Montaigne Denemeler Sözleri

Konusu 'Diğer Mesajlar' forumundadır ve Seçkin tarafından 5 Haziran 2015 başlatılmıştır.

  1. Seçkin Well-Known Member


    * bana sorarsanız,birçokları içip sarhoş oluyor diye,şarabı yasak etmek yanlıştır;fazla kaçırılan şeyler hep iyi şeylerdir.

    * ben durmadan kendimi düzenliyorum,çünkü durmadan anlatıyorum.

    * ben duruşu degil geçişi anlatıyorum:fakat yaştan yaşa ,yahut halkın dedigi gibi "yedi yıldan yedi yıla" geçişi degil,günden güne,dakikadan dakikaya geçişi.

    * ben kendimi oldugum gibi gösteriyorum:öyle bir beden yapısı koyuyorum ki ortaya bir bakışta damarları,kasları,her şeyi yerli yerinde görürsünüz.ben yaptıklarımı degil, kendimi, öz benligimi anlatıyorum.

    * Ben yazarken rastgele gittiğim için bol bol hatalara düşerim. Bunları pekala düzeltebilirdim. Ama o zaman, benim adetim, malım olmuş kusurları düzeltmekle kendi kendimi yanlış tanıtmış olurdum.

    * bence bu kendini begenme illetinin esası,kendindan pek fazla hoşlanmak,kendi kendine hayasızca aşık olmaktır.bunun en iyi devası kendinden söz etmeyi yasaklayan ve böylece bizi kendimiz üzerinde düşünmekten büsbütün alıkoyanların dediklerinin tam tersini yapmaktır.

    * bence insan ne oldugunu bilmekte dikkatli olmalı;iyi tarafınıda kötü tarafınıda aynı titizlikle ortaya çıkarmalıdır.

    * benim meslegim,sanatım yaşamaktır.

    * benim yaptıgım, bildiklerimi söylemek degil;kendimi ögrenmektir.

    * benim yaptıgım,degişen ve birbirine benzemeyen olayları,kararsız ve bazen çelişmeli fikirleri yazıya dökmektir.

    * Bilinecek, bilinince de daha fazla hatırı sayılacak diye iyi adam olan, insanların kulağına gitmesi koşuluyla iyilik eden kişi, kendisinden fazla yarar sağlanabilecek bir insan değildir.

    * bir devleti hiçbir şey yenilik kadar rahatsız etmez.degişiklik hep kötülüge ve zorbalıga yol açar.bir tek parça bozulunca düzeltilebilir.her şeyin özündeki bozulma ve çürüme egiliminin bizi ilkelerimizden uzaklaştırmasınada karşı koyabiliriz;ama koca toplumu yeniden kalıba dökmeye, bu kadar büyük bir yapının temellerini degiştirmeye kalkmak, düzeltecek yerde silip süpürmek,ufak tefek kusurları toptan bir kargaçalıkla düzeltmek, hastalıkları ölümle iyi etmek."devlet degiştirmekten çok yıkmak isteyen"(cicero) kimselerin işidir.dünyanın birden düzelecegi yoktur;ama insan kendini sıkan şey karşısında o kadar sabırsızdır ki,her ne pahasına olursa olsun ondan kurtulmak ister.binlerce örnekte gösteriyor ki dünya böyle çabuk iyileşme olmadıkça, bir anda dertten kurtulması iyileşmesi demek degildir.

    * bir tek sokrates tanrısının dedigine uyup kendisini gerçekten tanımasını ve kendisini küçük görmesini bildigi için bilge adını almaya hak kazanmıştır.

    * Biz insanlar öteki yaratıkların ne üstünde ne altındayız. Bilge der ki, göklerin altındaki her şey, aynı yasanın ve aynı yazgının buyruğundadır.

    * Bize yaşamayı ömür geçtikten sonra öğretiyorlar. Cicero dermiş ki, iki insan hayatı yaşayacak olsam bile, lirik şairleri incelemeye zaman harcamam.

    * Bizim işimiz kitap doldurmak değil, ahlakımızı yapmaktır; savaşmak ülke kazanmak değil, yaşayışımıza dirlik düzenlik getirmektir; En büyük en onurlu eserimiz doğru dürüst yaşamaktır. Geri kalan her şey, başa geçmek, para yapmak, binalar kurmak, nihayet ufak tefek eklentiler, yollardır.

    * bu adamlar öyle sanıyorlar ki insanın kendi üzerinde durması,kendinden hoşlanması,hep kendisiyle ugraşması kendine fazla düşkün olması demektir.oysaki aşırı benciller,kendilerini pek üstün körü bilenler, kendilerinden önce işlerine bakanlardır.onlara göre kendi kendisiyle baş başa kalmak,sırt üstü yatıp vakit öldürmektir.ruhunu zenginleştirmeye,kendini adam etmeye çalışmak boş hayaller kurmaktır.sanki kendimiz bizden ayrı,bize yabancı birisiymişiz gibi.

    * Bunca bekçili, silahlı evler yok oldu gitti de benimki niçin duruyor? Anlaşılan, diyorum, o evler bekçili, silahlı oldukları için yok olup gittiler.

    * Çok gariptir; çağımızda işler o hale geldi ki felsefe, anlayışlı insanlar arasında bile, ne teorik ne pratik hiçbir yararı ve değeri olmayan boş ve kuru bir laf olup kaldı. Bence bunun nedeni, felsefenin ana yollarını sarmış olan safsatalardır. Felsefeyi, çocuklar için ulaşılmaz, asık suratlı, çatık kaşlı ve belalı göstermek büyük bir hatadır. Onun yüzüne bu sahte, bu kaskatı bu çirkin maskeyi kim takmış? O ki hep bayram ve hoş zaman içinde yaşamayı emreder bize. Gamlı ve buz gibi soğuk bir yüz içimizde felsefenin barınamadığını gösterir. Felsefeyi barındıran ruh, kendi sağlığıyla bedeni de sağlam etmeli. Huzur ve rahatın ışığı ta dışardan görünmelidir. Dış varlığı kendi kalıbına uydurmalı ve böylece ona sevimli bir gurur, hareketli ve neşeli bir tavır, memnun ve güleryüzlü bir hal vermelidir. Bilgeliğin en açık görüntüsü, sürekli bir sevinçtir.

