Minyeli Abdullah

Konusu 'Kitap Özetleri' forumundadır ve RüzGaR tarafından 22 Ekim 2007 başlatılmıştır.

  1. RüzGaR Super Moderator


    TurkeyArena

    ÖZET:

    Yazar:Ömer Okçu
    Abdullah Mısır`ın Minye ilçesinde doğdu. Babasını okula başlamadan evvel kaybeder. Annesi onu tarlada çalışarak okutur. Abdullah ilkokulu başarılı bir şekilde bitirir.ortaokulu aynı derecede okumaya devam eder. Fakat ortaokul son sınıfta tarih öğretmeni ile kavga eder ve okuldan ayrılmak zorunda kalır. Daha sonra bir işe girerek çalışır. Annesi buna çok üzülür. Çünkü annesi Abdullah’ın memur olmasını istiyordu. Abdullah daha sonra Kahire’ye çalışmaya gider. Orada çalıştığı arkadaşlar vasıtasıyla konferanslar ve sohbetlere giderek İslamiyet'i tanır. İslami mecmualar alarak İslamiyet'i öğrenmeye çalışır. Askere gider. Orada boş bulduğu vakitlerde İngilizcesini geliştirir. Askerden sonra ortaokulu ve liseyi dışarıdan bitirir. Devlet su işlerinde memur olarak işe girer. Bu arada İslami mecmualar okumaya devam eder.

    O zamanlardaki Mısır yaşamı onun hiç hoşuna gitmez. Yönetimdeki Kral Faruk batı yanlısıdır. Bu yüzden Mısır’ın her yerinde batılı bir yaşam hüküm sürmektedir. Batılı bir yaşamın gelmesiyle barlar, meyhaneler, genelevler yaygın bir şekilde açılmış, insanlardaki kişilik değişikliği, güvensizlik ve devlet içerisindeki rüşvet almış başını gidiyordu. Abdullah da bu durum karşısında İslamiyet'i daha iyi bir şekilde öğrenip çevresindekilere anlatmaya başlar. Bunun için evinde sohbetler düzenler. Bu sohbetlerin birinde polisler evini basar kendisini ve arkadaşlarını tutuklarlar. Hapse atılır. Ailesi dağılır ve karısı Abdullah’ı boşamak zorunda kalır. Çünkü ailesine Kral Faruk bizi de hapse attırır korkusuyla akrabaları yardım etmez. Abdullah idamla yargılanır ve hücreye atılır. Uzun süre orada kalır ve eziyete maruz kalır. Daha sonra azılı katillerin, hırsızların ve yankesicilerin bulunduğu bir hapishaneye gönderilir. Oradaki hapisler aldığı cezadan ötürü ona iyi davranırlar. Ona hoca gözüyle bakarlar.Abdullah da onlara İslamiyet'i, doğruluğu ve sevgiyi anlatır.

    Abdullah sayesinde hapishanelerde kavga ve olaylar olmaz. Bundan hapishane müdürü de memnun olur. Bu arada General Necip bir askeri darbe ile Kral Faruk’u yönetimden indirir. Ve yönetimi ele geçirir. Daha sonra Kral Faruk’a karşı olan hapisler tahliye edilir. Bunlar içinde Abdullah da vardır. Abdullah hapisten çıkınca annesinin yanına gider.Annesi onu görünce donup kalır ve olduğu yerde vefat eder. Cenazesi başkaları tarafından kaldırılır. Daha sonra Abdullah kendisini kimsenin tanıyamayacağı bir yere İskenderiye’ye gider. Ve orada hamallık yapmaya başlar. Kazandığı parayla fakir bir çocuğu okutur ve karşılığında ona İslami mecmualar okutarak islamı öğrenmesini sağlar. Günlerini böyle geçirir. Yıllar sonra yine böyle bir hamallık yaparken hanımının ve oğlunun bavulunu taşır. Fakat onlar Abdullah’ı tanımaz. Abdullah’ın hamallık yaparak okuttuğu Kimyager Halit üniversite de asistanlık yaparken öğrencilerine Abdullah’ın hayatını anlatır. Halit anlattıktan sonra Bilal ağlar. Halit sorar. Bunun üzerine Bilal anlattığı kişinin babasının olduğunu söyler. Abdullah bu vesileyle ailesiyle tekrar buluşur. Hanımıyla tekrar evlenir. Abdullah’ın oğlu Bilal’da kendisini yetiştirmiş İslamiyeti öğrenmiştir.

    O sıralarda general Necip yerini Albay Abdünnasır’a bırakmıştır. Abdullah’ın avukatı ve hapisteyken kendisini yargılayan hakim tarafından Abdullah’ın hayatını Abdünnasır’a anlatılır. Abdünnasır da Abdullah’ı Kahire Emniyet Müdürlüğüne atanır. Abdullah bu vazifeyi kabul etmez ama çevresindekilerin baskısıyla kabul eder. Abdullah’ın Emniyet Müdürü olduğu zamanda Kahire de suç oranlarında azalma ve asayiş sağlanır.Bir milletvekilinin oğlu hırsızlık yapar. Yakalanınca hapse atılır. Fakat milletvekili Abdünnasır’ın yakın dostudur. Milletvekili bu yakınlığı kullanarak oğlunu hapisten çıkarır. Abdullah bu duruma karşı görevinden istifa eder.

    Abdullah tekrar eski hayatına geri döner. Abdullah çevresindeki Müslümanların sermayesinin toplayıp büyük bir şirket kurmalarını gelirleriyle islama hizmet etmelerini ister. Ve şirket yönetimi hakkında araştırma yapmak için Amerika’ya gider. Daha sonra Abdullah Müslümanları uyarmak amacıyla sohbetler ve konferanslar düzenlemeye başlar. Bu konferanslar ve sohbetleri oğlu Bilal’la sürdürür. Kendisine komünistler tarafından ölüm tehditleri gelir. Fakat o buna aldırmaz ve konferanslarına devam eder. Böyle bir konferansın birinde kendisi konuşmasını yaptıktan sonra oğlu Bilal konuşmasını yapmaya başlar. Fakat konuşmasının ortasında bir kavga ve arbede çıkar.Bu arbede ve kavga sırasında bir silah sesi duyulur. Ve Bilal bir komünistin silahından çıkan bir mermiyle şehit olur. Abdullah tutuklanarak hapishaneye gönderilir. Yönetim bir bir bu bahaneyle bir çok müslüman tutuklanır. Suçlular komünistler olmasına rağmen. Daha sonra Abdullah suçsuz bulunarak serbest bırakılır. Fakat bu Abdullah’ın içinde derin bir üzüntü bırakır.
    Abdullah bir zamanlar Osmanlının egemenliğinde bulunan Balkan devletlerini, Türkiye ve Ortadoğu’daki Müslümanların yaşamlarını görmek ve oradaki kutsal yerleri gezmek amacıyla gider. Fakat oradaki yaşayan Müslümanların yaşamlarının da Mısır’daki gibi değiştiğini görür. Abdullah Mısır’a döndüğünde yine islamiyeti her gittiği yerde anlatıyordu. Çevresindeki insanların sorunlarına çözüm buluyordu. O sıralarda Mısır ile İsrail arasında savaş başlar. Abdullah ve arkadaşları savaşa gönüllü olarak katılırlar. Çünkü içlerinde Allah rızası için şehit olma aşkı vardı. Ve sonunda da bu amaçlarına ulaştılar.
     



Sayfayı Paylaş