Müslüman Erkeğin Giyimi - Hadislerle

Konusu 'Dini Sohbet' forumundadır ve abdulkadir tarafından 7 Ekim 2008 başlatılmıştır.

  1. abdulkadir Well-Known Member


    PEYGAMBER EFENDİMİZİN (S.A.V) GİYİMİ

    Peygamberimiz (S.A.V) (S.A.V) müminler arasında giyim konusunda gösteriş ve ihtişamdan pek hoşlanmazdı. Çoğu kez hafif ve ince şeyler giyerdi. En sevdiği giysi gömlekti. Sarığı genelde kısa büyüklükte olur, başa eziyet verecek şekilde uzun olmazdı. En çok sevdiği renk beyazdı. Parlak elbise giyme alışkanlığı yoktu.

    Müminlerin kendi aralarında kıyafet konusunda övünmelerini menetmişve giysileri dolayısıyla böbürlenen insanları şöyle uyarmıştı: "Elbisesini büyüklenerek sürüyen kimseye Allah (cc) kıyamet günü bakmayacaktır."(Müslim)

    Peygamberimiz (S.A.V) (S.A.V) müminlerin bulunmadığı ortamlarda kıyafetine oldukça dikkat eder ve özellikle ihtişamlı kıyafetler giymeyi tercih ederdi. Diğer kabile reislerinden ve krallardan gelen pahalı ve ihtişamlı giysileri reddetmez ve bu giysileri kullanırdı. Daima temiz ve yeni giysiler giyilmesini tavsiye etmiştir.

    Abdullah b. Abbas Haruriye taifesinin yanına elçi olarak gittiğinde yemen kumaşlarının en güzellerinden giymişti. Onlar, "bu elbise nedir?"diye sordular. Abdullah b. Abbas: "Bu elbisenin neyini kınıyorsunuz. Ben Resulullah'ı elbiselerin en güzelini giymişolarak gördüm"dedi.

    Hz. Peygamber bir elbise giydiğinde şöyle dua ederdi: "Ya Rabbi! Hamd sanadır. Bana bunu sen giydirdin. Bunun hayrını ve bunun kullanıldığı iyi işin hayrını senden isterim. Bunun şerrinden ve kullanıldığı kötü işin şerrinden sana sığınırım."

    Resulullah Efendimiz (s.a.v.) müslüman erkeklere ipek ve altından yapılmışher şeyi yasaklamıştır. "Her kim dünyada ipek elbise giyerse ahirette giyemez." (Tirmizi)

    "İpek giymek, altın kullanmak ümmetimin erkeğine haram, kadınlarına helaldir." (Tirmizi)

    Mescidlere ve bir topluluğun arasına gelindiğinde en güzel ve en temiz şekilde gelmek peygamberimizin sünnetlerindendir. Resulullah "cemaat huzuruna veya dostlarının karşısına çıkacak olan kimsenin süslenmesini Allah (cc) sever" buyurmuştur.

    "Resulullah sağ eline gümüşyüzük takmıştı. Yüzükte Habeşistan taşı vardı. Yüzüğün taşını avuç tarafına çevirmişti." (Müslim)

    Hz. Ayşe şöyle rivayet ediyor: "Ben Resulullah'ı hoşlandığı en güzel koku ile kokulardım. Hatta sürdüğüm koku onun sakalından parlayıp damlayıncaya kadar devam ederdim." (Buhari)

    OSMANLI ZAMANINDA GİYİM KUŞAM

    Osmanlı'da kıyafet, kişisel zevkten öte bir konuydu. Kıyafet, toplumunun "etiket" kurallarının bir parçası ve toplumsal hiyerarşinin korunmasındaki temel unsurlardan biri olduğundan, hazırlanışına, tasarım zenginliğine, kumaşın cinsine ve süslemesine önem veriliyordu.

    Müslüman kesim ile gayrimüslimler arasındaki farkın belli olması ve gayrimüslimlerin giyiminin daha fazla gösterişli olmasını önlemek için yayınlanan padişah fermanları şu kısıtlamaları getirmekteydi.

