Musa ve Yahudilik

Konusu 'Kitap Özetleri' forumundadır ve RüzGaR tarafından 1 Mart 2008 başlatılmıştır.

  1. RüzGaR Super Moderator


    Musa ve Yahudilik

    KİTABIN ADI Musa ve Yahudilik
    KİTABIN YAZARI Hayrullah ÖRS
    YAYIN EVİ VE ADRESİ Remzi Kitapevi A.Ş., Selvili Mescit Sok.3 / 34440 Cağaloğlu İSTANBUL
    BASIM TARİHİ 1999
    KİTABIN YAYIM MAKSADI Yahudiliğin Araştırması.

    KİTABIN ÖZETİ :

    GİRİŞ :

    Yüzölçümü bakımından küçücük bir ülke olan Filistin, insanların hayatlarına ilkçağın dev imparatorluklarından fazla etki yapmış, Dünya’ya tek Tanrı’cılığı armağan etmiştir. Tek tanrılı dinlerden Yahudi dini, uzun bir evrimin sonucudur. Bu evrim sırasında çok tanrıcılıktan (Politeizm), kendi halklarına özel bir Tanrısı olduğuna (Henoteizm), oradan da bütün Dünya için tek bir Tanrı fikrine (Monotizm) geçmişlerdir.

    SAMİLER :

    Samilerin ana yurtlarının nerede olduğu henüz açıklanamamakla birlikte Arabistan’dan geldikleri ve oradan çevredeki ülkelere yayıldıkları tahmin edilmektedir. Samiler kuvvetli bir monoteistlik (tektanrıcılık) eğitiminin bulunduğu bir haktır. Üç büyük monoteist dinin, Yahudilik, Hıristiyanlık ve Müslümanlığın Samilerin topraklarında doğmuş ve gelişmiş olması bunu gösteri.

    Filistin : Kutsal Ülke adı verilen Filistin ve önemli bölgesi Kudüs günümüzde de üç büyük dinin üyelerinden büyük saygı gören bir bölgedir. Kudüs şehrinin Mescidi Aksa bölgesine de Müslümanlık, Hıristiyanlık ve Yahudiliğin odak noktası gözüyle bakabiliriz.

    ESKİ AHİT :

    Eski Ahit ya da Kutsal Kitap adı verilen ve İbrani edebiyatının yegane örneklerinden olan kitap İsrail’in kutsal tarihidir. Diğer kavimlerde olduğu gibi İsrail oğullarında da gelenekler yazıya dökülmeden önce yüzyıllar boyunca ağızdan ağza aktarılmıştır. Bunlardan ezrberleme kolaylığı yüzünden en az değişikliğe uğrayarak kalanlar manzum olanlarıydı. Manzum olmayanlar ise en çok değişikliğe uğramış olanlardır.

    İSRAİL OĞULLARI :

    Tevrat’ta yazılı olan hikayeye göre Yakup’un Laban adında bir kabile reisinin iki kızından ve bazı cariyelerden on iki oğlu olur. İşte bütün İsrail oğullarının dedeleri bu on iki oğul dolayısıyla Yakup’tur.

    MUSA :

    Tevrat’taki ifadeye göre Firavun İsrail oğullarına her yeni doğan erkek çocuğu ırmağa atarak boğmalarını emreder. Fakat annesi Musa’yı sazdan bir sepete koyup ırmağa bırakır. Sonra Firavun’un kızı onu büyütür ve Mose (Musa) adını koyar.

    Musa İsrail oğullarının başındayken Firavun’la pek çok olayı geçmiştir. Musa Firavunun huzurunda ilk mucizesini gösterdiğinde yere attığı değneği yılan olur. Mısırlı büyücülerin yine değneklerinden yaptıkları yılanları yutar.

    On Emir : Tevrat’ta İsrail oğullarının Tanrı’nın mucizeleriyle Mısır diyarından çıkışlarının üçüncü ayında On Emir geldiği yazılıdır;

    Seni Mısır diyarından, esirlik evinden çıkaran Tanrı benim.

    Karşımda başka ilahların olmayacaktır.

    Kendin için oyma put vs.yapmayacaksın.

    Tanrın Rabb’in ismini boş yere ağza almayacaksın.

    Şabbat gününü takdis etmek için onu hatırında tut.

    Babana ve anana hürmet et.

    Katletmeyeceksin.

    Zina etmeyeceksin.

    Çalmayacaksın.

    Komşuna karşı yalan şahadet etmeyeceksin.

    Komşunun evine tamah etmeyeceksin.

    MUSA ŞERİATI :

    Musa şeriatı denen kanunlar, Tevrat’ta tam üç kere tekrarlanır ve her seferinde az ya da çok değişiklikler gösterirler. Bunlardan birincisi Çıkış kitabında, ikincisi Levililer’de, üçüncüsü de Tesniye’dedir. Genel olarak bu kanunlara bakarsak, her üç kanunun da en geniş yeri, çeşitli kurbanlar, bunların nasıl sunulacakları, hangi durumda kurban sunmak gerektiği vb.almaktadır.

