Müslüman Kalmak Müslüman Ölmek

Konusu 'Dini Sohbet' forumundadır ve abdulkadir tarafından 17 Haziran 2008 başlatılmıştır.

  1. abdulkadir Well-Known Member


    [​IMG]
    Müslüman Kalmak Müslüman Ölmek

    MÜSLÜMANLAR olarak hepimizin en ciddî ve baş meselesi olan "müslüman kalmak" konusuna ayırdığımız bu sayımızda okuyucularımıza, levhalaştırıp her zaman görebilecekleri bir yere asabilecekleri kısa tesbitlerden oluşan toplu bilgiler sunmak istiyoruz. Hüsn-i hatime (mutlu son) için bilmemiz ve yapmamız gerekenlerin bir kısmını şöylece sıralayabiliriz.

    En büyük tehlike ve mutluluk bizzat imandan doğmaktadır. İman kalite ve nitelik itibariyle beş kısımdır.

    1. İman-ı matbu' (tabiî iman). Bu, meleklerin imanıdır. Yani hiç bir melek imansız olmaz.

    2. İman-ı ma'sum (sigortalı iman). Bu, peygamberlerin imanıdır. Sonu garantilidir. Hiç bir peygamber imansız ölmemiştir.

    3. İman-ı makbûl, (Kıymetli iman). Bu, mü'minlerin imanıdır. Ancak bir tek özelliği vardır; sonunun garantisi yoktur. Mesele de bu noktada düğümlenmektedir. Gerçek tehlike ile en büyük mutluluk bu noktada birleşmektedir.

    4. İman-ı Mevkuf veya muallak (Askıdaki iman). Bu, ehl-i bid'atın, islam'ı sünnet üzere değil, kendi anlayış ve uydurdukları şekiller içinde yaşamaya kalkanların imanıdır. Bunlar, sünnet'e dönerlerse, imanları, makbul iman grubuna yükselir. Değilse, bir sonraki iman derekesine düşer.

    5. İman-ı merdüd (Reddilmiş iman). Bu, münafıkların imanıdır. Hiçbir değeri yoktur. Kafir için ise zaten iman söz konusu değildir.

    YER itibariyle tam orta noktada, bir anlamda da en garantili yerde bulunan mü'minlerin imanı, sonunun garantisiz oluşu dolayısıyla en kritik iman türünü oluşturmaktadır. Yani mü'minler, en tehlikeli ve en uç noktada bulunmaktadırlar. Müslümanca yaşamak, iman tekerleğini bu uç noktasında sonuna kadar tutabilmenin savaşıdır. Müslüman kalmak da bu savaşı kazansak demektir.

    Müslüman olarak can vermek ALLAH'ın bizden istediği bir mutluluktur.

    "Ey mü'minler, ALLAH'a karşı gerektiği şekilde saygılı olun ve ancak müslüman olarak ölün!" (Âl-i İmran, 102)

    Şu ya da bu şekilde ölmek kulun kendi iradesine bırakılmış olmadığı açıktır. Buna rağmen yüce rabbimizin verdiği bu emir, bize, "Müslüman olarak ölebilmek için müslüman olarak yaşamaya devam edin" mesajıdır. Müslüman yaşamanın yolu da bir sonraki ayette, habl-i ilahi olan Kur'an'a toptan ve sımsıkı yapışarak tevhid üzerinde toplanmak, ayrılık ve ihtilaflardan uzak kalmak olarak gösterilmektedir.

    Müslüman olarak ölmek Hz. Peygamberin tavsiyesidir.

    Abdullah b. Amr b. el-As Hz. Peygamberin şöyle buyurduğunu bildirmiştir.

    "Kimin cehennemden kurtarılıp Cennet'e konulmak hoşuna giderse, ölümünü, ALLAH'a ve ahirete inanmış olarak karşılasın..." (Ahmed b. Han-bel, 11, 192)

    Çünkü "İşler, sonuçlarına göre değerlendirilir" (Buharı, rikak 33). Çünkü "her kul öldüğü hal üzere diriltilir" (Müslim, iman 186).

    İmandan dönmek doğrudan ateşe atılmak demektir.

    Müslüman kalabilmek için, imansızlığın ateşe atılmak ile aynı anlama geldiği unutulmamalı ve aynı şekilde çirkin bulunmalıdır. Efendimiz imanın tadına ulaşabilmek için "ALLAH kendisini küfürden kurtardıktan sonra tekrar küfre dönmeyi ateşe atılmak gibi kötü görmek" (Buharî, iman 9, 14) gerektiğini bildirmiştir.