    * Renk konusunda: tüm "kafirler" gibi İslam dininde kutsal olan yeşil renk Yahudilere de yasaktı. Ayrıca beyaz, özellikle Müslümanlar tarafından kullanılan türbanlar içindi. Yahudilerin özellikle dış - sokak giysileri genelde koyu renk veya siyahtı. Ayakkabılara da aynı kısıtlama getirilmekteydi; Müslümanlar sarı, Yahudiler ise siyah giyiyordu.

    * Kumaş ile kalitesi konusunda: Yahudiler tarafından kullanılan kumaşlar, Müslümanların kullandıklarından daha lüks veya kaliteli olamazdı. Yahudilere yasaklanan kumaşlar ise: tülbent, ferace için atlas, kemha, ipek, pahalı kürkler idi.

    * Kesim ile ölçü konusunda: Türbanlarda kullanılan kumaş uzunluğu ve cübbenin genişliği de belli ölçülere uymalıydı.

    Aslında kıyafet ayırımını Yahudiler de istemekteydi. Bu şekilde diğer cemaatlerden kolayca farkedilmeleri mümkün olup ayrıca Tevrat'taki şu yazıya da uymaktaydılar: "Oturduğun Mısır diyarının veya seni götürdüğüm Ken'an Toprakları'nın alışkanlıklarını taklit etmeyeceksin ve adetlerini uygulamayacaksın."

    Bu dönemde erkeklerin kıyafeti, şu parçalardan oluşmaktaydı:

    * 1829 tarihinde Sultan II. Mahmut, daha önce kullanılan türban ve şapkaları kaldırmak amacıyla, fes giyme zorunluluğu getirmişti. Böylece fes yavaş yavaş daha önce giyilen bonetanın yerini almıştı.

    * Elbisenin altından ucu gözüken ve koyu renk kumaştan yapılmış uzun ve geniş şalvar giyilmekteydi.

    * Tüm Osmanlı topraklarında da giyilen entari, önü açık evaze kesilmiş üstüste binen iki ön parça, omuzlara düz olarak iliştirilen kollar, boyun kısmı dik ve dar bir yakadan ibaretti. Kumaşı sade, çizgili veya çiçekli olabilirdi. İki yanı da yırtmaçlıydı.

    * Uzun geniş bir kumaştan yapılan kuşak, hem entariyi yerinde tutar, hem de tütün ve para saklamaya yarardı.

    * Yelek, entarinin üzerine geçirilirdi.

    * Entarinin üstüne, önü açık ve geniş kollu cübbe giyilirdi. Kışın ayrıca kürklü bir kırım giyilirdi.

    * Mestlerin (yumuşak deriden yapılan çorap) üstüne arkası açık koyu renkli geniş ayakkabılar giyilirdi.

    Hahamların kıyafeti de aynıydı. Sadece cübbeleri (biniş) daha geniş ve kaliteli bir kumaştan yapılırdı. Hahambaşı tayin edilen bir hahama tayin edildiğini belirten bir ferman ile nişan ve mührün yanısıra yakası dik, önü gümüş dival işiyle işlenmiş geniş kollu bir cübbe verilirdi. Fesler pahalı bir türbanla sarılıydı.

    Yahudi kadınların giyimi ise kısaca şöyleydi:

    * Kadınlar sokağa çıkarken, Müslüman kadınların açık renkli feracelerinin aksine, koyu, genelde de kahverengi feraceyi tercih ederlerdi. Feracenin yakası işlemeliydi; arkadan bileğe kadar uzanırdı. Zamanla ferace, yerini Avrupai bir tarz olan paltoya bırakmıştır.

    İSLAMDA ERKEĞİN GİYİNİMİ NASIL OLMALIDIR?

    1- Avreti örtecek ve insanı sıcak ve soğuğa karşı koruyacak kadarı farzdır. Tıpkı yeme ve içmenin ihtiyaç miktarının farz olduğu gibi.

