Moltke’nin Türkiye Mektupları

Konusu 'Kitap Özetleri' forumundadır ve RüzGaR tarafından 1 Mart 2008 başlatılmıştır.

  1. RüzGaR Super Moderator


    Moltke’nin Türkiye Mektupları

    KİTABIN ADI Moltke’nin Türkiye Mektupları
    KİTABIN YAZARI Hayrullah ÖRS
    YAYINEVİ VE ADRESİ
    BASIM TARİHİ 3 ncü Basım 1999
    KİTABIN YAYIM MAKSADI Bir yabancı gözüyle, Osmanlı İmparatorluğu’nun Coğrafi, Siyası ve Sosyal durumunun izahı.

    KİTABIN ÖZETİ :

    Feldmareşal Helmuth Von Moltke, 26 EKİM 1800 tarihinde, Meklenburg'un Parchim kasabasında doğmuştur. l819 yılında Danimarka ordusunda subay olmuştur. l822'de Almanya ordusunun hizmetine girmiştir. 1835-1839 yılları arasında Türk Ordusunda Askeri öğretmen ve tahkimat uzmanı olarak çalışmıştır. 1858-1888 yılları arasında Prusya Genel Kurmay Başkanlığını yapmış ve 1891'de Berlin'de ölmüştür. Yazar kısa öz geçmişinde, Türkiye'de yaşadığı olayları, alışılagelmiş bir Askeri dilde;bazen bir seyyah,bir tarihçi, bazen bir asker, bazen de bir coğrafi kaşif gibi kaleme almıştır. Eserden de anlaşılacağı gibi iyi bir gözlemcidir.

    Moltke, 1835 sonbaharında Almanya'dan, İstanbul ve Atina üzerinden İtalya'ya seyahat etmek için yola çıkar. Bu bölümde Balkanlar'da Eflak, Boğdan, Bükreş, Sırbistan, Bulgaristan'da Yerköy,Rusçuk ve Edirne'den İstanbul'a gelişini anlatır. Yolculuğu sırasında Eflak'ı ve kasabaların içler acısı durumunu, insanların Veba hastalığıyla yüz yüze kalmasını anlatmıştır. Ayrıca seyahat ettiği bölgenin coğrafi ve askeri durumlarını, yeni Orsava Paşasını ziyaretini ve burada gördüğü iltifatları anlatmaktadır. Türk adetleri gereği tütün ve kahveye burada rastlamıştır.

    Buradan Bükreş’e gelmiş ve Bükreş’i anlatırken; “En sefil kulubelerle saraylar bu şehirde yanyana görülür. Asya ile Avrupa bu şehirde yanyana gelmiş gibidir” diyerek Avrupa ile Asya Kıt’ası arasındaki yaşam farklılığı hakkında kıyaslama yapmıştır. Tuna nehri üzerinden Yerköy ve Rusçuk’a geçmiş ve Şumnu’ da Türk hamamını tanımıştır. Hamamın dış görünüşü ile iç yaşantısını ve İstanbul’a kadar gezdiği yerlerin Coğrafi durumunu ve Sosyal yaşantısını teferruatlı olarak anlatmıştır.

    Moltke İstanbul'da kaldığı süre içinde Osmanlı İmparatorluğunun siyasi ve askeri durumu üzerine mektuplar yazmış ve konuları kendince ve tarafsız bir biçimde anlatmıştır. Paşaların yerlerini koruyabilmek için Padişah’ın kızlarına damat bulmak gibi işlerini ve diğer mevki sahiplerinin yerlerini koruyabilmek için çevirdiği entrikaları anlatmıştır.

    Ayrıca imparatorluğun 1600'lü yıllardaki ihtişamıyla 200 yıl sonraki durumunu karşılaştırmış; kaybedilen toprakları, savaşları ve dağılma sürecini anlatmıştır. Ekonomik bozukluğu, vergilerin ağırlığını, iltimas ve rüşvet karşısında idarenin zayıflığını anlatmıştır. Ayrıca Yeniçerilerin kaldırılmasından sonra ordunun tam olarak oluşturulamaması durumunu incelenmiştir.

    Moltke İstanbul'da öğretmenlik yaparken Çanakkale, Turuva, İzmir, Bursa ve Trakya'yı dolaşmış eski Yunan'dan, Osmanlı’nın yaptığı eserlere kadar her tarihi eseri, dağları, ağaçları, Çanakkale Boğazı'nı, Ege denizini anlatmıştır.

    Moltke padişahla Balkanlara yaptığı geziyi ve dönüşünü, halkın padişaha bakışını, padişahların ve beylerin yaşam tarzlarını enteresan şekilde kağıda dökmüştür. Bölgenin haritasını çıkarırken İstanbul'un köylerinden bahsetmiştir.

    Moltke uzun süre kalacağı Anadolu'ya olan yolculuğunu, vapurla Samsun'a giderek başlatmış, Samsun'u, Amasya'yı, Turhal'ı, Tokat'ı, Sivas'ı ve Malatya'yı her şeyiyle anlatmıştır. Mevsimi, insanları, Amasya'da Kral mezarlarını, Tokat'ın bakırcılar çarşısını, Sivas'ın soğuğunu, Malatya'nın kayısı’sını, suyunu anlatmış ve nihayetinde Ordu karargahına gelmiştir.

