Mevlananın Son Sözleri

Konusu 'Dini Sözler' forumundadır ve EmRe tarafından 27 Nisan 2014 başlatılmıştır.

  1. EmRe Well-Known Member


    Mevlana Hazretlerinin Son Sözleri

    Bilindiği gibi Mevlâna (hicri 672/miladi 17 Aralık 1273’de) Pazar günü akşam üstü güneş gözden kaybolup, Konya ufuklarını kızıla boyarken bu alemden can ve beka alemine göç etmiştir. Mevlâna ölümünü ‘gerdek gecesi’ "Şeb-i Ârus" sevgiliye kavuşma günü olarak kabullenmişti. Şeb-i Arûs, fedakarlıkla başlar, ölüm boyunca devam eder, öbür aleme kavuşmakla tamamlanır.

    Yüce Mevlânâ son demlerindeyken bile nasihat vermeyi sürdürmüş insanları hidayet yoluna davet etmiştir. Dostlarına vasiyeti şu olmuştur:

    "Ben size; gizlice ve açıkça ALLAH'tan korkmayı, az yemeyi, az uyumayı, az konuşmayı, günahlardan çekinmeyi, oruç tutmaya ve namaz kılmaya devam etmeyi, daima şehvetten kaçınmayı, halkın eziyet ve cefasına dayanmayı, avam ve sefihlerle düşüp kalkmaktan uzak bulunmayı, kerem sahibi sâlih kişilerle beraber olmayı vasiyet ederim. Çünkü onların hayırlısı, insanlara faydası dokunandır. Sözün hayırlısı da az ve öz olanıdır"

    Bir diğer vasiyeti de oğlu Sultan Veled'e dir: "Bahâeddin; senin düşmanını sevmeni, düşmanının da seni sevmesini istersen, kırk gün onun hayrını ve iyliğini söyle. O düşman senin dostun olur; Çünkü gönülden dile yol olduğu gibi, dilden de gönüle yol vardır. ALLAH'ın sevgisini de O' nun aziz isimleriyle elde etmek mümkündür. Cenâb-ı Hak buyurduki: ' Ey kullar, kalbinizde safâ ( gönül temizliği) hâsıl olması için daima beni çok anmaktan geri durmayın.' Safâ ne kadar olursa ALLAH'ın nurunun parlaklığı da kalpte o nispette fazla olur. Tıpkı ekmekçinin fırını gibidir. Tandır ne kadar sıcak olursa o kadar ekmek alır. Soğuk olunca ekmek almaz"

    HZ. Mevlana'nın Vasiyeti

    "Ben size, gizli ve aleni, Allah'dan korkmanızı,
    az yemenizi, az uyumanızı, az söylemenizi,
    günahlardan çekinmenizi,
    oruç tutmaya ve namaz kılmaya devam etmenizi,
    daima şehvetten kaçınmanızı,
    halkın eziyet ve cefasına dayanmanızı avam ve
    sefihlerle düşüp kalkmaktan uzak bulunmanızı,
    kerem sahibi olan salih kimselerle
    beraber olmanızı vasiyet ederim.
    Hayırlısı, insanlara faydası dokunandır.
    Sözün hayırlısı da az ve öz olanıdır.
    Hamd, yalnız tek olan Allah'a mahsustur.
    Tevhid ehline selam olsun."


    Oğlu Sultan Veled'e

    "Ey oğlum! Sana vasiyet ediyorum ki:
    Her halde ilim, edep ve takvâ üzerine bulun.
    Her zaman geçmiş din büyüklerinin eserlerini inceleyerek,
    Ehl-i sünnet vel-cemâat yolundan ayrılmamayı vazîfe edin.
    Fıkıh (İslâm hukûku) ve hadîs-i şerîf öğren,
    câhil sofulardan olma.
    Namazı her zaman cemâatle kıl,
    fakat imâm ve müezzin olma.
    Şöhret isteme, zîrâ şöhret âfettir. Makâma bağlı olma.
    Yazdığın şeylerde adını yazma.
    Mahkemede hâkim huzûruna çıkma.
    Kimseye kefil olma.
    Halkın işlediği işlere karışma.
    Devlet büyüklerinin çocuklarıyla arkadaşlık etme.
    Uzlete çekilme, yalnız kalma.
    Çok söz söyleme.
    Çok söz işitmek kalbe nifak verir.
    Sözü inkâr etme. Onun söyleyenleri ve sâhipleri çoktur.
    Az söyle ve halkın kötülük ve eğrilerinden
    arslandan kaçar gibi kaç, bir kenarda dur.
    Kadınlardan ve dinde eğri yollara girenlerden sakın.
    Herkesle ve zenginlerle sohbet etme (oturup kalkma).
    Helal ye ve şüphelilerden kaçın.
    Dünyâ malına kapılma.
    Dünyâ arzusu dînin zâyi olmasına sebeb olur.
    Çok gülme ve kahkaha atma. turkeyarena
    Zîrâ fazla gülmek kalbin ölümüdür.
    Herkese şefkatle bak. Hâinlikle bakma.
    Dışını süsleme. Zîrâ dışın süsü; için, kalbin, rûhun
    harâb olduğunu gösterir.
    Başkalarıyla mücâdele etme ve
    hiç kimseden bir şey isteme.
    Kimseye hizmet buyurma.
    Âlimlere, evliyâya, mal, can ve tenle hizmet et.
    Din büyüklerinin hâllerini inkâr etme. Zîrâ inkâr edenler
    rahat ve kurtuluş yüzünü göremezler." buyurdu.


    Yine ölmesine yakın dostu Sirâceddin'e hem iyi, hem de sıkıntılı zamanlarında okuması için şu duayı okumasını tavsiye etmiştir:

    "Ya Rabbî! Sana vesile olan sağlığı, seni bol bol tesbih etmek için istiyorum. Ya Rabbî! Bana, ne Senin zikrini unutturacak, Sana olan şevkimi söndürecek, Seni tesbih ederken duyduğum lezzeti kesecek bir hastalık; ne de beni azdıracak, şer ve kötülüğümü artıracak bir sıhhat ver. Ey merhamet edenlerin En Merhametlisi! merhametinle bu duamı kabul et."
     



Sayfayı Paylaş