    2- Zarûret miktarını aşarak, zineti temin edecek ölçüde izâr, ridâ, sarık ve gömlek giyerek takımı tamamlamak müstehaptır. Zira Allah (cc), nimetinin eserini kulu üzerinde görmekten hoşlanır. (Fetâvâ-yi Ankaravî, I/167.)

    3- Bayramlarda, cumalarda muhtaçları rahatsız eder görünümler olmaması kaydıyla, güzel ve kaliteli elbiseler giymek mübahtır.

    4- Kırmızı ve bazılarına göre sarı renkte elbiseler giymek mekruhtur.Kırmızının bir rivayete göre haram olduğuda belirtilir.. Dürrü`l-Müntekâ`da sünnetin hilâfına giyilen her türlü elbisenin mekruh olduğu da ilâve edilmiştir, (Dürrü`l-Müntekâ, (Dâmâd kenarında) N/532.)

    5- Kibirlenmek amacıyla giyilen elbise, erkeğin saf ipekten dokunmuş olarak giydiği elbise ve gayri müslimlerin özel elbiselerine benzeyen elbise haramdır.

    6)erkeklerin başlarının açık olması, yerine göre değişir. Bu haraket doğudaki memleketlerde mürüvvet sahipleri hakkında çirkin bir hareket sayıldığı halde, batıdaki (Islam) memleketleride çirkin sayılmaz. Bu değişiklige göre, şer`î hükümde değişiklik arzeder. Onun içindir ki doğuda erkeğin başının açıklığı, adâlet vasfını lekelediği halde, batı (Islâm) memleketlerinde adâletini lekelemez. (es-Sâtibî, el-Muvâfâkât. )

    Altın yüzük ve altın süs eşyası, erkekler için haramdır. Kibri için olmamak kaydıyla sümkürmek, ya da abdest ıslaklığını silmek gayesiyle, üzerinde mendil taşımakta bir mahzur yoktur. (Dâmâd, N/537.)

    Peygamberimiz (S.A.V) (S.A.V) (sav)'in giyim tarzı ile ilgili sahabelerin aktardığı bilgilerden bazıları ise şunlardır:

    İbnu Abbas (ra) anlatıyor:

    "Ben Resulullah aleyhissalatu vesselam üzerinde mümkün olan en güzel elbiseyi gördüm."

    Ümmü Seleme (ra) anlatıyor:

    "Peygamber Efendimizin en çok sevdikleri elbise çeşidi, gömlek (kamis) idi."1

    Ashabdan Kurre (ra) anlatıyor:

    "Ben, biat eylemek üzere, Müzeyne kabilesinden bir grup insanla birlikte Resulullah Efendimizin huzurlarına çıktım. Peygamber Efendimizin gömleklerinin yakası düğmesiz olduğundanr30;

    Enes b. Malik (ra) anlatıyor:

    "Peygamber Efendimiz, giydikleri elbiseler içerisinde, Hibere-i Yemani'yi çok severlerdi"103 (Hibere, Yemen'de dokunan pamuktan yapılan, kırmızı çubuklu yeşil bir kumaştır. Eskilerin "alaca" dedikleri desenli kumaşlar için kullanılan bir tabirdir. Bu da kumaşın düz değil desenli olduğunu ve birkaç renkten oluştuğunu gösterir.)

    El-Bera b. Azib (ra) anlatıyor:

    "Kırmızı desenli elbisenin, Peygamber Efendimiz kadar bir başkasına yakıştığını görmedim. Bu kıyafetle Resulullah (sav)'ı gördüğümde, mübarek saçları, omuzlarına değecek kadar sarkmıştı.

    Semüre b. Cündüb (ra) rivayet ediyor:

    "Hazreti Peygamber: "Beyaz elbise giyiniz. Zira o, son derece temiz ve hoştur" buyurmuşlardır"
    Hz. Aişe (ra) anlatıyor:

    "Resulullah Efendimiz, bir sabah vakti, üstlerinde siyah yünden dokunmuş bir izar (peştemal, futa, göğüsten aşağı örtülen elbiseler) olduğu halde, evlerinden dışarı çıkmışlardı.

    alıntıdır
     



Sayfayı Paylaş