Mevlit Kandili Hutbe

Konusu 'Dini Günler' forumundadır ve CAN tarafından 29 Temmuz 2014 başlatılmıştır.

  1. CAN Well-Known Member


    Mevlid Kandili Cuma Hutbesi

    “Andolsun, Allah’ın Resulü’nde; sizin için, Allah’a ve Resulü’ne kavuşmayı umanlar ve Allah’ı çok ananlar için güzel bir örnek vardır” (Ahzab Suresi, [33:21])

    Muhterem Müslümanlar,

    Önümüzdeki pazartesi gününü salı gününe bağlayan pazartesi gecesi, Sevgili Peygemberimiz Hz. Muhammed Mustafa (sas) Efendimizin doğum günü olan “Mevlid Kandili Gecesi”dir. Bütün İslam ve insanlık alemine mübarek olsun. Sevgili Peygamberimiz (as), 571 tarihinde Rebîülevvel ayının 12’nci gecesi olan Pazartesi gecesinde dünyaya gelmiş ve alemlere şeref vermişlerdir. Onun kutlu doğumu alemlere rahmet, tüm insanlığa huzur ve saadet getirmiştir.

    Zira O, dünyayı şereflendirmeden önce insanlık en karanlık dönemini yaşıyordu. Sevgi, merhamet, hak, adalet ve şefkat duyguları yok olmuş, insanlar adeta bütün insani değerlerini kaybetmişlerdi. Zulme uğrayanların, diri diri toprağa gömülen kız çocuklarının feryadı, Allah’tan başka kimseye ulaşmıyordu. İnsanlık, kara cehaletin kuşatması altında; akılları durduran, insanın kanını donduran günahların her çeşidi açıkça ve alçakça işleniyordu. “Sırtlanları geçmişti beşer yırtıcılıkta; Dişsiz mi bir insan, onu kardeşleri yerdi.” diyen Merhum Akif, bu karanlık dönemi ne kadar da güzel tarif etmişti.

    Kıymetli kardeşlerim,

    İşte böyle bir zamanda alemlere rahmet olarak gönderilen Sevgili Peygamberimiz (sas), insanlığın kara talihini ve tersyüz olmuş tarihini değiştirecekti. Süleyman Çelebi Hazretlerinin "Hem Muhammed gelmesi oldu yakin; Çok alâmetler belürdi gelmedin" mısralarında belirttiği gibi, daha dünyaya geldiği ilk gece olağanüstü bir çok olay meydana gelecekti. Ka’be'de ki putlar, kisraların sarayları, ateşgedede yanan ateşler O’nun gelişini hissedecekti. Mekke ufku O’nun nuru ile parlamaya başlayacaktı. Çünkü ruhlar, bir nurun karanlıkların perdesini yırtacağını hissediyordu. Gelecek bu nurun, tarihin seyrini, hayatın akışını değiştirecek eşsiz bir olay olacağının farkında idi.

    Aziz kardeşlerim,

    Efendimiz (as)’indünyaya teşrifi ile, kalpler aydınlandı; O’nun sayesinde insanlık, yeniden insan olduğunun farkına vardı ve yitirilen insani değer ve duygular yeniden kazanıldı. Zira O, sulhün ve barışın elçisi, tüm mahlukata rahmet ve şefkatin merkezi idi. İnsanlık aleminde yaratılan en müstesna şahsiyetti. Allah (cc), O’nu tabiri caizse özel yaratmış ve bütün insanlığa model insan olarak takdim etmişti. “Andolsun, Allah’ın Resulü’nde; sizin için, Allah’a ve Resulü’ne kavuşmayı umanlar ve Allah’ı çok ananlar için güzel bir örnek vardır” (Ahzab Suresi, [33:21]) ayeti bunu bütün insanlığa ilan edecekti. Bundan dolayıdır ki, bugün bizler Müslümanlar olarak, Peygamber Efendimiz (as)’ın bütün zamanlara hitap eden ve tüm insanlığa hayat iksiri sunan, evrensel mesajlarını değerlendirmemiz bakımından, Mevlid Kandillerini çok iyi değerlendirmeliyiz. O’nu sevme, O’nu gereği gibi anlama, onun manevi mirasına sahip çıkma; konularında bu mübarek geceler, bizi uyanışa sevketmelidir. Kandilinizi tebrik ederken, hutbemizi bir ayet-i kerime ile bitiriyoruz: “Andolsun, size kendi içinizden öyle bir peygamber gelmiştir ki, sizin sıkıntıya düşmeniz ona çok ağır gelir. O size çok düşkün, mü’minlere karşı da çok şefkatli ve merhametlidir.” (Tevbe Suresi, [9:128]
     