    * Doğa bir ana gibi davranmış bize: İstemiş ki ihtiyaçlarımızı gidermek zevkli bir iş de olsun üstelik: Aklımızın istediği şey, iştahımızın da aradığı şey olsun: Onun kurallarını bozmaya hakkımız yok.

    * Eğer eğitilecek genç, acayip yaratılışlı olur da güzel bir yolculuk hikayesi, yahut anlayabileceği bir felsefe konusu yerine masal dinlemeyi yeğ tutarsa, arkadaşlarının genç dinç yüreklerini coşturan davullar çalındığı zaman o, kendisini hokkabaz oyunlarına çağıran arkadaşının yanına giderse, bir savaştan toz toprağa ve zafere bürünüp dönmeyi, top oyunundan yahut balodan bir armağanla dönmekten daha hoş ve daha çekici bulmazsa, bu genç için bir tek çare görüyorum: Eğitmeni onu daha çocukken, kimseye duyurmadan boğar; yahut da bu gence, bir düka'nın oğlu bile olsa herhangi bir şehirde pastacılık yaptırılır. Platon der ki, çocuklara babalarının yeteneklerine göre değil, kendi yeteneklerine göre meslek bulmak gerekir.

    * Felsefenin amacı erdemdir; bu erdem de, medresenin söylediği gibi, sarp, yalçın ve çıkılmaz bir dağın başına dikilmiş değildir.

    * Felsefenin insanlara, yaşamaya başlarken de, ölüme doğru giderken de söyleyecekleri vardır.

    * gurur insanın düşüncesindedir; söze dökülen onun pek küçük bir parçasıdır.

    * Güzellik, insanlar arasında, çok tutulan bir şeydir. Aramızda ilk anlaşma onunla başlar.

    * Her korunma savaşçı bir kılığa girer ister istemez.

    * Herkes kitabımda beni, bende kitabımı görsün.

    * hikayemi saati saatine yazmam gerekiyor.az sonra degişebilirim.yanlız halim degil,amacımda degişebilir.

    * insan kendindeki eksik ve cılız degerleri,üstelik insan hayatının hiçligini hesaba katarak düşünecek olursa,hiçbir degeriyle övünmeye kalkışmaz.

    * İnsan yaratıkların en zavallısı, en cılızıdır öyleyken en mağruru da odur.

    * insanın kendini anlatmasından daha zor ve daha faydalı hiçbir şey yoktur.

    * kendimi kırk yaşını aşıp ihtiyarlıgın yolunu tuttugum şu andaki halimle anlatıyorum.bundan sonraki halim ancak yarım bir varlık olacak;ben artık o ben olmayacagım.gün geçtikçe kendimden ayrılıyor ve uzaklaşıyorum.

    * kendinden aşagıya bakıpta kendi kafasına hayran olan adam,kendinden yukarıya,geçmiş yüzyıllara gözlerini kaldırsın; o zaman yüzlerce devin ayakları altında kalacak ve burnu kırılacaktır.

    * kendinden söz etmeyi kötü görmek,yasak etmek adet olmuştur;çünkü kendinden bahsetmek her zaman kendini övmek gibi görünür;kendini övmekse herkesin zıddına gider.ama kendinden söz etmeyi yasak etmek,çocugun burnunu silecek yerde,burnunu koparmak olur.

    * kendini oldugundan az göstermek,tevazu degil, budalalıktır; kendine degerinden az paha biçmek korkaklıktır, pısırıklıktır.kendini oldugundan fazla göstermek de , çok defa gurudan degil budalalıktandır.

    * Kitapları bir yana bırakır da dobra dobra konuşursak, aşk dediğimiz şey, arzulanan bir varlıkta bulacağımız tada susamaktan başka bir şey değildir, gibi geliyor bana.

    * Korunmak saldırana hem istek veriyor, hem de hak kazandırıyor:

    * Mademki asıl felsefe bize yaşamayı öğreten felsefedir ve mademki çocuğun da öbür yaştakiler gibi, ondan alacak olduğu dersler vardır, niçin çocuğa felsefe öğretilemezmiş.

    * Oyun arasında ciddi düşüncelere yer vermeyenler, bir aziz heykelinin karşısında, önü açık diye, dua etmekten çekinenler gibidir.

    * Şu kesin ki çocuğa kendiliğinden bir şey yapmak özgürlüğünü vermemekle onu korkak bir köle durumuna sokuyoruz.

    * Tavus kuşuna haddini bildiren ayaklarıdır.

    * Tümüyle kitaptan bir bilgi ne sıkıcı bilgidir! Böyle bir bilgi bir süs olarak kullanılsın: Ama temel olarak değil.

    * yaptıgımız işler kendimizden çok tesadüflerin eseridir: bu işler kendi özlerini belli ederler;beni ise ancak şöyle böyle,belli belirsiz,parça parça gösterebilirler.

    * Yasalar doğru oldukları için değil yasa oldukları için yürürlükte kalırlar.

    * Yasalardan daha çok, daha ağır, daha geniş haksızlıklara yol açan ne vardır?

    * yazarken kitapları bir yana bırakır,aklımdan çıkarırım; neden mi? kendi gidişimi aksatırlar diye.
     



Sayfayı Paylaş