    Müslüman olarak ölmek peygamberlerin ortak tavsiyesidir.

    Kur'an-ı Kerim bu konuda Hz. İbrahim ve Hz. Yakub'un tavsiyelerini şöyle haber vermektedir:

    "Rabbı, İbrahim'e "teslim ol" buyurunca O, "Alemlerin rabbına teslim oldum" dedi.

    İbrahim bunu oğullarına da tavsiye etti. Ya'kub da -Oğullarım, ALLAH sizin için (İslâm) dini(ni) beğenip seçti. O halde siz de ancak müslümanlar olarak can verin" dedi. (el-Bakara, 131-132)

    Bu ayetler, müslüman olarak ölebilmek için, ALLAH'ın seçip beğendiği, ikmal ettiği dini yaşamak ondan ayrılmamak yani müslüman kalmak gerektiğini vurgulamaktadırlar.

    İmanla ölmek garantisine rağmen bir peygamber olarak Hz. Yusuf'un şu duası pek dikkat çekicidir.

    "Rabbim, bana hükümranlık verdin, rüyaların yorumunu öğrettin. Ey göklerin ve yerin yaratıcısı, dünya ve ahirette koruyucum Sensin. Beni müslüman olarak öldür ve iyilere kat!" (Yusuf,101)

    Müslüman kalmak için açık gizli bütün tesir odaklarına karşı uyanık olmak lazımdır. Özellikle ehl-i kitap denen Yahudî ve Hristiyanların olumsuz tesirlerine kapılmamak gerektir. "Ey iman edenler, eğer kendilerine kitap verilenler içinden herhangi bir gruba itaat edecek olursanız, sizi imanınızdan sonra döndürüp kafir yaparlar!" (Al-i îmran 100)

    Dört düşmana dikkat edilmelidir.

    îmam Gazzalî, insanı şaşırtacak, müslümanı olumsuz yönde etkileyecek nefis, şeytan, dünya ve öteki insanlar olmak üzere dört düşmanın bulunduğunu belirtmektedir. Bunlara karşı sürekli bir teyakkuz halinde bulunmak gerektiğini söylemeye hacet var mıdır?

    DÜNYANIN giderek küçüldüğünü, insanlar arasındaki ilişkilerin iyice giriftleştiği günümüzde müslüman, gönül safiyetini ve iman nezahet ve sadakatini koruyabilmek için sınır bekçilerinin uyanıklığına eş fevkalade bir teyakkuz haline mecbur bulunmaktadır. Atalarımız ne güzel ifade etmişler; "su uyur, düşman uyumaz". İman düşmanları ise, hiç mi hiç uyumaz.. Şeytan gibi dört bir yandan sokulup şaşırtmak isterler.

    Fir'avn'a rağmen Hz. Musa'ya inanan sihirbazlar. Fir'avnın kendilerine yönelttiği işkence ve ölüm tehditlerine karşı imanlarında sebat göstermişler ve "yapacağını yap, sen ancak bu dünya hayatında istediğini yapabilirsin" demişler. ALLAH'a şöyle iltica etmişlerdir:

    "Rabbimiz, bize sabır ver ve bizi müslüman olarak öldür!" (el-A'raf, 126)

    Kur'an-ı kerim'in gözlerimiz önüne serdiği bu örnek, günlük hayatta değişik ve çeşitli sebep ve zorlamalarla bunalan müslümanların imanlarında sebat etmelerini ve ALLAH'a iltica ile 0'ndan yardım dilemelerini hatırlatmaktadır.

    Hz. Peygamberin en sık yaptığı dua da müslüman kalmakla ilgilidir.

    Ummü Seleme validemiz'in bildirdiğine göre Hz. Peygamber sık sık şu duayı yapardı:

    "Ey kalbleri halden hale (renkten renge, şekilden şekile, imandan küfre, küfürden imana) çeviren ALLAHım, benim kalbimi dinin üzere sabit kıl!" (Tirmizi, kader, 7; İbn Mace, mukaddime 13)

    MÜSLÜMAN kalmanın Hz. Peygamberin arzusu olduğunu gösteren bu dua, her halde fevkalade güçlükler içindeki müslümanın dilinden hiç düşürmemesi gerekli bir yakarıştır.

    Ya rab bizi de dinin üzere kalblerini sabit kıldıklarından eyle..
     



Sayfayı Paylaş