  2. CAN Well-Known Member

    Mevlid Kandili Hutbe

    بِسْمِ اللهِ الْرَّحْمَنِ الْرَّحِيمِ

    لَقَدْ كَانَ لَكُمْ فِي رَسُولِ اللهِ اُسْوَةٌ حَسَنَةٌ لِمَنْ كَانَ يَرْجُوا اللهََ وَالْيَوْمَ الاَخِرَ وَذَكَرَ اللهَ كَثِيرا

    Bismillahirrahmanirrahim

    [Rahman ve rahim Allah’ın adıyla]
    „Andolsun, Allah’ın Resulünde sizin için; Allah’a ve ahiret gününe kavuşmayı uman, Allah’ı çok zikreden kimseler için güzel bir örnek vardır.”

    [Ahzab suresi, ayet 21]

    Muhterem Müslümanlar!


    Hicri takvime göre 11/12 Rebiu’l-evvel 1433, miladi takvime göre 3 Şubat Cuma’yı 4 Şubat Cumartesi’ye bağlayan gece yani bu gün akşam sevgili Peygamberimiz‘in doğum yıldönümü olan ‘‘Mevlit Kandili‘‘dir. Peygamberimiz (s.a.s) miladi 571 yılında Pazartesi günü sabaha karşı Mekke’de doğdu. O yüce Peygamber, karanlıkları aydınlatan bir nur olarak dünyaya geldi. Onun doğumu insanlık tarihinin en önemli olayıydı. Çünkü insanlık onun doğumuyla mutluluk ve huzura kavuştu, alemler onun nuruyla aydınlandı. Çünkü o bütün alemlere rahmet, [1] bütün beşeriyete uyarıcı ve müjdeleyici olarak gönderilmişti. [2]

    Hz. Peygamber her bakımdan insanlık için örnek olarak gönderilmiş [3] bir peygamberdi. Gerek peygamberlik öncesi ve gerekse sonrasındaki dönemlerde sergilemiş olduğu yaşam tarzı, insanlarla ilişkisi, söz ve davranışları, yaşamlarında insanlık vasıflarını kaybetme noktasına gelen müşriklerin bile kendisine „Muhammedü’l-emin“ (Güvenilen, kendisine güven duyulan) demelerine neden olmuştur. Hiç kimseye güvenip teslim edemedikleri kıymetli eşyalarını ona teslim etmişlerdir.

    Değerli Kardeşlerim!

    Kabe’nin onarımı esnasında „Hacerü’l-esved“ taşının yerleştirilmesinde anlaşmazlığa düşen kabileler onun hakemliğini memnuniyetle kabul etmişlerdir. Çünkü o haktan, adaletten, doğruluktan ayrılmaz ve hiçbir zaman yalan söylemezdi. Kimseye zulmetmez ve kimsenin hakkını yemezdi. Bunun için düşmanları ona inanmasalar da hiçbir zaman „yalancısın, yalan söylüyorsun…“ diyememişlerdir.

