Müstehab Ve Mendup Nedir

Konusu 'Sorularla İslam' forumundadır ve EmRe tarafından 8 Ocak 2014 başlatılmıştır.

  1. EmRe Well-Known Member


    Müstehab Veya Mendup Nedir?

    Müstehab sözlükte, "sevilmiş şey" mânâsına gelir. Istılahta ise Resûlüllah Efendimizin (sav) arasıra yapmış oldukları şeydir. Kuşluk namazı gibi. Peygamber Efendimiz (sav), müstehab denilen hususları sevip zaman zaman yapmışlar, Selef-i Sâlihîn de bunları seve seve işlemiş ve diğer ehl-i îmânı da yapmaya teşvik etmişlerdir. Müstehaba, sünnet-i gayr-i müekkede hükmünü verenler olduğu gibi, mendub, nâfile, tatavvu', edeb ismini verenler de vardır. Bilhassa güzel ve medhe lâyık bir haslet ve davranış olması sebebiyle, fıkıh kitablarında müstehab yerine edeb tabiri çok kullanılmıştır. Edeb`in çoğulu âdâb'dır.

    Evliyayı kiramdan Seyyid Abdullah-ı Şemdini “kuddise sirruh” hazretlerine, bir gün; Müstehab ne demektir efendim? diye sordular.

    Cevaben;
    - Müstehaba, mendub veya adab da denir ki, sünnet-i gayri müekkede hükmündedir, buyurdu.

    Ve daha açıkladı:
    - Peygamber efendimizin “aleyhisselam” ömründe bir iki kere dahi olsa yaptıkları ve sevdikleri, beğendikleri hususlara müstehab denir.

    Sordular:
    - Ne gibi efendim?
    - Mesela yeni doğan çocuğa yedinci gün isim koymak, erkek ve kız çocuğu için akika hayvanı kesmek, güzel giyinmek, güzel koku sürünmek müstehabtır.

    Ve ilave etti:
    - Bunları yapana çok sevap verilir. İşlemeyene azab olmayacağı gibi, şefaatten mahrum kalmaya da sebep olmaz.

    Mendup Nedir?

    Sevilen, yapılması uygun olan, işlenmesi teşvik edilen iş. Dinen yapılması iyi sayılmakla birlikte yapılmamasında sakınca olmayan ve Rasulullah (sas)'ın bazan yapıp, bazan terkettiği işler. Buna; müstehap, nâfile, tatavvu ve ihsan adları da verilir. Farz, vacip ve sünnet-i müekkede dışında kılınan namazlar, tutulan oruçlar ve verilen sadakalar bu niteliktedir. Güzel bir iş sayıldığı için mendubu işleyen sevap alır, terkeden ceza görmez. Bu değerlendirme Hanefi mezhebine göredir. Çoğunluk İslâm hukukçularına göre, mendûb, sünnet ve müstehab terimlerini de içine alan genel bir kavram olup şöyle tarif edilir: Allahu Teâlâ veya Rasûlûnün bağlayıcı olmaksızın yapılmasını istediği ve yapılmamasını kötülemediği fiildir. Mendupta hükmün kesin bağlayıcı olmadığına dair bir karine bulunur. Bu karîne, âyet, hadis veya İslâm hukukunun genel prensiplerinden biri olabilir. Fiili terkedene ceza konulmaması tarzında bir karine olabilir. Meselâ;

    Kur'ân-ı Kerîm'de: "Ey iman edenler! Belirli bir süreye kadar birbirinizle bir borç ilişkisi kurduğunuzda onu yazın " (el-Bakara, 2/282) buyurulur. Bu âyette, borcun yazılması ile ilgili emir bağlayıcı olmayıp, fiilin mendub, olduğunu gösterir. Çünkü âyetin devamındaki. Eğer birbirinize güvenirseniz, kendisine güvenilen taraf, emanetini tastamam yerine getirsin" ifadesi, yazma zorunluluğunu kaldırmaktadır. Kısaca, alacaklı ve borçlu arasında güven varsa yazma yoluna gidilmeyebilir.
     



Sayfayı Paylaş