksit lazer ışığının elektromanyetik dalgalarından da yararlanılmaktadır. Karbondioksit lazer ışığı fiber kablo içinden geçirilerek kanserli dokuyu yakmaktadır. Çok ince doku katmanlarının yıkılmasına dayanan teknik, kanserli dokunun alt ve çevresindeki sağlıklı dokulara zarar vermemektedir.

    Doku Mühendisliğinde Nanoteknoloji
    Doku mühendisliği doku onarımı ya da üretimiyle ilgilenmektedir. Temel hedefinde, doku hasarı veya kaybı durumunda kullanılmak üzere laboratuvar koşullarında organ veya doku oluşturmak vardır. Bu hedeflere ulaşılması için insan vücudunun karmaşık sisteminin gözlenmesi, özelliklerinin öğrenilmesi taklit edilmesi gerekmektedir. Nanoteknolojideki son gelişmelerle biyolojik olayları çeşitli şekillerde gözlemlemek ve karakterize etmek mümkündür.

    Doku mühendisliğinde taşıyıcı olarak kullanılan nanoparçacıkların tercihinin öncelikli nedeni, hedef hücre ve dokuya kolayca tutunacak ve DNA’nın parçalanmasını engelleyecek boyutta olmalarıdır.turkeyarena Viral vektörlerle karşılaştırıldığında bağışıklık cevabı oluşturmamaları, enfeksiyon riski taşımamalarıdır.

    Dezenfeksiyon Ve Sterilizasyonda Nanoteknoloji
    Bugünlerde sık sık ‘antibakteriyel’ sözü duyulmaktadır. Her gün bir gazete ya da dergi köşesinde antibakteriyel ürünlerle karşılaşılmaktadır. Havlu, diş fırçası, klavye, boya, saklama kabı, iç çamaşırı, konfeksiyon ürünleri vs. bu ürünler arasındadır. Hatta bu listeyi daha da uzatmak mümkündür. Özellikle 2-3 yıldır hızla artan bir oranda bu tür ürünlerle karşılaşılmaktadır. Çünkü mikroorganizmalara karşı yine onların boyutlarında bir teknoloji gelişmeye başlamıştır.

    Mikroorganizmaların en yaygın ve en ciddi enfeksiyonlara neden olanları bakterilerdir. Kullanılan antibiyotiklere, antiseptiklere ve dezenfektanlara karşı dayanıklı mikroorganizmaların sayısının gün geçtikçe artması nedeniyle bilinen bu bakterilere karşı alternatif sistemlerin geliştirilmesi gerekir. Gümüş dezenfektan olarak geniş bir kullanım alanına sahiptir.
     



Sayfayı Paylaş