    Peygamber Efendimiz (s.a.s), „Önce en yakın akrabanı uyar! (Onları Allah’ın azabı ile korkut!)“ anlamındaki Şuara Suresi’nin 214’üncü ayet-i kerimesi nazil olduğunda, Safa tepesinde insanları toplayarak: „Size, şu dağın arkasında, düşman atlılarının bulunduğunu, baskın için hazırlandıklarını söylesem bana inanır mısınız?“ diye sorduğunda, orada bulunan insanlar hiç tereddüt etmeden hep bir ağızdan: „Evet, inanırız; çünkü sen yalan söylemezsin; şimdiye kadar senden hiç yalan duymadık…“ diye cevap vermişlerdi.

    Değerli Mü’minler!

    23 yıllık peygamberlik döneminde, her türlü insani değerini kaybetmiş bir toplumu, tarihte benzerine az rastlanır, fertlerinin her biri gökteki yıldızlar misali numune bir toplum haline getirdi. İnsanlığa en üstün anlayış, yaşayış ve ahlak ilkelerini kazandırdı.

    Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in bu üstün başarısı kuvvetli imanı, örnek yaşantısı, bitmeyen azim ve kararlılığının yanında düşünce, inanç ve yaşam bütünlüğünden kaynaklanıyordu. İnsani ilişkilerde kalpleri fetheden yumuşak bir üsluba sahipti. Onun davranışlarını Yüce Allah Kur’an-ı Kerim’de şöyle dile getiriyor: „Allah’ın rahmetinin eseri olarak sen onlara yumuşak davrandın. Eğer kaba ve katı kalpli olsaydın, şüphesiz etrafından dağılıp giderlerdi.“ [4]

    Muhterem Mü’minler!

    O halde sevgili Peygamberimizi iyi tanıyalım. O’nun hayatını, örnek yaşantısını, üstün ahlakını ve güzel öğütlerini anlatan kitapları mutlaka alıp okuyalım. Çocuklarımıza küçük yaştan itibaren Peygamberimizi öğretelim. Onların temiz kalplerine Allah ve Peygamber sevgisi yerleştirelim. Bütün hayatımızda ve her işimizde onu kendimize örnek edinelim ve onun gösterdiği nurlu yoldan ayrılmayalım.

    Hutbemi başta okuduğum ayet-i kerimenin mealiyle bitirmek istiyorum; „Andolsun ki, Rasulullah, sizin için, Allah’a ve ahiret gününe kavuşmayı umanlar ve Allah’ı çok zikredenler için güzel bir örnektir.“ [5]

    Mehmet TEKİN Berlin Türk Şehitlik Camii Din Görevlisi

    [1] Enbiya, 21/107.
    [2] Sebe’, 34/28.
    [3] Ahzab, 33/21.
    [4] Al-i İmran, 3/159.
    [5] Ahzab, 33/21.
     
  3. CAN Well-Known Member

    Mevlid Kandilinin Mânâ Ve Önemi

    Muhterem Mü’minler!

    Yüce Rabbimiz, insanları bu dünya âleminde başıboş bırakmamıştır. Onları akıl, idrak, irade gibi melekelerle donatmanın yanısıra kendi içlerinden birini de peygamber olarak seçmiştir. Böylece insanları her zaman hakka ve hayra yönlendirmiştir. Peygamberler zincirinin son halkası ise ahir zaman peygamberi olan Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) Efendimiz’dir. O, hâtemü’l enbiyadır. Artık O’ndan sonra peygamber gelmeyecektir. İşte yaklaşmakta olan “mevlid kandili” Fahr-i Kainat Efendimiz’in dünya alemini şereflendirdiği zamanın ifadesidir.

    Aziz Mü’minler!