    Burada komutan Hafız Paşa’nın isteği üzerine bu bölgelerin haritasını çıkarmak üzere çalışmalara başlamıştır. Fırat Nehrini teferruatlı olarak incelemiş ve nehir üzerindeki yerleşim yerlerini anlatmıştır. Burada önemle üzerinde durduğu konu; Rumkale, Birecik ve Urfa'dır. Buradan Dicle'ye geçmiş, Dicle'den Musul'a kadar yolculuk yapmış ve buralarda da harita çalışması yapmıştır.

    Arapları, Mezopotamya'yı ve Diyarbakır'ı anlatmış,. Kürtlerin yaşayışları, coğrafyaları, Moltke'nin dikkatini çekmiştir. Arada Türkmenler'den de bahsetmiştir. Fırat'ın azgın sularını ve ciriti anlatmış, atlardan ve soylarından, beylere kadar her şeye değinmiştir. Bu sırada kuşatılan bir hisarın alınmasını da anlatmıştır. Cudi dağından, diğer yüksek karlı dağlardan bahsetmiş, Kürtlere karşı yapılan seferleri, sebep ve sonuçlarını anlatmıştır.

    Türklerin vergi toplamalarında yaptıkları yanlışları, kaybedilen paraları, orduya asker alınması ve askerlikten kaçma olaylarının had safhaya çıkma sebeplerini teferruatlı olarak incelemiştir.

    Moltke üçüncü uzun yolculuğunu Malatya'dan Konya'ya kadar yapmış ve burada da Erciyes'ten etkilenmiştir. Eshab-ı Kehf, Kayseri, Kilikya geçitlerini görmüş, buralardaki Avşarlardan, Türkmenlerden bahsederek onların yaşayış usullerini, çadırlarını ve misafirperverliklerini anlatmıştır. Yol üzerinde Aksaray ve Nevşehir’i de görmüştür. Malatya’ya geri dönüşte Ramazan ayıdır. Bu ayda gördükleri ve özellikle cirit oyunu O’nun ilgisini çekmiştir.

    Moltke; Mehmet Ali Paşa (Kavalalı)'nın Mısırı almasıyla gelişen olayların meydana geldiği sıralarda Türkiye'dedir. Osmanlı bütün gücünü Suriye tarafına, Mısır'dan bu tarafa kaydırmıştır. Savaş ihtimali vardır. Bu yüzden iki taraf da canını dişine takmıştır. Askerlik ağır, vergiler ağırdır. Halk zor durumdadır. Karşı tarafta Osmanlı ordusundan daha kötü bir durum mevcuttur. Moltke bu durumun siyasi ve askeri yönden Osmanlı İmparatorluğunun lehine olduğunu, ancak durumun diplomasiyle çözümünü istediğini belirtmiştir.

    Toroslardaki Türk Ordusu Hafız Paşa'nın komutasında Torosların güney eteklerindeki talimgahta toplanır. Mevsim bahardır. Suların en azgın zamanında Fırat üzerinde sallarla güneye yolculuk yapılarak süre kazanmak istenir. Fakat olumsuzlukla sonuçlanır. Toros ordusu nihayet Birecik'e varır. Tüm ordu burada toplanır. Savaşa burada hazırlanmaya devam edilir. Daha sonra Nizip Harbi gerçekleşir. Acemi ve dağılmaya meyilli olan Osmanlı Ordusu, maddi güç olarak daha zayıf olan Mısırlı İbrahim Paşa'nın ordusu tarafından bozguna uğratılır.

    Ancak Moltke bu savaştaki yenilginin sadece Hafız Paşa’nın hatası değil, diğer ordu komutanlarının hataları ve aralarındaki çekişmelerin sonucu olduğunu söylemiştir. Çünkü Türk Ordusu başsızdır ve paşalar arasında birbirini çekememezlik vardır.

    Moltke savaştan sonra Malatya, Sivas, Tokat, Zile, Amasya’yı takip ederek zorlu bir yolculuktan sonra Samsun’a gelmiş, buradan vapurla İstanbul'a dönmüştür. Önce vezir tarafından, daha sonra II. Mahmut'un yerine tahta geçen genç Padişah Sultan Abdülmecit tarafından kabul edilmiştir. II. Mahmut'la ilgili olan mektubunda II. Mahmut'u anlatmış ve onu Rus Çarı ile kıyaslamış, yaptığı reformları, sonuçlarını, yeni yapılanmanın olumsuzluklarını ve sebeplerini ortaya koymuştur.

    Moltke son olarak Karadeniz ve Tuna'dan Orsava’ya gelmiş, gelirken de Tuna'nın gemi yolu olarak uygunluğunu, düzeltilecek yerlerini ve yollarını anlatmıştır. Orsava'da karantinada kalmış ve daha sonra Viyana’ ya geçmiştir.

    Moltke mektuplarıyla dile getirdiği; Osmanlı İmparatorluğu’nun Coğrafi, Siyasi, Sosyal durumu, bölgede yaşayan insanların örf ve adetleri, inanışları, insan tasvirleri hakkındaki görüşleridir.

    Not : Kitap özetlerindeki fikirler yazarların özel fikirlerini yansıtmaktadır.
     



Sayfayı Paylaş