    YERLEŞME :

    Vaat edilmiş ülke için savaşlar ve yerleşme :Mısır’ın bozuk yönetiminden dolayı İsrail oğullarının işi kolaylaşıyordu. İsrail oğullarının vaat edilmiş ülkeye yerleşmesine yardım eden bir olay da M.Ö.13.Yüzyılın sonunda, yeni bir göç dalgasının Ege denizi kıyılarından harekete geçerek, denizden ve karadan Küçük Asya’yı istila edişidir. Bu istila Mısır’a yönelmişti onun için İsrail’in henüz bundan korkusu yoktu, çünkü daha Şeria’nın doğu taarfında bulunuyorlardı. Ama, iç savaşlarla zayıf düşmüş olan Kenaniler bu saldırganlara karşı koymak zorundaydılar. İşte bu durum İsrail için çok uygundu.

    İSRAİL OĞULLARININ TARİH ÇAĞI :

    Davut : Artık İsrail büyük önderlerden birine kavuşmuştur. Davut, yaklaşık M.Ö.1026-962 yılları arasında yaşamıştı. İsrail, Davut’un elinde Yirmi otuz yıl içinde önemli bir devlet haline geldi.

    Büyük Kral Süleyman : Süleyman Devri barış ve zenginlik devri olmuştu. Eski Ahit’te o zamana kadar savaş hikayelerinden vazgeçilmezken, Süleyman’la birlikte ihtişam anlatılır durur.

    İSRAİL DEVLETİNİN PARÇALANMASI :

    İsrail devleti ancak M.Ö.10.Yüzyılın sonlarından 8.Yüzyılın başlarına kadar kalabildi. Çevresindeki devletler genişlemekte, Suriye’nin küçük devletleri de aralarında gizli anlaşmalar yapmaktaydılar. Buna yönetimlerdeki bozukluklar da eklenince İsrail parçalanma sürecine girdi.

    YAHUDİLERDE NEBİLER :

    Eski Ahit’te nebiler üzerine geçen sözlerle ve gene bu kitapta ayrı bir bölüm halinde toplanmış olan on altı nebiyi okuduğumuz zaman bunlar arasında büyük ayrılıklar olduğunu görürüz.

    Nebi kelimesinin kökü üzerinde uzun zaman tartışmalar yapılmış, son erişilen sonuç bunun Akad’ça nebu” (seslenmek, çağırmak) sözünden geldiğidir. Bu da Tanrının, bir ödev için çağırdığı adam, onun yerine konuşan insan demek olur. İsrail’in büyük nebileri olarak geçenler şunlardır: Amos, Hoşea, İşaya, Tsefenya, Habakkuk, Yeremya, Yunus, Etub.

    ORTAÇAĞ’DA YAHUDİLİK :

    Yahudiler Büyük İskender zamanından başlayarak hep Hellen dünyesinin içinde yaşamışlardı. Ama ne gariptir ki felsefi spekülasyonların ne olduğunu ancak 9.Yüzyılda ve Arapça’dan öğrenmişlerdir. 70 yılından sonra Yahudiler büsbütün kendi dünyalarına kapandılar ve Hellen – Roma dünyasından en ufak bir fikri almaktan bile adeta tiksindiler. Bütün düşünceleri tek bir amaca yönelmişti.Yahudi ulusunu katkısız olarak sürdürmek ve geleneklerini kaybolmaktan korumak.

    İslamlığın İspanya’dan Orta Asya ve Hind’e kadar hakim olduğu devirlerde Yahudiler için durum değişti. Arap egemenliği sırasında sadece dini dilleri İbrani kalmış, artık hep Arapça konuşuyorlardı. İşte bu sayede, o zamana kadar kendi alemlerinde yaşayan Yahudiler, birdenbire parlak bir ışık içine çıkmış gibi oldular. İslam dünyasıyla temasları sonucu olarak, Yunan filozoflarının en ünlü eserlerini Arapça okuyabiliyorlardı.

    GÜNÜMÜZDE YAHUDİLİK :

    Günümüzde Yahudilik iki temel doktrine dayanır (1) Tek bir Tanrı’ya inanmak; (2) Bu inancı insanlara ulaştırmak için Tanrı’nın İsrail oğullarını seçmiş olması. Yahudilerde de hayır ve şer Tanrı’dandır. Hıristiyanların inandıkları gibi, kötülüklerin Şeytan’dan geldiği düşüncesi yoktur.

    SONUÇ :

    A. KİTABIN ANA FİKRİ :

    Kitapta Yahudiliğin; tarihi gelişimini anlatmaktadır. Yahudiliğin ilk olarak çıktığı yıllarda çok tanrılı din inanışının olduğu daha sonra tek tanrılı inanışa geçildiği, bu inanışın Musa ve ondan sonraki dönemde ortaya çıktığı görülmektedir. İnsanlığın varolduğundan bu güne kadar bir şeylere inanma ihtiyacı duydukları gerçeği anlatılmaktadır.

    B. KİTABIN GETİRDİĞİ YENİLİKLER :

    Bütün dinlerde (Büyük dinler) toplumu düzenleyen kurallar için verilmiş hükümlerin birbirleriyle aynı ya da çok yakın olduğu gerçeğinin vurgulanmış olması.

    C. KİTAP HAKKINDA GENEL DEĞERLENDİRME VE TEKLİFLER :

    Kitabın, anlatım üslubu olarak ve dinlerin açıklanması bakımından tüm rütbeli personel tarafından okunması uygundur.

    Not : Kitap özetlerindeki fikirler yazarların özel fikirlerini yansıtmaktadır.
     



Sayfayı Paylaş