    Hayat yolculuğumuzun rehberi olan Allah Rasulü (s.a.v), bizler için üsve-i hasenedir, ideal modeldir. Şu ayeti hatırlayalım: “Andolsun, Allah'ın Rasulünde sizin için; Allah'a ve ahiret gününe kavuşmayı uman, Allah'ı çok zikreden kimseler için güzel bir örnek vardır.” (Ahzab 33/21) Bu ayetle Cenab-ı Hak bizleri Rasulünü tanımaya çağırmaktadır. Çünkü O’nu tanımadan, O’nun sevgisiyle bezenmeden makbul bir İslam yaşamamız mümkün değildir. Peygamber Efendimiz’in (s.a.v) bereketli hayatı, ihtiyaç duyduğumuz her alanda örnekler sunmaktadır. Her insan, ister ailevi alanda ister toplumsal ve idari konularda, ister ibadet sahasında, ister eğitim-öğretim alanında olsun Hz. Peygamber’in (s.a.v) şerefli hayatı ve sünnet-i seniyyesinde kendisine örnek alabileceği en güzel davranışları bulabilir. O’nun güzel vasıflarından bazılarını ise Hz. Ali’nin ifadesinden dinleyelim: “O (s.a.v), insanların en cömert gönüllüsü, en doğru sözlüsü, en yumuşak tabiatlısı ve en arkadaş canlısı idi. Kendisini ansızın görenler O’nun heybeti karşısında sarsıntı geçirirler, fakat üstün vasıflarını bilerek sohbetinde bulunanlar ise O’nu her şeyden çok severlerdi. O’nun üstünlüklerini ve güzelliklerini tanıtmaya çalışan kimse “Ben gerek O’ndan önce gerek O’ndan sonra O’nun gibi birisini görmedim.” diyerek O’nu tanıtmadaki yetersizliğini itiraf ederdi.” (Tirmizi, Menakıb, 3642)

    Muhterem Müslümanlar!

    O’nu (s.a.v) sevmek imanımızın bir gereğidir. Sevgili Peygamberimiz (s.a.v) “Nefsim kudret elinde olan Allah’a yemin olsun ki sizden biriniz ben kendisine anasından, babasından, evladından ve bütün insanlardan daha sevimli olmadıkça hakiki manada iman etmiş olmaz” (Buhari, İman, 8) buyurmaktadır. O halde Allah Rasulü (s.a.v), herşeyden çok sevilmelidir. O’nun (s.a.v) ümmeti için yüreğinde taşıdığı derin sevgi ise ayeti kerimede şöyle ifade edilmektedir : “Şüphesiz size kendi içinizden öyle bir elçi gelmiştir ki sizin sıkıntıya uğramanız ona çok ağır ve zor gelir. O, size çok düşkün ve iman edenlere karşı çok şefkatli ve merhametlidir.” (Tevbe 9/128)

    Yine bir ayet-i kerimede “Sen onların içinde olduğun müddetçe, Allah onlara azap edecek değildi” (Enfal 8/33) buyrulmaktadır. Hz. Peygamber’in (s.a.v) ümmetinin içinde olması ne demektir? Araya asırlar da girse O’nun sevdiklerini sevdiğimizde, O’nun sünnetine tabi olduğumuzda, O’na cânu gönülden bağlandığımızda, O’nun haliyle hallenip fikirleriyle hareket edip yolundan gittiğimizde Hz. Peygamber (s.a.v) içimizde olmaz mı?

    Kıymetli Mü’minler!

    Unutmayalım ki kandiller, müminler için manevi rızık kapısıdır. Bu mevlid kandili de Allah Rasulünü (s.a.v) içimize, işlerimize, hayatımıza çağırmanın bir vesilesi olmalıdır.

    Hutbemizi ashab-ı kiramın Peygamberimize “Ya Rasulallah! Sana selam vermeyi biliyoruz fakat salatı nasıl getireceğiz” diye sormaları üzerine Fahr-i Kainat Efendimiz’in (s.a.v) öğrettiği ve namazlarımızın sonunda da okuduğumuz dualarla bitiriyoruz (Elmalılı Hamdi Yazır, Hak Dini Kur’an Dili, VI, 3923, 3924) :
     

Sayfayı Paylaş